Ders Özetleri Uygulamasına Hoş Geldiniz

Ücretsiz kayıt olarak tüm ders notlarına erişebilirsiniz.

veya Kayıt ol

VİZE Kültür Tarihi Vize Ders Notu


Editör

Administrator
Yönetici
Katılım
30 Eyl 2020
Mesajlar
248
Tepkime puanı
13
Puanları
18
KÜLTÜR TARİHİ

ÜNİTE – 1 EVRENSEL BİR KAVRAM: KÜLTÜR; YENİ BİR BİLİMSEL ALAN: KÜLTÜR TARİHİ

  • Kültür sözcüğü, Latincede tarımda ekerek ürün almak, üretmek anlamına gelen “cultura” sözcüğünden gelir. Arapça “hars” sözcüğü, yine Türkçede “ekin” sözcüğü de “kültür” sözcüğü ile eş anlamlıdır.
  • Tarihsel bilgiler bize kültürün tüm toplumlarda mutlaka bir birikime dayandığını göstermektedir.
  • İnsanın kökenini, evrimini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim dalı Antropolojidir.
  • Kültürel Antropoloji; Kültürün gelişimini etnolojik, dilbilimsel, sosyolojik, psikolojik ve psikanalitik analiz yöntemleriyle ele alır.
  • Kültürlerin yayılmasında ve etkileşiminde dilin önemli her zaman çarpıcı olmuştur. Kültür, dille ve diller arası alışveriş zenginliğiyle biçimlenir.
  • Geçmişte, baskın kültürlerin yani imparatorlukların-devletlerin dili yaygınlık kazanmıştır. Örneğin; 17. y.y. ‘da Fransa Krallığı tüm batı imparatorluklarını etkilemiştir.
  • Dile bağlı olarak, yazı kültürüyle gelen değişim de şaşırtıcıdır. Örneğin çömleklerin üzerine yazılmış yazılar Anadolu’da en eski kültürün Helen Kültürü olmadığını göstermiştir.
  • Picasso’nun eserlerinde Afrika sanatının izleri (maskeler gibi), “Groteskt” sanatçılarda Prehistorik dönemin etkisi (abartılı anatomik yapı) yaygındır.
  • İlkel” kültürü tanımlarken hareket noktası “teknik yetersizlikler” olması gerekir.
  • Kültürel değerlerin zamanla anlamlarını kaybedebileceklerini düşünmek gerekir. Çünkü toplumsal ve siyasal değişmelerin, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin böyle bir sonuca götürmesi kaçınılmazdır.
  • Umberto Eco, matbaanın öncesinde de kitapların var olduğunu (rulolar halinde) belirterek, edebiyatın bugün kitlelere ulaştığı biçimiyle insanlığın ortak hafızasından parçalar taşıdığı vurgular.
  • Dünyada yazılı iletişimin gelişmesinde edebi eserlerin işlevi büyüktür.
  • Kültür tarihinin yararlanabileceği alanlardan biri de tarih bilimidir.
  • Tarih, yazıyla başlar. Yaşının keşfinden önceki dönem de Tarih Öncesi (prehistorya) olarak adlandırılır. Tarih öncesi dönemde, Paleolitik yani Eski Taş Çağında (günümüzden yaklaşık iki buçuk milyon yıl ile iki yüz bin yılı kapsayan dönem)insanın taş aletler yaptığı dönemdir.
  • Dünya uygarlığının temeliNeolitik Çağda ya da Yeni Taş Çağında ise (M.Ö. 10.000-5.000 yılları)yerleşik yaşamın başladığı, ilk köylerin kurulduğu dönemdir. Tarıma geçilerek yiyecekler üretilmiştir.
  • Kalkolitik Çağda (Bakır Çağı M.Ö. 5.000-3.000)köylerden kentlere dönüşmeye ve kent devletlerinin doğmaya başladığı dönemdir.
  • Tarih, kültürler arasındaki etkileşimlerin aynı zamanda şiddetli bir çatışma alanı oluştuğunu da gösterir. Truva Savaşı buna örnektir. Bu da yeryüzü kültürlerinin ve uygarlıklarının doğuşu, yükselişleri ve yok oluşlarını gösterir.
  • Tarihin birçok döneminde egemen (dominant) kültürlerin varlığı ve etkisi geniş boyutlu olmuştur. Bugünkü adlandırmayla buna kültür emperyalizmi de denir.
