Ders Özetleri Uygulamasına Hoş Geldiniz

Ücretsiz kayıt olarak tüm ders notlarına erişebilirsiniz.

veya Kayıt ol

VİZE İşletme Fonksiyonları Vize Ders Notu


Editör

Administrator
Yönetici
Katılım
30 Eyl 2020
Mesajlar
248
Tepkime puanı
12
Puanları
18
YÖNETİM FONKSİYONU
Yönetim sözcüğünün etimolojik kökeninin Fransızca “manage” kelimesinden geldiği öne sürülmektedir. Manage sözcüğünün Türkçe karşılığı “at eğitimi, bu eğitimin yapıldığı yer, binicilik” anlamındadır. Bu bağlamda, yönetim sözcüğünün kökeninin “at eğitimi, atı gem vasıtasıyla yönlendirmek, çekip çevirmek” olduğu düşünülmektedir.Türkçede yönetim kelimesi Arapça kökenlidir ve “yön verme, çekip çevirme,yönlendirme” anlamındadır.
YÖNETİM: Yapılan her tanımda yönetimin bazı özellikleri ön plana menfaatilmakta ve yönetim akademisyenleri, “önemli olduğunu düşündükleri bazı özellikleri daha fazla vurgulayarak” kendi yönetim tanımlarını yapmaktadır.Yönetimi; “planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon ve denetim süreci doğrultusunda eldeki kaynakları verimli, etkili ve iktisadi olarak kullanarak daha önceden belirlenmiş amaçlara ulaşma” olarak tanımlayabiliriz.
Yönetimin özellikleri
Yönetimin temel özellikleri şunlardır:
• Yalnızca insanlar için geçerlidir.
• En az iki insan olmalı ve biri yöneten diğeri yönetilen rolünü üstlenmelidir.
• Amaçlar daha önceden belirlenmeli ve çalışanların iş birliği sağlanmalıdır.
• Yönetim basamakları ve bu basamaklara ait yetki/sorumluluk düzeyleri belirlenmelidir.
• Yönetsel faaliyetlerde verimlilik, aktivite ve iktisadilik göz önünde bulundurulmalıdır.
• Hem bilim hem de sanattır.
Yönetim bilimi için “bilimlerin en yenisi, sanatların en eskisi” denilerek yönetim biliminin diğer bilim dallarından ayırıcı özelliği vurgulanmaktadır.yönetimin “planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon, denetim” gibi faaliyetlerin gerçekleştirilerek yerine getirilmesi ve bu faaliyetlerin birbirini izlemesinin “yönetim süreci” olarak adlandırılır…
Yönetimin yukarıyada sıralanan özellikleri, kurumsal performansın artırılmasını destekleyen özelliklerdir.
Tüm bu özellikler, yöneticilerde önemli bir paradigmayı (bakış açısını) zorunlu kılmaktadır.
Yönetimin paradigması “gelir maksimizasyonu ve gider minimizasyonu” üzerine kurulmuştur ve doğal olarak “kurumsal performans” odaklıdır. Bu bağlamda“akılcılık” yönetimin “temel” özelliğidir.
Yönetimin fonksiyonları;Fonksiyon kavramı, “bir bütünü oluşturan parametrelerden herhangi birinin tümün üzerindeki etkisi” olarak tanımlanabilir.
Buna göre, yönetim olarak adlandırılan “tüm”, “planlama-örgütleme-yöneltme koordinasyon-denetim” olarak adlandırılan parametrelerden oluşmaktadır ve bu parametreler tümün işleyişi üzerinde direkt olarak etkilidir.
Yönetim, işletmedeki bütün faaliyetleri içine alan bir fonksiyondur. Başka deyişle pazarlama yönetimi, üretim yönetimi, insan kaynakları yönetimi gibi bütün işletme işlevlerinin yönetimi söz konusudur.
Bu bağlamda; yönetim işletmenin genel fonksiyonu” olarak adlandırılmaktadır.
Yönetimin işletmenin genel fonksiyonu olması doğrultusunda, yönetimin alt fonksiyonları olan
• planlama,
• örgütleme,
• yöneltme,
• koordinasyon ve
• denetim
diğer işletme işlevlerinin hepsinde yer alır. şu şekilde ki üretim planlaması, satış planlaması, finansal planlama, iş gücü planlaması vb. gibi. Ayrıca satın alma da “tedarik” anlamında diğer işletme fonksiyonları içinde yer alabilmektedir. Örneğin; iş gücünün tedariki veya finansal fonların tedariki gibi.
Profesyonel yönetici ve girişimci
Profesyonel yönetici; işletmenin değişen koşullarına uymasını sürekli hareketli halde olmasını sağlayan,işletmenin risk dışındaki sorumluluklarını üstlenen, işletmenin amaçlarını gerçekleştirmek için girişimciye karşı sorumluluk üstlenen ve işletme çalışanlarının amaçlarıyla işletmenin örgütsel amaçları arasında ahenk sağlayan bir işletme çalışanıdır.
Girişimci; “sermayesini kâr elde etmek amacıyla ortaya koyan ve üretim etkenlerini bir araya getirerek belirli bir mal ve/ya da hizmeti üretmek ve/ya da pazarlamak riskini üstlenen kişi”
Girişimcinin en önemli özelliği “girişimcilik ruhuna” sahip olmasıdır.
• doğa (yani üretimin gerçekleştirileceği yer),
• sermaye (yani para,arazi, bina, makine, ham madde),
• iş gören (ücret karşılığında çalışanlar) ve
• teknoloji (patent, lisans, know how, imtiyaz) gibi üretim etkenlerini girişimcilik ruhu bir araya getirir.
İç girişimci rolünü üstlenen profesyonel yönetici, işletmenin mevcut kurumsal performansını güvenliğini sağlamaktan çok,daha çok katma dşayet yaratmaya ya da kurumsal performansı katlamaya odaklanır. Bu doğrultuda riske girer ve işletmenin geleceğinde daha çok söz sahibi olur.
Yönetim biliminin gelişimi; Yönetim biliminin gelişimine paralel olarak gelişen yönetim programları;toplumdaki üretim, iş bölümü ve tüketim şekillerini etkileyerek sosyal ve iktisadi yapı yı belirleyen en önemli nedenlerden biri olmuştur. Bilimin günlük yaşama yansı-ması “teknoloji” olarak adlandırılmaktadır. Başka deyişle teknoloji bilim değil, bilimin günlük yaşama uygulanmasıdır.
Bilimsel alanda yaşanan eşitlik kavramı, teknoloji alanında geçerliliğini yitirir. Çünkü teknolojide yaşanan ilerlemeler patentle ödüllendirilir ve koruma altına alınır. Patent, teknolojini üretildiği işletmeye veya ülkeye uzun süreli bir rekabet üstünlükı sağlar. Bilimsel gelişmenin toplumlar arasında fark yaratması da bu şekilde olur.
Endüstri Devrimi öncesinde, Orta Çağ’da kölelerin yeteri kadar verimli çalışmadığının fark edilmesi ve bazı bölgelerde köle ayaklanmalarının yaşanması, toprak sahiplerini mevcut sistemden daha farklı bir çözüm yolu aramaya itmiştir.
Böylece, kendilerine üretmedikleri için yetersiz çalışan kölelerin serbest bırakıldığı ve elde edilen ürünün toprak sahibi ile köylüler (köleler artık köylüler olmuşlardır)arasında paylaşıldığı yeni bir model ortaya konulmuştur.
Tarımsal gelişmeyle ve tarım ürünlerinin çeşitlenmesiyle sistemli bir biçimde artan ticari tarımsal üretim, üretime katılmayan ancak üretici ile tüketici arasında köprü oluşturan tüccarlar sınıfının ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Tüccarlar, toprak sahipleriyle köylüler arasında aracı konumuna gelmiş ve denizciliği de kullanarak büyük zenginlikler elde ederek diğer iki sınıfa egemen olacak kadar güçlenmiştir.
Zamanla toprak işçilerinin toprak sahipleri için çalıştığı feodal sistem, zanaat işçilerinin ve ustaların sermaye sahipleri için üretim yapmasıyla beraber kapitalist sisteme dönüşmüştür.
Endüstri Devrimi sonrasında,
Öncülüğünü Frederick W. Taylor’un (1856-1917) yaptığı“bilimsel yönetim yaklaşımı”,
Öncülüğünü Henry Fayol’un (1841-1925) yaptığı “yönetim süreci yaklaşımı”
Öncülüğünü Max Weber’in (1864-1920)yaptığı “bürokrasi yaklaşımı”
klasik yönetim olarak adlandırılmaktadır.
Bu üç yaklaşımın “klasik” olarak adlandırılmasının sebebi, “üzerinden çok zaman geçse bile varsayımlarının dşayetini yitirmemesinden” kaynaklanmaktadır.
1-Bilimsel yönetim, yönetim süreci ve bürokrasi olarak adlandırılan Klasik yönetim kanaatsinin birden fazla“çağdaşları ve günümüzde izleyicileri” bulunmaktadır.Bu nedenle, Klasik yönetimin başlangıcı ve bitişiy ile ilgili tarih vermek anlamsızdır.
2-Neoklasik yönetim, klasik yönetimin eksik olan yönlerini tamamlamaktadır. Elton Mayo (1880-1949) ve ekibi tarafından yapılan Hawthorne Araştırmaları verimliliğin veya diğer deyişle kurumsal performansın daha da artırılmasının klasik yönetimin eksik bıraktığı yön olan “insan nedenuna” önem vererek gerçekleştirilebileceğini kanıtlamıştır.
A) Klasik yönetim, “akılcı insan (homo rationalis)”varsayımına dayanmaktadır.Neoklasik yönetim bu varsayımı kabul etmekte,bunun yanı sıra “duygusal insan (homo sensus)”varsayımını da ekleyerek,eksik gördüğü yönünü tamamlamaktadır.
B) Neoklasik yönetim; örgüt içinde çalışanların nasıl davrandıkları, davranışlarının nedenleri ve örgüt yapısı ile davranışlar arasındaki ilişkiler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu nedenle“davranışsal yönetim” şeklinde de adlandırılmaktadır.
3-Modern yönetim;
• sistem yaklaşımı
• durumsallık yaklaşımı
olarak adlandırılan iki yaklaşımdan oluşmaktadır.
Sistem yaklaşımı, biyolog Ludwig Von Bertalanffy’nin 1920’lerde öne sürdüğü bir görüştür. Buna göre; her sistem kendi çevresinden bağımsız olarak değil, tümsellik anlayışlı doğrultusunda çevresiyle ve kendi alt sistemleriyle olan ilişkisi göz önünde bulundurularak incelenmelidir
Durumsallık yaklaşımına göre, bütün ortam ve koşullarda geçerli olabilecek ve “en doğru” veya “en iyi” olarak tavsiyelebilecek bir yönetim uygulaması ve örgüt yapı-sı yoktur. işletmenin yapacağı içsel ve dışsal analizler sonucunda kendisine İdeal yönetim programları ve örgüt yapısı belirlenmelidir.
Bu yaklaşımların temelinde; işletme olarak adlandırılan tümün,
• Kendisini meydana getiren öğelerina analiz yoluyla ayrılması,
• Bu öğelerin teker teker ele alınıp detaylı olarak incelenmesi,
• Sentezle tümün (işletmenin) tekrar oluşturulması bulunmaktadır.
Her üç yaklaşımın ortak özellikleri aşağıda sıralandığı gibidir:
• Üretilen katma dşayetin (kârlılığın) artırılması ve kurumsal performansın yükseltilmesi üzerinde odaklanmışlardır.
• Davranış standartları (normlar, kurallar) doğrultusunda işçilerin verimlilik artışı için zorlanabileceği düşünülmektedir.
• Yöneticilerin performansları kârlılık düzeyine göre değerlendirilmektedir.
• Merkeziyetçi bir örgüt yapısına ve iletişimin yukarıyadan aşağıya doğru olması gerektiğine inanılmaktadır.
• Biçimsel örgüt yapısı üzerinde durulmakta, şekilsel olmayan örgüt yapısı önemsenmemektedir.
• İşçiler için çalışma güvencesinin; karar vermekten, inisiyatif kullanmaktan ve sorumluluk almaktan daha önemli olduğuna inanılmaktadır.