  • Yeryüzü kültürü ve uygarlıkları tüm insanlığın evrensel mirasıdır. Kültürel çeşitlilik, insanlığın ortak mirasıdır ve somut bir biçimde ve etik açıdan korunmalıdır (UNESCO Deklarasyonu).
  • Kültürün siyasal ve ekonomik sistemlerle ilişkisi oldukça şaşırtıcıdır. Örneğin birçok toplumda, siyasal ve ekonomik erk, kültürü aynı zamanda denetlenmesi gereken bir sistem olarak görmüş ve bu anlayışı pekiştirmişlerdir (Eski Sovyet Cumhuriyetlerinde görülmüştür).
  • Bazı davranış biçimleri ve yaşam tarzları onaylanmıştır, reddedilmiştir ya da yasaklanmıştır (Güney Afrika Cumhuriyetinde siyahlar, uzun yıllar beyazların mekânlarından yararlanamamışlardır.
  • Kültürler, politikaları da biçimlendirmektedir.
  • Kültürel etkileşimin kökeninde göç olayı her zaman önemli rol oynamıştır. Bunun zorunlu ya da kendi isteğiyle olması çatışmaları da beraberinde getirir. Örneğin; İngilizler, Fransızlar İspanyollar sömürgeleştirdikleri ülkelere kendi istekleri ile göç etmişlerdir. Afrikalılar ise Amerika’ya zorla köle olarak götürülmüşlerdir.
  • Etkileşim birçok alanda gerçekleşmiş olup; Yeni Dünya’da tahıl, asma ve zeytin yoktur. Avrupalılar getirmiştir. Buna karşılık mısır, patates Amerika kaynaklıdır.
  • Kültürel bir etkilenme sürecinde bir kültür, öteki bir kültürün etkisiyle evrim ve değişim sürecine girerse buna kültürlenme denir.
  • Kültürlenme tek yönlü bir yol izleyip egemen kültür kimliğine bürünerek ulusal ve yerel kültürleri istila edercesine yok ediyorsa saldırgan bir özellik kazanmış olur. Güney Amerika’da bu şekilde birçok yerel dil kaybolmuştur.
  • Bir topluluğun ya da bireyin kendi kültürünün değerlerini yüce ve tek kabul ederek farklı kültürleri kendi değer sistemiyle yargılaması (bu çoğu zaman küçümseme ya da tehlikeli görme şeklindedir) etnosentrizm (etnik merkezcilik) olarak adlandırılır. Bunun sonucunda korku kültürü egemen olur. Zenofobi (yabancı korkusu, yabancı düşmanlığı) başlar.
  • Kültür etkileşimi, kültürleşme kültür çatışmaları çerçevesinde günümüzde önem kazanan bir başka sorun da kimlik sorunudur.
  • Bozkurt Güvenç; kimlik sorununu sorgularken insanoğlunun yüzyıllardan beri “Kimiz, kimlerdeniz, nereden gelmiş, nereye gideriz?” sorusunu yanıtlamaya çalıştığını ama yanıtların kişiden kişiye, toplumdan topluma, üstelik zamanla değiştiğini, ama sorunun aynen kaldığını vurguluyor.
  • Kültür tarihinin bir bilim dalı olarak ortaya çıkışı ve yükselişi 70’li yıllardan itibaren olmuştur.
  • Bir kültür tarihinin konusu ne olmalıdır sorusu sorulursa, öncelikle düşüncelerin evrimini (benimsenen düşünce ve inançlar, olaylar ve durumları anlama gücü, yeteneği) konu edinen çalışmalardan yararlandığı görülür.
  • Kültür tarihi, hem kurumları ele alabileceği gibi, toplumsal grup ve çevrelerin yaşam tarzlarını ve kültür nesnelerini de konu edinebilir.
  • Kültür incelemeleri, toplum, siyaset, ekonomi, felsefe yani düşünceler, toplumsal iletişim ve sanatın alanlarını içermektedir.
  • Küresel tarih, dünya tarihinden farklı olarak, küresel eğilimlerin, küresel kurumların, küresel hareketlerin, küresel kriz ve sarsıntıların tarihini esas alır.
  • ÜNİTE – 2 İLK ÇAĞLAR, İLK KÜLTÜRLER
  • Tarih Öncesi Dönemi
  • İlk insanlar paleolitik (eski taş) dönemdeavcı ve toplayıcı olarak yaşamışlardır. Mağara ve kaya sığınaklarını kullanmışlardır. Avlanmak için aletler üretmeye başlamışlardır. Klanlar halinde yaşamışlar, ölülerini gömmüşler hatta ölülerin üzerlerine yaşamı simgeleyenkırmızı boya serperek, belki ikinci bir yaşamı düşünmekte oldukları görülmektedir. Ateşi kontrol altına almayı başarmışlardır.
  • Neolitik Devrim (Yeni Taş Devri) diye adlandırılan dönemde tarım yapmaya başlandı. Tarıma bağlı olarak da yerleşik hayata geçilmiştir. Böylece ilk köyler kuruldu, ilk konut yapılarıyla mimari doğdu. Çatalhöyük bu tarz yerleşimlere ilk örnektir. Sokaklar olmadığı için kapı yoktur. Konutlara, çatılarda yer alan açıklıklardan girilmektedir.
  • Resimlerde genellikle av sahneleri veya dini ritüellerin betimlemesi vardır. Çanak-çömlek üretimi gelişmiştir.
  • İlk savaşlarıngöçebe topluluklar ile yerleşik hayata geçmiş olan toplumlar arasında yapılmıştır.
  • İnsanlar, ilk kültür eserlerini taş, ahşap, kemik ve topraktan yapmışlardır. Öncelikle bakır, daha sonra altın-gümüş, tunç ve en son demir kullanılmaya başlanmıştır.
  • Tarih öncesi dönemlerin en önemli keşiflerinden birisi de tekerleğin bulunmuş olmasıdır.
  • Mezopotamya: İlk Yazı, İlk Şehir Devletleri
  • Erken gelişmiş ilk kültürler Mezopotamya’da (Dicle ve Fırat arası) görülmeye başlanır.
  • Tunç çağlarında, büyük bir olasılıkla resimden geliştirilen yazı keşfedilmiştir. (Mezopotamya çivi yazısı ve Mısır Hiyeroglif yazısı)
  • Sümerlerin Mezopotamya’ya Orta Asya’dan geldiği düşünülmektedir. Dilleri, Hint-Avrupa dil grubudur. Yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda kültür oluşturmuş bir toplumdur.
  • Sümerler, çivi yazısını kullanmışlardır.
  • Sümer şehirlerinin merkezinde tapınak bulunurdu. Dini alanın en önemli yapısı da Ziguratlardır.
  • Ziguratlar; okul, tapınak ve rasathane görevi görmüştür. Her şeyin sahibi tanrı ve onun adına kenti yöneten rahipti.
  • Sümerlerin en önemli yazılı belgesi; Gılgamış Destanı’dır.
  • M.Ö. 2800-M.Ö. 2350 yıllarında Mezopotamya’ya semitik halkların gelmesiyle kültürel değişiklik yaşanır.
  • Lugal: Kral, Ensi: Rahip
  • Arap bölgesinden gelen Akkadlar, Sümerlerin egemenliğine son vermiştir.
  • Akkadlar ‘da tanrı ile kral kavramı ayrıdır. Kral, kanun yapıcıdır. Sami halkının ilk krallarından olan Sargon, geniş topraklara hükmettiği için ilk imparatorluk kurucusu sayılır.
  • Babiller ‘de Kral Hammurabi Kanunları, yazılı olarak kayda alınmış ilk devlet yasalarıdır. Kanun metninin 200. paragrafında suçun kısas kanunu ile cezalandırılacağı (hırsızın elinin kesilmesi gibi) belirtilir. Bu kural, Roma’da, Talion Kuralı (ius talionis) olarak karşımıza çıkar. 282. paragrafta kişi hak ve mülkiyetlerinin korunacağı, 218. paragrafta başarıl olan doktorların 10 şekel gümüş ile ödüllendirileceği, başarısız olanlarının da elinin kesileceği yazılıdır.
  • Asurlar, M.Ö. 2000-M.Ö. 1800 arasında Anadolu’da ticaret kolonileri kurmuşlardır.
  • Yani Asur döneminde, Mezopotamya ve Anadolu’nun doğu yarısında egemen olmuşlardır. Dünya kültürüne en büyük katkıları; savaşlarda kullanılan gelişmiş silahları ve ordu kurma düzenidir.