• İşçilerin genellikle rasyonel davrandıkları ve ücretle motive edilebilecekleri öngörülmektedir.
• İşçilerin şahsi problemlerinın iş yerindeki performanslarını etkilemediği varsayılmaktadır.
• Örgüt ve çevresi arasında önemli bir etkileşimin olmadığı düşünülmektedir.
Güncel yönetim yaklaşımlarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1-Kaynak bağımlılığı, Kaynak temininde yaşanan problemler,maliyetler üzerinde direkt olarak etkilidir ve işletmelerin kurumsal performansı nı etkilemektedir. Bu problemlerin yaratabileceği tehlikeler doğrultusunda alınabilecek yönetim programlarını; konsorsiyumlar, stratejik ortaklıklar, iş birlikleri, yasal anlaşmalar vb. olarak sıralayabiliriz.
2-Örgütsel strateji, Örgütsel strateji yaklaşımına göre, üst düzey yönetimi işletmenin dış çevresindeki değişimler doğrultusunda ortaya çıkan fırsat ve tehditleri, işletmenin iç çevresinde var olan zayışık ve avantajları SWOT analiziyle saptamakte ve uygulanacak stratejileri oluşturmaktadır
3-Vekâlet yaklaşımı, vekâlet verenle (principal) vekil (agency) arasında yapılan sözleşmeyi ele alan ve en etkin sözleşmenin nasıl kurulabileceğini araştıran bir yaklaşımdır.İşlem maliyeti, örgütler ürettikleri mal ve/ya da hizmetler için “değişim prosedürlerinin (transactions)” maliyetlerini minimize edebilecek bir örgüt yapısına sahip olması gereklidirlar.
4-Kurumsallık; Kurumsallık yaklaşımına göre, örgütlerin yaşamlarını problemsiz sürdürebilmeleri için kurumsal çevreden gelen baskılara duyarlı olmaları gereklidir
5-Örgütsel ekoloji; Örgütsel ekoloji (çevrebilim) yaklaşımı; belirli bir toplumda, sanayi dalında ya da bölgede bulunan örgütler topluluğunun (popülasyonunun) çevresiyle ilişkisini incelemektedir. Bu yaklaşıma göre, “örgütün içinde bulunduğu çevre, tıpkı doğa gibi örgüt popülasyonu içinde bir seçime (elemeye/seleksiyona) gitmektedir
Güncel yönetim yaklaşımların temel özelliği, “maliyetler üzerinde odaklanarak kurumsal performansı desteklemeleridir”.Bunun sebebi, genelde bu yaklaşımları önerenlerin “örgütsel ekonomi” olarak adlandırılan bir uzmanlık alanında çalışmalarıdır.
Güncel yönetim yaklaşımlarının hepsi “örgüt yapısı ve maliyetler” üzerinde odaklanmışlardır. Buna göre, yönetim programlarıyla örgüt yapısı arasında doğrusal bir ilişki vardır ve örgüt yapısı yönetim programları doğrultusunda biçimlenmektedir. Yani; örgüt yapısı maliyetler üzerinde ve maliyetler de kurumsal performans üzerinde etkili olmaktadır.
YÖNETİM UYGULAMALARI;
• Toplam kalite yönetimi, -çalışanların Kaliteli mal ve hizmet üretmesine odaklanmak
• Altı sigma,-günlük faaliyetlerin incelenmesi,kaynakların doğru kullanılması-
• Dengeli ölçüm kartı (kurum karnesi),
• Kıykatiyenma (benchmarking), daha yüksek kurumsal performansa ulaşabilmek amacıyla “en iyi iş süreçlerinin arandığı ve işletmeye kazandırıldığı” bir yönetim uygulaması dır.
• Temel yetenekler, Temel yetenekler (core competence), örgütü diğerlerinden farklı kılan ve rekabet üstünlüğü sağlayan, rakipleri tarafından anlaşılması ve taklit edilmesi zor (hatta imkânsız) bilgi, beceri ve yetenekleri ifade etmektedir
• Dış kaynak kullanımı, Dış kaynaklardan faydalanma (outsourcing), işletme yönetiminin belirlediği temel yetenek alanlarının dışında kalan işlerin, diğer işletmelerden edinilmesi olarak tanımlanabilir
• Küçülme-kademe azaltma ve doğru ölçeği bulma, günümüzde işletmelerin rekabet güçlerini artırabilmek için yoğun olarak kullandıkları yönetim programlarıdır
• Personeli güçlendirme, Personeli güçlendirme (empowerment), çalışanların bilgi ve yaktiviteleri doğrultusunda inisiyatif almaya ve problem çözmeye yetkili kılınmaları ve bu bağlamda; bilgi,beceri ve motivasyon düzeylerinin yükseltilerek yönetim gücünü kullanabilmeleri yolunun açılması olarak tanımlanabilir
• Değişim mühendisliği, Değişim mühendisliği uygulaması, “süreçlerin kurumsal performans doğrultusunda tekrar tasarlanması, gerekiyorsa tamamıyla değiştirilmesi” anlamına gelmektedir.
• Yalın organizasyonlar, Yalın organizasyon uygulamasında, örgüt yapısını yalınlaştırarak gerçek anlamda bir maliyet minimizasyonu nu gerçekleştirebilmek için iş tanımları, iş akışları, işlemler, politikalar, davranış standartları gibi bütün eski programların (ya da alışkanlıkların), “lüzumsuz olanlarından kurtulabilmek için” ele alınması gereklidir
• Öğrenen örgütler, geçmişte yaşadığı olaylardan ve yapılan hatalardan sonuç çıkaran,olayların nedenlerini araştırarak sürekli gelişen ve güncellenen hareketli örgütlerdir.Bu örgütlerin en önemli özelliği, yüksek kurumsal performans düzeyine sahip olmalarıdır. Bu da önemli bir rekabet üstünlüğü anlamına gelmektedir
• Yenilik yönetimi kavramıyla işletmeye rekabet üstünlükı mümkün kılabilecek ve kurumsal performansı destekleyebilecek bir buluşun yenilik olarak piyasaya sunulması
• Sanal organizasyon, işletmedeki bazı bölümlerin (pazarlama, satış, satın alma gibi) sanallaştırılmasıyla ortaya çıkmaktadır. şebeke (network) organizasyon, günümüzün komplike iş dünyasında sürekli değişen çevre ve rekabet koşullarıyla ahenk sağlayabilmek için düşünülmüş bir örgüt yapısı uygulamasıdır
• Stratejik ortaklıklar;iki veya daha çok işletmenin, yeni bir ad ve kimlik altında tüzel kişiliğe sahip bir işletme kurmadan, yalnızca temel yeteneklerini ve belirli varlıklarını beraber kullanarak, daha önceden belirledikleri ortak amaçlarını gerçekleştirebilmek için yazılı bir anlaşma (kontrat) doğrultusunda iş birliği yapmaları, stratejik ortaklık (strategic alliance) olarak nitelendirilmektedir.
• Kurumsal sosyal sorumluluk işletmenin toplumsal problemlerla da ilgili olması ve toplumun beklentilerini üretim/pazarlama yapmadığı alanlarda da gidermesidir
• Sürdürülebilirlik. Kısa dönemli kârlılık yerine “uzun dönemli kârlılık” ve maksimum kârlılık yerine “optimal kârlılık” anlayışları
Bu yönetim programlarının ortak özelliği, maliyet minimizasyonu ve gelir maksimizasyonu doğrultusunda kurumsal performansın yükseltilmesidir.
Bu amaca, yönetim programları doğrultusunda örgüt yapısında yapılan değişikliklerle ulaşılabilecektir.
O zaman örgüt yapısını inceleyelim;
Örgüt yapısı; bir işletmedeki bölümlerin, hiyerarşi zincirinin, karar verme anlayışının, çalışanlar arasındaki ilişkilerin örgüt kültürü doğrultusunda oluşturulduğu hareketli bir yapılandırma sürecidir.
Dinamik olmasının sebebi, yapılan her yönetim programının örgüt yapısını değiştirmesinden kaynaklanır.
Mekanik örgüt yapısı, sürekli değişmeyen ve komplike olmayan bir çevrede faaliyette bulunan örgütler için organik örgüt yapısı, sürekli değişen ve komplike bir çevrede faaliyette bulunan örgütler için daha makuldur.
Örgüt yapısının temel öğeleri; şu şekilde sıralanabilir:
• Yatay farklılaşma,
• Dikey farklılaşma,
• Merkezileşme ve merkezileşmeme,
• Biçimselleşme ve şekilselleşmeme,
• Örgüt kültürü.
DİKKAT! Örgüt yapısında yetkinin üst düzey yönetiminde yoğunlaşması ya da sistematik olarak alt yönetim kademelerine devredilmesi, işletmede merkezîleşme ve merkezîleşmeme düzeyinin göstergesidir.
Biçimsel örgüt yapısın tasarlayarak kurumsal performansı artırma kanaatsi doğrultusunda yapılan yönetim programlarının sayısı, işletmenin şekilselleşme düzeyini saptamaktedir
Tüm bunlar İşletme maliyetini direkt olarak etkileyen nedenlerdır..
Yönetim biliminin amacı, yönetim alanında karşılaşılan açılımların bütünü,gider minimizasyonu ve gelir maksimizasyonu doğrultusunda kurumsal performansın artırılması ve işletmenin yaşamının sürekli kılınması doğrultusundadır.
Yönetimin işlevlerinin aksamadan gerçekleştirilebilmesi için hedeflerin daha önceden belirlenmesi, hedeflere ulaştıracak yönetim programların saptanması ve bu doğrultuda İdeal örgüt yapısının oluşturulması önemlidir.
Yönetim biliminin temel açılımları;
• Stratejik yönetim,
• Örgütsel davranış,
• insan kaynakları yönetimi.
Stratejik yönetimin temel özelliği; üretim, pazarlama, araştırma-geliştirme, insan kaynakları gibi “bölümlerin yöneticilerinin aynı dilden konuşmalarını” sağlamasıdır. Ayrıca; değişen çevre koşullarının, dünya konjonktürünün ve piyasaların sürekli analiz edilmesi doğrultusunda “doğru zamanda doğru yatırımların” yapılmasına imkân tanır.işletmeye piyasada rekabet üstünlükı sağlayabileceği stratejilerin geliştirilmesini ve bu stratejiler doğrultusunda işletmenin piyasada konuşlandırılmasını sağlar
Örgütsel davranış, sosyal tarafların (işveren temsilcileri ve işçiler) davranışlarından oluşan örgütün bütün davranışlarını ve bu davranışların kurumsal performans üzerindeki etkisini incelemektedir.
İnsan kaynakları yönetiminin amacı;
• nitelikli, yetenekli çalışanları işletmeye çekebilmek ve makul görevlerde istihdam edebilmek, yaptıkları işte verimli olabilmeleri için eğitmek,
• kariyer planlaması doğrultusunda sonraki görevlerine hazırlanabilmeleri için geliştirmek,
• performanslarını değerlendirmek,
Entelektüel sermayenin önemli bir nedenu olan insan sermayesi, işletmede çalışanların yaktivitelerini, diğer deyişle bilgi, beceri, yetenek ve deneyimlerinin toplamını ifade etmektedir.insan sermayesinin sahip olduğu bu yaktiviteler; bilgi yaratma, yeni ürün ve/ya da hizmet üretme, iş süreçlerini iyileştirerek geliştirme doğrultusunda kurumsal performansı artırmada kullanılabiliyorsa anlam kazanmaktadır.
ücretlerini adil olarak gerçekleştirdiği faaliyetler;
• insan kaynakları planlaması ve iş gücü gereksinimini saptama,
• seçme ve işe yerleştirme,
• işe ahenk eğitimi (oryantasyon),
• eğitim ve geliştirme,
• iş dşayetlemesi,
• performans dşayetlemesi,
• ücret yönetimi,
• kariyer yönetimi,
• işçi sağlığı ve güvenilirği,
• endüstriyel ilişkiler,
• şikâyet ve disiplin yönetimi
olarak sıralanabilir.



PAZARLAMA FONKSİYONU
PAZARLAMA: İşletmelerin müşterileri için dşayet yarattığı ve bu dşayetin sonucunda,müşteri tatmini ve bağlılığı sağlayarak kar elde ettiği bir süreçtir.İşletmelerin 2 temel fonksiyonu vardır.Bunlar: Pazarlama ve innivasyon yani yenilik yaratmadır.Kısaca pazarlama:’’kar getirici bir şekilde müşteri ilişkilerini yönetmek’’tir.
Pazarlamanın özellikleri:
• Pazarlama dşayet yaratır
• Pazarlama,insan arzu ve ihtiyaçlarını karşılar.
• Pazarlama,tüketici tatmini yaratmayı amaçlar.
• Pazarlama kanaatsi evrilerek günümüze ulaşmıştır.
• Pazarlama,müşteri ilişkilerini yönetmektir.
• Pazarlama,mal/hizmet dışındaki birçok neden üçün kullanılır.
NOT:İşletmeler ,pazarlama faaliyetleriyle,üst düzey tüketici tatmini sağlamayı ve sonucunda ise kar elde
etmeyi beklerler.
İŞLETMELERİN PAZARLAMA ANLAYIŞLARI:
1)Üretime Yönelik Pazarlama Anlayışı: Çok miktarda üreterek,ürünlerin maliyetini düşürmek,işletmelerin önceliği olmuştur.
2)Ürüne Yönelik Pazarlama Anlayışı: Ürün yönlü pazarlama anlayışı ‘pazarlama miyopluğu’denilen duruma yol açar.Bu durum,işletmelerin tüketicilerin gerçek ihtiyaçlarını gözardı edip,ürünleri üzerinde odaklanmaları demektir.
3)Satışa Yönelik Pazarlama Anlayışı: Bu anlayışı benimseyen işletmeler,müşteriyle daha uzun ilişkiler yerine’ ürünlerimizi bir kere satalım da sonra ne olursa olsun’ mantığını taşırlar.
4)Pazara Yönelik Pazarlama Anlayışı: Bu anlayışa sahip işletmelerde pazarlama bir işletme fonksiyonu olmanın ötesine geçer ve tüketici ve Pazar odaklılık kültürü işletmenin bütün birimlerince paylaşılır.Amaç,müşteri memnuniyetidir.
5)Topluma Yönelik Pazarlama Anlayışı: Çevre kirliliği, azalan doğal kaynaklar,küresel ısınma gibi nedenlerle ortaya çıkan pazarlama anlayışıdır.