  • Mısır, Suriye-Filistin, İran-Elam Kültürleri
  • Mısır, coğrafi olarak aşağı ve yukarı olmak üzere ikiye ayrılır. Yukarı Mısır başkenti Theben, Aşağı Mısır başkenti Memphis’tir.
  • Mısır’da yerleşim tarihi M.Ö. 12.000’lerden başlar.
  • M.Ö. 3.000’de Mısır dili ve hiyeroglif yazısında semitik ve Afrika dillerinden etkiler görülmeye başlanır.
  • Eski İmparatorluk (M.Ö.3000-M.Ö. 2000) dönemi; Piramitler dönemidir.
  • Orta Mısır İmparatorluğu (M.Ö. 2000-M.Ö. 1550) döneminde Theben kenti, tüm Mısır İmparatorluğunun merkezi olmuştur. Ön Asya’dan savaş arabası tekniği bu dönemde Mısır’a getirilmiştir.
  • Yeni Krallık (M.Ö. 1550,M.Ö.1000) ise Mısır Firavunlarının en güçlü olduğu, III. Tutmosis (M.Ö. 1500) ile imparatorluğun en geniş sınırlara ulaştığı dönemdir.
  • IV. Amenophis Ekhnaton, halkını Güneş Tanrısı Amon’a tapınmaya zorlamıştır.
  • Mısır sanatında günlük yaşamı, kraliyet sarayını ve aile sahnelerini resmetmek gelenek olmuştur.
  • II. Ramses, Ön Asya’daki bir diğer güç olan Hitit İmparatoru Muvattali’ye karşı Kadeş’te savaşır ve Kadeş Anlaşmasını yapar.
  • Firavunlar, hayatta oldukları sürece tanrının oğlu, öldükten sonra tanrı olarak tapınılmaktaydılar.
  • Suriye bölgesinde M.Ö. 2000-M.Ö. 1700’de Kenan ve Semitik halkın gelmesiyle hareketlenmeler görülmeye başlanır. 22 işaretten oluşan Fenike Alfabesi ortaya çıkar.
  • İsrailoğullarının (Yakup ve 12 oğlu) ortaya çıkmaları bölge için önemli bir gelişmedir. İsrailoğulları ile Eski Ahit (Tevrat) önem kazanmaya başlamış, bölge rahipler tarafından yönetilmiştir.
  • Eski Ahit (Tevrat) ‘den sonra Yeni Ahit (İncil) bu topraklarda ortaya çıkmıştır. Eski İbranicenin alfabesi de çivi yazısından geliştirilmiştir. Günümüzde kullanılan Yeni İbranice, Rusya’dan İsrail’e göç eden Shalom Jakop Abraham tarafından geliştirilmiştir.
  • M.Ö. 3000’den itibaren Elamlılar, Sümer kültürünü devam ettirmişler ve çivi yazısını kullanmışlardır.
  • M.Ö. 6. y.y. ‘dan itibaren Persler, İran’a egemen olmuşlardır. Kyros (M.Ö. 559-M.Ö. 530) Pers İmparatorluğunun kurucusu olmuştur.
  • Persler, fethettikleri yerlerde “satrap” adı verilen valilerini yerleştirmişlerdir.
  • M.Ö. 500-M.Ö. 494 yılları arasındaİyonya kentleri, Perslere karşı ayaklanmaların yaşanması ile M.Ö. 494’de Milet’in yakılıp yıkılması ile sonuçlandı.
  • Anadolu Kültürleri
  • Orta Anadolu’ya M.Ö. 2000’li yıllarda gelen ve Hint-Avrupa kökenli dile sahip Hititler, Mezopotamya’dan çiviyazısını almışlar, aynı zamanda hiyeroglif yazıyı da kullanmışlardır.
  • Asur ticaret kolonilerine son veren Hititler, M.Ö. 1400-M.Ö. 1200 yıllarında Yeni Hitit İmparatorluğunu kurmuşlardır. M.Ö. 1200’dedeniz kavimlerinin göçleri ile imparatorluk son bulmuştur.
  • Hititlerin başkentleri Hattuşa yakınında “Yazılıkaya” isminde bir açık hava tapınağı bulunmaktadır.
  • Hitit devleti yıkıldıktan sonra, M.Ö. 700’lere kadar Hititçe konuşan yerel küçük beylikler varlıklarını devam ettirmişlerdir.