PAZARLAMA STRATEJİSİ:İşletmenin ürün,hizmetlerini sunacağı hedef pazarların belirlenmesini ve bu hedef pazarların arzu ve ihtiyaçlarına yönelik bir pazarlama karması geliştirmesini içerir.Ürün,fiyat,dağıtım ve tutundurma,pazarlama karması öğeleridır.

SWOT ANALİZİ: Durum analizi yapmak için kullanılabilecek,işletmenin güçlü ve zayıf yönleri ile pazarlama çevresindeki fırsat ve tehditleri detaylı olarak inceleyen bir yaklaşımdır.

İşletmelerin büyüme stratejileri:
a)Pazara derinlemesine girme:İşletmenin mevcut ürünlerinde değişiklik yapmadan,bu ürünleri mevcut pazarına daha fazla satarak büyümesidir.
b)Pazar geliştirme:İşletmenin mevcut ürünleri için yeni pazar bölümleri saptamasine ve geiştirmesine dayalı olarak büyümesidir.
c)Ürün geliştirme:İşletmenin hali hazırda hizmet verdiği Pazar bölümlerine yeni veya değiştirilmiş ürünler sunarak büyümesidir.
d)Farklılaşma:İşletmenin mevcut ürünleri ve mevcut pazarları dışında yeni bir işe başlayarak veya satın alarak büyümesidir.
Pazar bölümleme:İstek ve ihtiyaçlar,satın alma gücü ve satın alma davranışları açısından birbirine benzemeyen bir pazarın,bu özellikler açısından daha türdeş bölümlere ayrılmasına adı verilir.Çeşitli kriterlere göre yapılır,en yaygını tüketicilerin demografik özellikleridir(nüfusun yaş,cinsiyet,eğitim düzeyi,meslek,din..vb).
Coğrafi bölümleme: ise pazarın benzer özellikler taşıyan ülkelere,iklim özelliklerine,bölgelere vb. göre bölümlenmesidir.Tüketiciler pazarını bölümlemenin diğer yolu ise psikografik bölümlemedir. Yani kişileri yaşam tarzlarına ve kişiliklerine göre benzer bölümlere ayırır.
Hedef pazarı:Bir işletmenin pazarlama faaliyetlerini yöneltmek üzere belirlediği tüketicilerdir.
Bölümlü pazarlama veya farklılaşmış pazarlama:İşletmeler birden çok pazar bölümü belirleyerek,bu bölümlerin her birine ayrı bir ürün ve pazarlama uygulamasıyla ulaşmaya çalışır.
Yoğunlaşmış pazarlama(niş pazarlama):İşletmenin hedef pazar seçiminde tek bir pazar bölümü(nişi) üzerinde yoğunlaşması ve o pazara yönelik ürün ve pazarlama programı geliştirmesidir.
Bireysel Pazarlama:Her bir tüketici ayrı bir pazar olarak görülür.İşletme her bireye özel ürün ve pazarlama programı geliştirir.
FARKLILAŞTIRMA VE KONUMLANDIRMA:
Konumlandırma:Ürünün rakip ürünlere kıykatiyen tüketicinin zihninde nasıl bir yere sahip olduğunu gösterir.Konumlandırma stratejisi belirlenmeden önce ürün için rakiplerden farklılaştırıcı ve rekabet üstünlüğü sağlayacak özellikler saptanmalıdır.

NOT: Farklılaştırıcı özellikleri bulmak için,bir ürünün tüketici ile kurduğu ilişkilerin bütününü gözönüne almak gerekir.
ÜRÜN:pazarlama anlayışına göre fiziksel mallar,hizmetler,deneyimler,turistik yerler vb.ürün olarak ele alınır.
Ürün türleri:2’ye ayrılır:Bunlar:
a)Tüketim malları:Tüketiciler tarafından kendi tüketimleri amacıyla satın alınan mal ve hizmetlerdir.Tüketim malları:basitda mallar,beğenmeli mallar,özellikli mallar ve aranmayan mallar biçiminde 4 ayrı grupta incelenir.Bu sınıflandırmanın sebebi:tüketicilerin bu ürünleri satın alma davranışlarına dayalıdır.
b)Endüstriyel ürünler:Bir işletmenin faaliyetlerini yürütürken veya üretim süresince kullanılmak amacıyla işletmeler tarafınndan satın alınan mal ve hizmetlerdir.

MARKA:Bir ürünü saptamak ve onu rakiplerinden ayırabilmek amacıyla kullanılan isim,işaret,sembol dizayn veya bunların bileşimi marka olarak bilinir.Marka dşayeti,bir ürüne rekabetçi avantaj kazandırır.
HİZMETLER:Hizmet,bir tarafın diğerine sunmuş olduğu,temelde dokunulamayan ve herhangi bir şeyin sahipliğiyle sonuçlanamayan bir faaliyet veya yarardır.

Hizmetlerin ortak özellikleri: Dokunulmazlık,türdeş olmama,eş zamanlı üretim ve tüketim,dayanıksızlık ve sahipliğin olmamamasıdır.

NOT:Bu özellikler hizmetlerin pazarlanmasında insan nedenunu,fiziksel kanıtları ve hizmet ulaştırma süreçlerini oldukça önemli kılmaktadır.
FİYATLAMA:Fiyatlama amaçları karlılık,satış hacmi,rekabeti karşılama ve prestij(itibar)’dır.
Fiyatlama stratejileri: 3 başlık altında toplanabilir.
Bunlar:
• Tüketicinin algıladığı dşayete göre fiyatlama
• Maliyete dayalı fiyatlama
• Dşayete dayalı fiyatlama

Tüketicinin algıladığı dşayete göre fiyatlama:Bir ürünün ederine,nihayetinde tüketicinin karar vereceği
kanaatsidir.

Maliyete dayalı fiyatlama:Bir ürünü pazara sunmak ile ilgili bütün maliyetlerin toplamı hesaplanır.Bu maliyetler ürünün üretimi,taşınması ve pazarlama hakkında harcamaları kapsar.

Rekabete dayalı fiyatlama:’’tüketiciler bir ürünün dşayeti ile ilgiliki yargılarını,rakiplerin benzer ürünlerinin fiyatına göre oluşturacaktır’’kanaatsine dayalıdır.Kısaca işletmeler fiyatlarını rakiplerinin fiyatlarına göre belirlerler.

Yeni ürünün Fiyatlanması:Bu fiyatlama tekniğinde işletmeler pazar ve rekabet düzeylerinin üzerinde fiyat belirlerler.İşletmeler yeni ürünleri için 3 strateji izlerler,bunlar:
a) Pazarın kaymağını toplama: Bu stratejide yeni ürün için piyasa fiyatlarının üzerinde,müşterilerin dşayet vererek kabul edebileceği yüksek bir fiyat belirlenir.
b) Pazara derinlemesine girme: Yeni bir pazara girmek ya da pazardaki isteği canlandırmak için,piyasa fiyatlarının altında bir fiyat programını temel alır.
c) Rekabetçi fiyatlandırma: İşletmeler yeni ürünün fiyatını,piyasadaki rakiplerin düzeyinde veya bu düzeye yakın belirlerler.
PAZARLAMA KANALLARI:Yer,zaman,sahiplik ve biçim yararı yaratarak,ürünleri üretim noktasından tüketim noktasına ulaştıran ve çeşitli tesisleri,aracı işletmeleri,araçları ve insanları içine alan bir sistemdir.Temel olarak 4 yarar sunar.Bunlar:
1) Zaman Faydası:Bir ürünün,tüketicinin satın almak istediği zamanda satışa hazır tutabilmesi anlamına gelir.(örnek:gazetelerin sabah dağıtılması gibi)
2) Yer Faydası:Ürünü tüketicilerin istedikleri yerlerde satışa sunmak yer yararını anlatır.
3) Sahiplik Faydası:Ürünlerin sahipliğinin tüketiciye geçmesini ifade eder.Ürünün toptancı-perakendeci veya perakendeci-tükedici gibi iki kanal arasında değişimi esnasında oluşur.
4) Şekil Faydası:Şekil yararı genelde üretim fonksiyonu tarafından yaratılsa da,pazarlama kanallarında bulunan aracılar da biçim yararı sağlarlar.( satın aldığımız pantolonun paçasının kısaltılmasını perakendeci sağlar)
Pazarlama kanalının yapısının belirlenmesi:pazarlama kanalını tasarlamak isteyen bir işletme,kanal yapısı hakkında 3 boyuta karar vermelidir:
1) Pazarlama kanalı kaç aşamalı bir kanal olacaktır?
2) Kanalın her aşamasında yer alacak aracıların türü ne olacaktır?
3) Kanaldaki her aşamada yer alacak aracıların yoğunluğu(sayısı)ne olacaktır?
Dağıtımın yoğunluğuna dair 3 seçenek bulunmaktadır:
• Yoğun dağıtım:Yoğun dağıtımda üretici,ürünlerini tüketicilerin satın almaya hazır oldukları bütün satış
noktalarında satar.(gazete,sabun,konserve,bakliyat..vb)
• Sınırlı dağıtım: Sınırlı dağıtımda bir ürün,marka veya hizmet,belirli bir coğrafi pazarda,yalnızca bir aracı tarafından satılır.(markalı giysiler,pahalı arabalar gibi)
• Seçimli dağıtım:Seçimli dağıtım,yoğun ve sınırlı dağıtım arsında bir yerdedir.Üretici ürünlerini birkaç aracı kullanarak dağıtır.(Ev eşyaları,beyaz eşya,kıyafet,ayakkabı gibi)
TUTUNDURMA:pazarlama içinde müşterilerle iletişim kurmak,bilgilendirmek,hatırlatmak,ikna etmek amacıyla kullanılan faaliyetlerdir.(reklam,halkla ilişkiler,şahsi satış,satış tutundurma ve direkt olarak pazarlama araçlarından oluşur).

Reklam:Kimliği belirli bir kaynak tarafından,belirli bir ücret karşılığında gönderilen,bir örgüt,ürün,hizmet veya fikir ile ilgiliki şahsi olmayan mesajlardır.

Satış tutundurma:Bu faaliyetler,ürünlerin ve hizmetlerin satışını artırmak amacıyla,tüketicilere sunulan kısa vadeli teşfiklerden oluşur.

Doğrudan pazarlama: Dikkatlice seçilmiş müşterilerle,hem anında bir reaksiyon elde etmek,hem de süregelen müşteri ilişkileri oluşturmak için direkt olarak bağlantılar kurmaktır.

Kişisel satış:Satış yapmak ve müşteri ilişkileri oluşturmak amacıyla bir firmanın satış gücü tarafından yapılan şahsi sunuşlardır.Etkili olması en önemli avantajıdır.Satış ziyaretlerinin şahsi yapısı,müşteriyle ilişki kurulmasını basitlaştırır.

Halkla ilişkiler:Haber dşayeti olan olumlu duyurumlar çıkmasını sağlayarak,iyi bir kurum imajı inşa ederek ve şirket ile ilgili çıkan olumsuz söylentilerle,olaylarla mücadele ederek,bir işletmenin çeşitli halklarıyla olumlu ilişkiler kurmaktır.


ÜRETİM FONKSİYONU
ÜRETİM KAVRAMI VE ÜRETİM SİSTEMLERİ:
Üretim Kavramı:Günümüzde üretim etkenlerinin tedarikinden,mal ve hizmetlerin pazara sunulmasına kadar olan bütün faaliyetleri kapsayacak biçimde genişlemiştir.

Üretim Sistemleri:Girdileri mal ve hizmetlere dönüştüren sisteme üretim sistemi adı verilir.
NOT:işletme,yapay bir sistem olarak,belirli amaçları olan,elemanları arasında girdi-çıktı ilişkisi olan ve geri bildirime sahip alt sistemler tümüdür.

Sinerji:Sistemden ortaya çıkan çıktı,sistem elemanlarının tek tek yaratabilecekleri çıktıların toplamından çok daha büyüktür.Buna sinerji adı verilir.(2+2’nin 4’ten çok etmesine sinerji denir)
Sistem yaklaşımı:probleme dair bütün elemanların göz önüne alınıp incelenerek sorunun anlaşılması ve tanımlanması için bir bakış açısıdır.Temel amacı:İşletmenin tümünde gelişme sağlarken,diğer yandan işletme içindeki bütün faaliyetlerin birbiriyle uyumlu ve etkin işleyişini garanti altına almaktır.

Üretim sisteminin girdileri: Hammadde,malzeme,makine,işçilik,yönetim,sermaye,bi lgi,girişimcilik,enerji.
Girdi ve çıktı arasındaki dönüşüm süreci:Fiziksel,yersel,fizyolojik,psikolojik,kimya sal.
Çıktı:Mal ve hizmet.
Üretim sürecini farklılaştıran elemanlar:
4 tanesi önemlidir.
1)Verimlilik: Çıktı miktarının girdi miktarına oranıdır.
2)Etkinlik:Üretim sisteminin amaçlarını gerçekleştirme derecesidir.
3)Kapasite: Üretim sisteminin gerçekleştirebileceği en yüksek üretim miktarına adı verilir.
4)Esneklik:İşletmelerin değişen talebe yanıt verebilme yeteneğine veya yeni ürün üretimini hızla
gerçekleştirebilme yeteneğine adı verilir.

NOT: Girdilerin çıktıya dönüşümünde 4 değişik dşayet yaratılır.Bunlar:
a) Şekil dşayeti: Girdilerin gerçek şekillerinin değiştirilerek,tüketiciye daha faydalı bir şekle dönüştürülerek yaratılmasıdır.
b) Yer dşayeti: Ürün sisteminin,ürünü veya müşteriyi istenilen yere getirmesiyle yaratılır.
c) Zaman dşayeti: Ürünün müşterinin istediği makul zamanda müşteriye sunulmasıyla ortaya çıkar.
d) Sahiplik dşayeti: İki yolla yaratılabilir.Birincisi: Tanıtım veya reklam yolu ile müşteriye sahip olacağı ürün ile ilgili bilgi verir. İkincisi: Müşterinin ürüne sahip olmak için dağıtım kanalları vasıtasıyla gerekli araçları sağlayarak yaratılmaktır.
ÜRETİM SİSTEMİ TÜRLERİ:
ÜRETİM SİSTEMİ: Buffa tarafından ‘’ekonomik dşayeti olan bir mal veya hizmetin üretilmesi için kurulan
insan-makine-malzeme sistemi’’olarak bilinir.
Üretim sistemi türleri 10 çeşittir.
Bunlar:El işçiliği sistemi,ev işçiliği sistemi,imalathane sistemi,fabrikasyon sistemi,stoğa üretim,siparişe göre üretim,siparişe göre montaj,kesikli üretim,sürekli üretim ve proje tipi üretimdir.

EL İŞÇİLİĞİ SİSTEMİ:Gelişmiş yöntem araç ve gereçler kullanılmadan,el becerisine dayanarak yapılan üretime adı verilir.Bu üretim sistemi,endüstri öncesi dönemde üretilen ürünler için geçerli olan yöntemtir.

EV İŞÇİLİĞİ SİSTEMİ: Halı,tekstil,oyuncak,süs eşyası gibi belirli alanlarda uzmanlaşmış ve el becerisine sahip kişilerin kendi yerlerinde,çoğu zaman evlerinde gerçekleştirdiği sistemdir.
İMALATHANE SİSTEMİ:El işçiliğiyle yapılan üretim,evler yerine imalathanelerde daha fazla miktarda gerçekleşir.