  • Yeni sanat ve kültür anlayışlarında Fenike Alfabesi ve Fenike Hiyeroglif Yazısı kullanılmıştır.
  • Mitanniler, Kuzey Mezopotamya’ya hâkim olmuşlardır. Dilleri; Hint-Avrupa dil grubundandır. Hitit ve Asurluların egemenliğinde yaşamışlardır.
  • Savaş düzeninde süvari (atlı) ve at arabası kullanımı, Mitanniler ile başlar.
  • Urartular, M.Ö. 13. y.y. ile M.Ö. 9. y.y. arasında yaşadılar. Başkent Tuşba (Van). Sık Sık Asurlular ile savaşmışlardır. M.Ö. 7. y.y. ‘dan itibaren Medlerin egemenliğine girerek bağımsızlıklarını kaybetmişlerdir.
  • Urartular, Çivi yazısını kullanmışlardır. Su setleri oluşturarak suyu depolamayı ve kullanmayı planlamışlardır.
  • Frigler; M.Ö. 1200’lerde Makedonya ve Trakya’dan Anadolu’ya gelmişlerdir. M.Ö. 9. y.y. ‘dan itibaren siyasi bir güç olarak ortaya çıkmışlardır. Efsanevi kralları; Gordios’tur.
  • Frigler, Asurlularla ittifak kurarak siyasi olarak güçlenmişler Batı Anadolu Helen kolonileriyle kurduğu ilişkiler sonucu, Yunanistan ile ticareti geliştirmişlerdir. M.Ö. 7. y.y. ‘da Kimmerlerin akınları ile siyaset sahnesinden çekilmişlerdir.
  • En önemli merkezleri başkent Gordion (Ankara/Polatlı), Yazılıkaya-Midas (Eskişehir). Yerleşimlerinde megaron denilen yapılar bulunmaktadır.
  • Ölü gömme adetlerinde iki farklı uygulama ortaya çıkar; Kaya mezarları ve Tümülüsler (ahşap odalı yığma toprak).
  • Frig kültür tarihi içerisinde en öne çıkan tanrıça; Matar Kubileya’dır.
  • Lidyalılar; Batıda Ege Denizi, doğuda Halys (Kızılırmak) arasında kalan Anadolu topraklarında güçlü bir devlet kurmuşlar, Helen deniz gücünü ve ticari filolarını kullanarak Karadeniz’de de etkili olmuşlardır.
  • Alış-verişi kolaylaştırmak için elektron sikkeyi üretmişlerdir. Elektronu kullanarak (gümüş-altın alaşımı) ilk parayı basmışlardır.
  • Başkentleri Sardes (bugünkü Salihli)
  • En tanınmış kralları Kroisos olup dinlerinde de Kuvava (Kybele) baş tanrıçadır.
  • Batı Kültürünün Kaynakları
  • Minos Uygarlığı (M.Ö. 2000-M.Ö. 1400);Girit Adası kültürüdür. Minos, aynı zamanda krallara verilen genel addır.Knossos, Phaisthos, Mallia, Gurnia en tanınmış saraylardır. Linear A, Linear B denilen iki ayrı yazı kullanmışlar.
  • Mikenler (Akhalar);M.Ö. 1600-M.Ö. 1100 yılları arası Yunanistan’a hâkim olmuşlardır.
  • Yer isimlerindeki “-ssos”, “-nthos” son ekleri, kentlerin Helen kuruluşuna ait olmadığını kanıtlamaktadır.
  • Mykene, Tyrins, Atina, Theben en önemli Miken kentleridir.
  • Merkezinde megaronun yer aldığı kaleler, tümüyle savunmaya yöneliktir.
  • Helenler, üç farklı boy olarak Yunanistan’a göç etmişlerdir: Aioller, İyonyalılar, Dorlar.
  • Karya bölgesinde Dorlar, Atina ve çevresinde İyonyalılarAtina’nın kuzeyi ile Euboia Adası ve Anadolu’da Mysia bölgesinde de Aioller yerleşmiştir.
  • Helen dünyası yerleşim yerleri ilk olarak köy niteliğindeydi.
  • KentlerePolis” denilmekteydi. Polis, siyasi kimliği olan şehirdir. M.Ö. 6. y.y. ‘dan itibaren gelişmeye başlar.
  • Grek Alfabesi, Fenike Alfabesinden türetilmiştir.