FABRİKASYON SİSTEMİ: Fabrikasyon sisteminde,imalathane sisteminin aksine,büyük çaplı üretim,geniş kitlelerin isteğini karşılamak üzere kurulan bir üretim sisteminde gerçekleşir.

!!NOT: Üretim sistemi,’’üretim tekniğine göre’’ 4 sınıfa ayrılır.Bunlar:

1) Birincil veya primer üretim: Her türlü ürünün üretiminde kullanılan demir,bakır,bor gibi doğal kaynakların çıkartılması biçimindeki üretimdir.(maden,orman ve petrol işletmelerinin yönetimleri)
2) Analitik ve sentetik üretim: Temel hammaddelerin ayırıcı tekniklerle işlenerek,çoğu ürün üretilmesine analitik üretim adı verilir.(Ham petrolden benzin,şeker pancarından şeker üretimi gibi).Sentetik üretim ise, doğal maddelerin çeşitli birleştirici tekniklerle farklı ürünlere dönüştürülmesidir.(çelik,bronz,cam gibi ürünler)
3) Fabrikasyon üretim: Doğal hammaddelerden ve diğer maddelerden biçim verme yolu ile yeni ürünler üretilmesidir.(döküm,pres,kesme ve torna gibi)
4) Montaj üretimi: Çeşitli hammadde,yarı mamul ve parçaların sistemli bir biçimde bir araya getirilip yeni ürünler meydana getirilmesidir.(bilgisayar,otomobil,buzdolabı gibi)
Üretim sistemi ‘’talebe göre’’3 sınıfa ayrılır:Bunlar:
1) STOĞA ÜRETİM: Ürünler herhangi bir sipariş olmadan stokta bulundurulacak biçimde üretilmektedir (araba,televizyon gibi uzun ömürlü ürünler)
2) SİPARİŞE GÖRE ÜRETİM: Hangi üründen,ne miktarda ve ne zaman üretileceği müşteriden gelen siparişe göre belirlenen üretimdir.(örnek olarak eve yaptıracağınız vestiyerin ölçüleri koridora makul olması gereklidir.)

3) SİPARİŞE GÖRE MONTAJ: Bu üretim türünde,müşterilerin istediği ürünü çabucak sunabilmek için siparişe göre üretimle stoğa göre üretim beraber kullanılır.(toplama bilgisayarlar gibi)
Üretim sistemi ‘’üretim miktarına ve akışına göre’’3 sınıfta toplanır.(kesikli üretim,sürekli üretim ve proje tipi üretim)
1) KESİKLİ ÜRETİM: Farklı ürünlerden az miktarda üretim yapılmasıdır.(mobilya atölyeleri…)Kesikli üretim kendi içinde ‘’parti tipi üretim ve atölye tipi üretim olarak 2’ye ayrılır.
a)parti tipi üretim:Bir ürünün belirlenmiş miktarda,partiler durumunda üretilmesidir.

b)atölye tipi üretim:Müşterinin istediği özellikte ürünün,istediği zaman ve miktarda üretilmesidir.Atölye tipi üretim,imalatın yapıldığı sürelerin düzeni bakımından 3 sınıfa ayrılır:
ü Az sayıda ürünün yalnız bir defa üretilmesi
ü Az sayıda ürünün talep gelince belirsiz Aralıklarla üretilmesi
ü Az sayıda ürünün belirli Aralıklarla dönemsel olarak üretilmesi
Örnek:Makineler,özel elektronik cihazlar,büyük takım tezgahları üretimi atölye tipi üretimdir.
2) SÜREKLİ ÜRETİM:Bu üretimde işletme içindeki makine ve donanım yalnız belirli bir ürünün üretimi için,çok yüksek miktarlarda yapılmaktadır.Kendi içinde ‘’kütle üretimi ve akış üretimi’’ olarak 2’ye ayrılır.
a)Kütle üretimi (montaj hatları): Ürün parçalarının bir iş istasyonundan diğerine sabit bir hızda hareket ettirilmesine adı verilir.(Beyaz eşya,otomobil,deterjan üretimi)
b)Akış üretimi: Makine ve donanım,yalnız bir cins ürünü üretmek için geliştirilmiştır.Başka bir cins ürünün üretimi ya çok maliyetli veya imkânsızdır.(Petrol rafinerileri,çimento,kağıt,şeker endüstrileri)
3)PROJE TİPİ ÜRETİM:Bu üretimde eşi benzeri olmayan tek bir ürün,belirli bir sürede tamamlanmaktadır.Bu ürünün üretiminden sonra aynı ürün bir daha üretilemez,ürünün özelliklerini müşteri belirler,maliyeti çok yüksektir.(köprü inşaası,yük gemisi yapılması gibi)
Proje tipi üretimin özellikleri:
• Tek seferlik büyük ölçekli üretimdir.
• Talep,üretimi biçimlendirir.
• Ürün genellikle hareketsiz,sabit konumdadır.
• İş gücü kullanım düzeyi parametrelik gösterir.
• Kullanılan makine,teçhizat ve işçiler ürünün etrafınfa çalışırlar.
• Tek ürünün tamamlanmasıyla üretim sona erer.
İLERİ ÜRETİM SİSTEMLERİ:
Bilgisayar ve robot teknolojilerin üretime girmesiyle oluşmuştur.
Çeşitleri:Esnek üretim,tam zamanında üretim,yalın üretim,bilgisayarla tümleşik üretim ve grup teknolojisi/hücresel üretimdir.
ESNEK ÜRETİM SİSTEMLERİ:Robotlar,bilgisayarlar ve sayısal kontrollü makineler gibi elemanlardan oluşan,esnek ve parametre müşteri isteğine yanıt verebilen ,belli bir ürün grubunu düşük maliyetle ve değişik miktarlarda üretebilen ve gelişmeye açık sisteme adı verilir.Bu sistemde bütün kontrol bilgisayar tarafından sağlanır.

TAM ZAMANINDA ÜRETİM: Üretim için gerekli olan malzemenin,gerektiği anda ihtiyaç noktasında bulunmasını sağlar.Sıfır envanteri hedef alır.Japon Toyota firması tarafından uygulanmış ve bütün dünyaya yayılmıştır.Tekrarlı üretim süreçlerine uygulanır.En önemli özelliği stoksuz çalışmasıdır.Temel stratejisi:Üretim hızını artırırken akış süresini azaltmak,performansı iyileştirmektir.

YALIN ÜRETİM:Yalınlık ile müşteriye en fazla dşayet yaratırken,en az kaynak kullanımını amaçlar.Sorumluluğu bütün çalışanlar paylaşır.Kesin olarak ‘eksikliksuzluğu’ hedef almıştır.
BİLGİSAYARLA BÜTÜNLEŞİK ÜRETİM:Tamamen bilgisayar denetiminde ürün süreç dizaynı,üretim planlama ve kontrol ve üretim sürecinde kullanılan bireysel ileri üretim teknolojlerinin bir araya getirilmesiyle gerçekleşir.
GRUP TEKNOLOJİSİ/HÜCRESEL ÜRETİM:Hem üretim faaliyetlerinde önemli parti üretimini verimli duruma getirmek,hem de dizayn ve üretim faaliyetlerinin tümleştirilmesini sağlamaya çalışan bir sistemdir.Hücresel üretimde,her üretim hücresi bağımsız çalışabildiği gibi,tek bir işi de yapmazlar ve farklı görevler de üstlenebilirler.Ürünlerden çalışanlar sorumludur.

Hücresel üretimin yararları:
• Makine hazırlık süreleri kısalır,üretim kapasitesi artar
• Taşıma maliyetleri ve sipariş bekleme süreleri azalır
• Çalışan tatmini ve çalışanlar arasındaki iş birliği artar
• Kalite yükselir,kontrol basitleşir,üretim kolaylaşır
• Yarı mamul stokları azalır,üretim rotası kısalır
• Otomasyona geçiş basitleşir.
ÜRETİM YÖNETİMİ VE KAPSAMI:
Üretim Yönetimi: İşletmenin elinde bulunan malzeme,makine,insan gücü kaynaklarının belirli miktarlardaki ürünün,istenilen niteliklerde(kalitede),istenilen zamanda ve en düşük maliyetle üretimini sağlayacak biçimde bir araya getirilmesidir.Ürün yönetiminde kullanılan planlama ve teknikler şunlardır:Ürün dizaynı,Üretim planlaması,Malzeme gereksinim planlaması,Kapasite planlaması,Stok kontrol,Kalite kontrol ve Tedarik zinciri yönetimi.