  • Yasalar, 7. y.y. ‘dan itibaren yazılı hale getirilmiştir.
  • Sparta kentine önce M.Ö. 9. y.y. ‘da Dorlar, M.Ö. 8. y.y. ‘da ise Spartalılar (Lakedaimonialılar) hâkim olmuştur.
  • Spartalılar savaşçı kavimler olup, köy yerinekışlalarda yaşamışlardır. Eğitimlerinde; beden eğitimi, yüzme ve silah kullanma öğretilirdi.
  • Demokrasinin ilk tohumları Atina’da atılmıştır. Solon Yasalarına göre halk 4 tabakaya ayrılmıştır: En üst tabaka Yüksek Memurlar, En alt tabaka ise seçilme hakkı olmayan ama memur seçimlerinde oy kullananlardı.
  • Halk Meclisi (Boule)demokrasinin ilk basamağı olmuştur.
  • Eklesia’da yasalar önce tartışılmakta, düzeltildikten sonraoylanmaktadır.
  • M.Ö. 487’de Arkhon, halktan herkesin üst dereceli memur olabilme hakkını tanımıştır.
  • Arkesialos ve Sappho, dönemin en tanınmış şairleridir.
  • Homeros’un yazdığı (ya da derlediği) “İlyada ve Odisseia” destanları, Batı Edebiyat Kültürününbaşlangıç eseri olarak kabul edilir.
  • Klasik dönemde (M.Ö. 500-M.Ö.323) tarih yazıcılığı başlamıştır. Halikarnaslı Herodot, tarihin babası kabul edilir.
  • Phidias, Polykleitos, Myron, Praksitale heykel sanatının ünlü isimleridir.
  • Tiyatroda tragedya ve komedya oyunlar sergilenir.
  • Platon ve Aristoteles bu dönemin filozoflarıdır.
  • Roma kentinin kuruluş efsanesinde Remus ve Romulus adında iki kardeş kenti kurulacağı yer konusunda kavga ederler ve Romus, Remulus’u öldürür. Kenti de Palatin Tepesinde kurar.
  • Roma kentinin bulunduğu bölgeye Latium denir. Arkeolojik veriler ve yazılı kaynaklar kentin bir Etrüsk kenti olduğunu kanıtlamaktadır.
  • Soyluların giydiği kıyafet; Toga
  • Roma Krallığı; başlangıçta adlarına “patrici” denilen Romalı aristokratların oluşturduğu “senatus” (meclis) ve krallar tarafından yönetilirdi.
  • Aristokrat olmayan sıradan vatandaş: Plebs. Roma Halkı: Populus Pomanus.
  • Cumhuriyet Yönetimi; M.Ö. 509 yılında Romalı aristokratların eşitlik istemiyle krallığa karşı ayaklanma ile başlamıştır.
  • Sezar, diktatörlüğe yönelmiş fakat aristokratlar tarafından (M.Ö. 44) öldürülmüştür.İmparator Octavianus kendisine “kutsal” anlamına gelen “Augustus” unvanını vermiştir.
  • Birinci sınıf vatandaşlar: Principi.
  • Antik dönemin en geniş imparatorluğu olan Roma İmparatorluğu, Kavimler Göçü ’nün etkisiyle (Vizigotlar, Vandallar) M.S. 395 yılında, Doğu ve Batı Roma olmak üzere ikiye ayrılır. Batı Roma M.S. 476’da yıkılır.
  • I. Konstantin, M.S. 330 yılında kendi adını verdiği Konstantinopolis’i (İstanbul) başkent yaparak Doğu Roma İmparatorluğunu (Bizans) kurar.
  • Roma’da disiplin önemliydi ve bir Roma ailesinde “Baba” sözü kutsaldır.
  • Eyaletlerde imparatorluk kültünü yani “tanrı-Kral” düşüncesini yaymışlardır. Anadolu’da bu amaçla “neokorie” denilen çok sayıda imparator kültü rahipleri oluşturulmuştur.
  • Yahudilerin kutsal kenti Kudüs’te, Hz. Süleyman döneminden kalan kutsal tapınağı M.Ö. 70’de içine Roma İmparatoru heykeli koyarak bir Roma İmparatorluğu tapınağına dönüştürmeleri isyanlara neden olmuş, Roma askerleri de tapınağı yerle bir etmişler, geriye bugün “Ağlama Duvarı” denilen kısımları kalmıştır.