ÜRÜN TASARIMI:Nesneleri,süreçleri,hizmetleri ve bunların sistemlerinin çok yönlü niteliklerini tüm yaşam döngüleri içerisine yerleştirmeyi hedefleyen,yaratıcı bir faaliyettir.

Ürün dizayn sürecinin genel evreleri:
a)Planlama evresi:İlk fikir geliştirme,potansiyel yöntem ve pazar hususlarının analizi,fizibilite değerlendirmesi,dizayn birifinin hazırlanması.
b)Geliştirme evresi:Ayrıntılı pazar ve yöntem özellikler,kavram dizaynı,ayrıntılı dizayn,üretim mühendisliği.
c)Üretim ve satış evresi:Üretim ve pazarlama planlaması,el aletleri,test üretimi,pazar denemesi,tam ölçekli üretim,pazara sürülmesi,izlenmesi.

ÜRETİM PLANLAMASI:Gelecek dönemlerdeki üretim faaliyetlerinin veya üretim miktarlarının düzeylerini ve limitlerini belirleyen bir fonksiyondur.Üretim planlamasının önemli girdileri:talep tahminleri ve müşteri siparişleridir.
Üretim planlamasının 3 temel özelliği ön plana çıkar,bunlar:
1-Geleceğe yönelik olması
2-Planlamanın amacının üretimin gerçekleştirilmesi olması,
3-Rasyonellik ile de üretimin nasıl yapılacağı konusudur.
Üretim Planlaması stratejileri:
a) Talebi izleme stratejisi:Bu stratejide çalışanların işe alınması,işten menfaatilması,fazla mesai ve fason üretim yapılması mümkün olabilir.Avantajı:Stok düzeyinin düşük tutulmasıdır.Dezüstünlükı:Üretimin derli toplu olmamasıdır.Ayrıca iş güvencesi olmadığı için,çalışanların motivasyonu olumsuz etkilenir.
b) Sabit üretim hızı stratejisi:Bu stratejide,planlama dönemimde üretim hızı sabit tutularak,gerektiğinde stoklar kullanılır.Avantajı:planlamanın basit olması ve hazırlık maliyetlerinin düşük olmasıdır.Dezüstünlükı:Elde fazla stok tutulmasıdır.
c) Karma strateji:Bu stratejide de isteği izleme ve sabit üretim hızı stratejilerinin dezüstünlükleri dengelenir.

NOT:Üretim planlaması faaliyetleri 2 ana ve 7 alt grupta toplanır.Ana gruplar:
1. Ön planlama:Üretim geliştirme ve dizaynı,satış tahminleri,iş yeri düzeni,araç politikası ve üretimin ön planlaması çalışması bu aşamada yapılır.
2. Planlama:Bu aşamada planlama kaynakları ile işin hazırlanması ve iş verme faaliyetleri vardır.
Bunlar(alt gruplar):Malzemeler,Yöntemler,iş gücü-makine ve araçlar,iş sırasının belirlenmesi,iş sürelerinin belirlenmesi,yükleme ve çizelgeleme ve iş akışıdır.
Ana üretim planlaması:Müşteri isteklerini karşılamak için üretim,stok ve işgücü düzeylerini,toplam maliyeti en düşük tutacak biçimde saptamayi amaçlar.

MALZEME GEREKSİNİM PLANLAMASI (MGP): Bilgisayar destekli bir bilgi sistemidir ve ürün arzularıni zamana bağlı alt montaj,parça,hammadde vb.arzularıne göre çevirir.MGP,3 soruyu cevaplamak için geliştirilmiştır,bu sorular:
• Ne gerekmektedir?
• Ne kadar gerekmektedir?
• Ne zaman gerekmektedir?
MGP’nin 3 temel girdisi: Ana üretim çizelgesi,malzeme listesi ve stok durum dosyasıdır.
KAPASİTE PLANLAMASI: İstenilen miktarda ürünün,istenilen zamanda üretilmesini sağlayacak olan uygulamaların duyarlılığı,kapasite dşayetlerinin realistik olmasıyla sağlanır.
Teorik kapasite: İdeal şartlar altında,belirli bir sürede elde edilen maksimum üretim miktarına adı verilir.
STOK KONTROL:
Stok:İşletmelerin,gelecekteki gereksinimlerini karşılamak için depolanan malzeme anlamına gelmektedir.
Stok denetimi:İşletme açısından en ekonomik olan stok miktarının işletmenin üretim,satış ve finansal koşullarını da dikkate alarak belirlenmesini ve bu stok düzeylerinin sürdürülmesini gerektirir.
NOT:işletmelerin,stok denetiminde çeşitli teknikleri vardır,işletmelerin büyüklüklerine,üretim tiplerine,işletme içi ve dışı diğer etkenlere bağlı olarak kendileri için İdealunu seçerler.
Stok denetiminde kullanılan teknikler(önemli):
a) Maksimum-minimum tekniği:Talebin en yüksek olduğu dönem önemlidir.Siparişte aksamalar olmasın diye gerekli stok miktarına emniyet stoğu da eklenip en düşük stok düzeyi de belirlenir.Stok bu düzeye kanaat sipariş verilir.
b) Yol gösterici sipariş tekniği:Siparişler belirli dönemlerde periyodik olarak verilir.Sipariş verileceği zaman stok miktarına bakılır.Bu teknikde sipariş süreleri değişmez ancak sipariş miktarları değişir.

c) İhtiyaca göre sipariş tekniği:İşletmenin üretimde kullanacağı her girdi için eldeki stoğa göre tek tek sipariş verilir.Önemli olan,ihtiyaç durumuna göre sipariş verilmesidir.
d) Grup durumunda sipariş tekniği:Birçok malzeme grup durumunda sipariş edilir,malzemeler grup durumunda,değişik zaman ve sabit miktarlarda sipariş edilir.
e) Göz kararı sipariş tekniği:Stoktaki malzemeler göz kararıyla,kişinin bilgi ve deneyimine göre belirli bir düzeyin altına kanaat sipariş verilir.
f) Çift kutu kontrol tekniği:Stoktaki malzemeler kabaca iki bölüme(kutuya)ayrılır.Bir kutudaki mallardan bir kısmı tamamlanınca sipariş verilir ve sipariş gelene kadar diğer kutudaki stoklar kullanılır.
g) ABC tekniği:İşletme,stoklarını önem derecelerine göre 3 kümede sınıflandırır ve her biri için ayrı sipariş politikası uygular.
h) Ekonomik sipariş miktarı:Amaç,İdeal sipariş miktarını bulmaktır.Toplam stok maliyetlerini en düşük düzeyde tutar.
KALİTE KONTROL:Ürünün müşteriler tarafından istenmesii sağlayacak özelliklerde üretilip üretilmediğini denetler ve yasaya makul olup olmadığını da belirler.Kalite kontrol yapılırken çeşitli teknikler kullanılır,bu teknikleri seçerken ürün özelliği,üretim tipi,üretim büyüklüğü gibi etkenler etkili olur.

Kalite kontrol tekniği 2 ‘ye ayrılır:
a) Yüzde yüz muayene tekniği: Ürünler teker teker elden geçirilerek kontrol edilir.Bu sayede net hatalar ortaya çıkar ancak maliyeti yüksek bir teknikdir.Uzmanlar tarafından yapılır.

b) İstatistiki kalite kontrol: Kabul örneklemesi ve kontrol şemaları olarak 2’ye ayrılır:
• Kabul örneklemesi:Tüm ürünlerin kontrol edilmesi yerine,ana kitleden istatistiksel örnekleme tekniğiyle seçilmiş bir örnek kitle belirlenir ve kontrol edilerek ana kitle ile ilgili tahminlerde bulunulur.ÖRN:1000 tane vida üretilecekse,bi kısmı alınır kontrol edilir,ona göre karar alınır.
• Kontrol şemaları:Sürecin denetimi için tasarlanmış grafiksel tekniklerdir.Özellikler için ‘’P’’şemaları,parametreler için ise ‘’X ve R’’şemaları kullanılır.

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNTEMİ: Tedarikçiler,üreticiler,dağıtıcılar,toptancılar,pe rakendeciler ve müşterilerden oluşan şebekede,bilgi,malzeme ve finansal akışın yönetimidir.