  • Roma’nın en çok ilerleme kaydettiği alanlardan biri de hukuktur. Roma Hukuku, bugün Türkiye de dâhil olmak üzere birçok ülkede yeni düzenlemelerle uygulanmakta ve hukuk fakültelerinde ders olarak okutulmaktadır.
  • Romalı paralı askerlerin (lejyonlar) evlenmesi yasaktı ve ancak emekli olduklarında bir eyalette toprak sahibi olabiliyor ve evlenebiliyorlardı.
  • Roma harcı ve çelik konstrüksiyon kullanımı mimarlık alanında büyük bir yeniliktir.
  • Latinceresmi dildir. Latince, antik çağ sonrasında da Batı Avrupa’da Katolik kilisesinin resmi dili ve üniversitelerde de bilim dili olarak uzun yıllar kullanılmaya devam etmiştir.
  • ÜNİTE – 3 AVRUPA’DA ORTAÇAĞ KÜLTÜRÜ
  • Avrupa tarihinde 5 ve 15. y.y. ‘lar arası bin yıllık dönem, Orta Çağ olarak adlandırılır.
  • Rönesans hümanistleri, Orta Çağı “Geçiş Dönemi” olarak adlandırırken, Antik Çağ ile Rönesans arasınıkaranlık çağ” olarak adlandırmışlardır.
  • Avrupa’da Orta Çağın başlangıcı; Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışı (M.S.476), bitişi ise İstanbul’un Fethi (1453) olarak kabul edilmesine rağmen, Gutenberg’in matbaayı keşfi, İspanya’da Müslüman egemenliğinin sona ermesi, Amerika’nın keşfi de yeniçağın başlamasına zemin oluşturmuştur.
  • Roma İmparatorluğunun yıkılışında M.S. 4. y.y. ‘da Kavimler Göçünün (Völkerwanderung) etkili olmasında Romalıların “barbar” olarak nitelendirdiği Hunlar, Avarlar ve Slavların yanı sıra Gotlar, Franklar, Vandallar gibi Cermen kökenli kavimler etkili olmuştur.
  • Göçlerle gelen kavimlerin kültürleri ile antik miras ve Hristiyanlık kaynaşarak, “Ortaçağ Avrupa Kültürü” oluşturulmuştur.
  • 11. y.y. ‘danitibarenfeodal sistem oluşmaya başlamıştır, 13. y.y. ‘a gelindiğindeorta çağdoruk noktasına ulaşmıştır. 14. y.y. ‘dan sonra ise orta çağ kültürü Rönesans’a doğru evrim geçirir.
  • İlk dokuma çıkrığı örnekleri bu çağda ortaya çıkmıştır.
  • 8. y.y. ‘dan itibaren at tımar ve bakımı (nal üzengi), 10. y.y. ‘dan itibaren saban demiri yapımında gelişim gözlenir. 11. y.y. ‘da silah yapımı başlar, ilk namlulu tüfekler, ilk mekanik saatler 13. y.y. ‘dan itibaren görülür.
  • Orta Çağ Avrupa kültürü oluşmasında özellikle Roma kültürünün etkisi görülür.
  • Kilisenin resmi dili olan Latince, tüm batı ve orta Avrupa için 10. y.y. ‘a kadar kullanılmıştır.
  • Teoloji ve bilim literatüründe, Latince kullanılmaya devam edilmiştir.
  • Latince; Fransızca, İtalyanca İspanyolca gibi Avrupa dillerinin oluşumuna etki etmiştir.
  • 11. y.y. ‘da Hristiyanlaşarak Orta Avrupa’ya yerleşen Macarların yaşadığı topraklar, bu tarihten itibaren, Avrupa’nın son sınırı olarak algılanmıştır.
  • Anglo-Saksonlar İngiltere’de, Ostrogotlar İtalya’da, Vizigotlar İspanya’da, Franklar ise Almanya çevrelerinde yerleşik hale gelmişlerdir.
  • Gotların Tarihi adlı kapsamlı tarih metnini yazan Romalı bir devlet adamı ve yazar olan Cassiodorus’tur (yaklaşık M.S. 490-580).