FİNANS FONKSİYONU
İşletmelerde Finans Fonksiyonu
İşletmelerin daha büyük ölçekte ve farklı pazarlarda faaliyet göstermeleri, prosedürelere arası yaşanan rekabetin mahalli boyuttan uluslararası boyuta taşınması, uluslararası birleşmelere ve satın almaların artması, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki ilerlemer, uluslarası finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler ve ortaya çıkan finansal krizlerin tek bir ülke yada bölgeyle sınırlı kalmaması gibi etkenler finans fonksiyonunun işletme içindeki önemini artırmıştır
Finans yöneticisi, İşletmenin piyasa dşayetinin en yükseğe menfaatilmasında üst yönetime karşı sorumlu olan ve işletme içerisinde bir takım kararlar alarak bunları üst yönetime aktaran konumdaki kişidir.
Bu Kararlar; Yatırım Kararları, Finansman Kararları ve Kar dağıtım kararlarıdır.

Piyasa Dşayeti: İşletmenin piyasadaki arz ve talebe bağlı olarak belirlenen dşayetidir.

Maddi Varlıklar; Makine, bina, araç, ve gereçler gibi mal ve hizmet üretiminde kullanılan varlıklardır.
Maddi Olmayan Varlıklar; Herhangi bir fiziksel varlığı bulunmayan ve işletmenin belli bir biçimde faydalandığı yöntem uzmanlık, markalar ve patentler gibi varlıklardır.

Dikkat: Yapılabilirlik çalışması: duran varlıklara yatırım yapmadan önce yapılacak yatırımın pazar, yöntem ve finansal açıdan yaşam kabiliyetinin olup olmadığına dair yapılan çalışma ve analizlerdir.
Dikkat: Öz Sermaye: İşletme sahiplerinin işletme üzerindeki haklarını gösterir. Toplam kaynaklardan toplam borçlar düşüldüğüde kalan paydır.

Çalışma Sermayesi Yönetimi
Çalışma sermayesi yönetimi işletmenin tam kapasite ile çalışabilmesi iş hacmini genişletebilmesi, üretimin nettisiz olarak devam edebilmesi ,yükümlerini karşılayamama riskinin azaltılması,kredi dşayetliliğini arttırması, olaganüstü durumlarda mali yönden zor durumlara düşmemesi, faaliyetlerini karlı ve verimli bir biçimde yürütebilmesi için gerekli olan sermayedir.
İşletmelerde Çalışma Sermayesi Düzeyi birden fazla etkene bağlı olarak değişiklik göstermektedir.
Bu Faktörler Şu Şekilde Sıralanabilir:
· İşletmenin faaliyet konusu
· işletmenin büyüklüğü
· satışlarda artış yada azalış oranı
· satışlardaki derli toplulik
Stokta Geçen Süre: Stoklara ilk yatırımla satış tarihi arasında geçen süreye adı verilir
Satış Tarihi ile işletmeye yapılan ödemelerin tarhi arasında geçen süreyede Ticari Alacakların Tahsil Süresi
adı verilir.
İlk Hammadelerin alımıyla son ödemeler arasındaki süre Toplam Süre dir

Alacakların Ortalama Tahsil Süresi: Alacak devir hızını tamamlayıcı bir oran olup işletmenin fonlarını ortalama
ne kadarlık bir süre için alacaklara bağladığını gösterir.
Ort Tahsil Süresi= 360/Alacak Devir Hızı
Stokların Ortalama Tüketilme Süresi: Bu oran işletmelerdeki stokların ne kadar sürede tüketildiğini ortaya koymaktadır.

Üretim Miktarı
Değişken giderler ise bir dönem içindeki iş hacmine bağlı olarak değişim gösteren giderlerdir.

Sermaye Harcaması: İşletmelerin bir yıldan uzun süreli olarak gelecekte yarar yaratmak amacıyla üretim faaliterlerine yönelik bugünden yapmış oldukları harcamalardır.
Yatırımın Ekonomik Ömrü : Söz konusu yatırımın yararlı üretimde bulunabileceği süredir.
Teknik Ömür : Teknik İş ve faaliyetlerin yerine getirilecek fiilen üretim yapılabilecek süredir.
Yatırım Kavramı
Üretim miktarının korunması ve/ya da arttırılması amacıyla bugünden yapılan harcamalara yatırımdenir.

Yenileme yatırımları, üretimin devamlılığı açısından, tamir bakım ve birçok onarıma rağmen eskimiş ve çalışamaz hale gelmiş bir varlık yada tesisin yerine, niteliği aynı olan ve üretim faaliyetinde kullanılacak yeni bir varlığın yada tesisin satın alınması için yapılan harcamadır.

Genprosedüre yatırımları, mevcut üretimin ve/ya da kapasitenin artırılması amacıyla yapılan harcamalardır.
Modernizasyon yatırımları, işletmelerin daha fazla maliyet tasarrıufu sağlamak üretim kalitesini arttırmak amacıyla yapılan harcamalardır.

Stratejik Yatırımlar, uzun dönemde işletmenin piyasa dşayetini arttırmak ve riskini azaltmak amacıyla yapılan harcamalardır.
Bir yatırım kararı verilirken aşağıda bulunan bilgilerin üst yönetime sunulması gerekir.Bu bilgiler;
· Yatırım tutarı
· Yatırımın işletmeye sağlayacağı net nakit girişleri
· Yatırımın ekonomik ömrü
· Yatırımın ekonomik ömrü sonundaki hurda dşayeti
· Yatırımcının beklenen verim oranı
Sermaye Maliyeti
Yatırımcılar tarafından istek edilen ortalama getiri, işletme açısından da ortalama fon maliyetini oluşturur ve bu maliyet sermaye maliyeti olarak adlandırılır.
Sermaye Yapısı Kararları
Sermaye Yapısı en kolay biçimde işletme faaliyetlerinin finansmanında kullanılan borç ve öz sermayenin bileşimine verilen addır.
İşletmelerde sermaye yapısı kararını etkileyen dört temel nedenlerden bahsedilebilir.
Bu Faktörler aşağıda sıralanmıştır:
· İşletmenin risk düzeyi
· Vergi ve Çeşitli maliyetler
· Finansal esneklik
· İşletmenin saldırgan yada tutucu yapısı

İşletme Riski : İşletmenin faaliyetlerinden kaynaklı karşılaşacağı riski anlatmak için kullanılmaktadır.
İşletme Riskini Etkileyen Birçok etkenden söz edilebilir. Bu Faktörler aşağıda açıklanmıştır.
· Talepteki Değişmeler: Diğer etkenler sabit iken işletmenin üretmiş olduğu ürünlerin satışlarında meydana gelen artışlar işletme riskini düşürür. Buna karşılık talepteki azalışlar işletmenind aha yüksek bir risk düzeyi ile karşılaşmasına neden olur.

· Satış fiyatlarındaki değişmeler: Fiyat parametreliğinin yüksek olduğu pazarlara ürün sunan işletmelerin fiyatı tam anlamıyla ayarlamaları sonucu işletme riskleri yükselebilir.
· Girdi fiyatlarındaki değişmeler: işçilik enerji ve diğer üretim maliyetlerindeki değişmelerin yüksek olduğu yada girdi fiyatlarındaki belirsizliğin yüksek olduğu işletmelerde işletme riskinin dereceside yüksek olabilecektir.

· Faaliyet Kaldıracının Yüksek Olması: Faaliyet kaldıracı yüksek olan diğer bir anlatımla sabit maliyetleri yüksek olan işletmelerde talepteki en küçük bir azalma işletmenin işletme riskinin artırılmasına neden olabilecektir.

Finansan Risk: İşletmenin Finansal kaldıraçtan faydalanmak amacıyla sermaye yapısının oluşumunda borç kullanan işletmelerde ortaya çıkan ve hisse senedi sahipleri açısından faaliyet riskine eklenen ilave bir risk türüdür.
Vergi ve Çeşitli Maliyetler
Verginin tasarruf etkisi sebebiyle, işletmelerin sermaye yapısında daha fazla borçlu kullanılmak yoluyla faiz giderleri arttırılarak finansal kaldıraçtan olumlu ölçüde faydalanabilir

Dikkat İşletmelerin sermaye yapısını değiştirmek yoluyla sermaye maliyetini ve bundan dolayı piyasa dşayetini etkileyip etkilemeyecekleri konusu ile ilgili birbirinden farklı görüşlere sahip kuramsal yaklaşımlar bulunmaktadır.
 
Üst Alt