  • Roma birliğinin dağılmasından sonra göçlerle parçalanan Avrupa’da, her türlü kültür belirtisi hızlı bir çöküş ve yok oluş sürecine girmiştir. Bunun en somut örneği; okur-yazarlığın yönetici tabakasında dahi yaygın olmayışıdır.
  • Eğitim neredeyse tümüyle İncil üzerinden yapılması, dönemin düşüncel iklimi, teolojik düşünceye ve yegâne mutlak gerçeklik olarak Tanrı kavramına dayanmasına neden olmuştur.
  • Göçler Çağı toplumlarının sanatlarını belirleyen ana eksen, hayvan üslubu olarak adlandırılan bezeme türüdür.
  • Avrupa’ya ulaşan Kelt ve Cermen halkları aracılığıyla, erken ortaçağ sanatının da temel bileşeni bezemedir.
  • Genellikle taşınabilir kullanım eşyaları ve silahlar üzerinde görülen soyut bezemeler, aynı zamanda da pagan halkların inanç sistemleri ve ritüelleri ile ilgilidir.
  • Northumbria manastırları, 8. y.y. sonlarına kadar Avrupa’nın başlıca dinsel ve kültürel merkezi olarak kalır.
  • 793 yılında Lindisfarne adasından başlayarak 11. y.y. ‘a kadar tüm kıtayı kasıp kavuran Viking akınları ile birlikte manastırlar yok olur.
  • Göçebe ve savaşçı bir kavim olan Vikinglerinyazılı geleneğinin olmayışı, kültür izlerinin sürülmesini güçleştirmektedir.
  • Vikingler de genellikle taşınabilir kullanım eşyaları ve silahlar yanı sıra kuyumculuk, maden işçiliği ve ahşap oymacılık alanlarındaki ustalıklarına işaret eder.
  • 9. y.y. ‘a tarihlenenOseberg gemisinin pruvasında yer alan hayvan başı; bezeme dili olan hayvan üslubunun en iyi örneğidir.
  • Toplumun önde gelenleri ve soylular, genellikle içinde değerli eşyaların da olduğu gemiler ile birlikte gömülürlerdi. Pagan Viking inançlarına göre ölüyü diğer dünyaya bu gemiler taşıyacaktır.
  • Gemi, Viking kültüründegüç simgesi olarak algılanmıştır.
  • 8. y.y. ‘dan 11. y.y. ‘a kadar, Avrupa’yı tehdit eden Vikingler, Hristiyanlığın tüm kıtada yayılarak kökleşmesi ve bağımsız Hristiyan Krallıklarının güçlenmesi ile birlikte güç kaybetmeye başlamışlardır.
  • 5. y.y. ‘da yerleşik hayata geçen ve 6. y.y. ‘da Hristiyanlığı kabul eden Cermen kökenli bir kavim olan Franklar, 8. y.y. ‘dan itibaren güçlenerek büyük bir Hristiyan İmparatorluğu kurarlar.
  • Döneminin önde gelen entelektüellerini sarayın çevresinde toplayan Şarlman, “Karolenj Rönesans’ı” olarak adlandırılan oluşumun kurucusudur.
  • Karolenj Miniskülü: Açık, net, kolay okunan bir yazı üslubudur.
  • Yapılan reformlar imparatorluğun farklı bölgelerindeki halkların aynı kültürel çatı altında birleştirilmesi içindir.
  • Scriptorium: Orta Çağ’da el yazması kitapların üretildiği ve kopyalandığı atölyelere verilen isimdir.
  • Karolenj dönemi el sanatlarında ve kitap sanatlarında, Kelt-Cermen gelenekleriRomalı bir konsept içinde, antik modeller ve konularla harmanlanarak ele alınmıştır.
  • Karolenj dönemi ile birlikte insan tasvirleri yaygınlaşmaya başlar.
  • Resimlerde genellikle İncil yazarlarının portreleri işlenir.
  • Şarlman döneminde, çoğu kilise ve manastır olmak üzere, yoğun bir inşaat faaliyeti görülür.
  • İmparatorluğun idari merkeziAachen’da inşa edilen kilise, Karolenj Rönesans’ını oluşturan düşünsel altyapının somut bir göstergesidir.
  • Genel mimari biçimlenişin San Vitale (İtalya/Ravenna’daki Bizans Kilisesi) ile olan yakınlığı, Şarlman’ın çağdaşı Bizans ile yarışma isteğinin yansımasıdır.
  • 962 yılında Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğunun ilk kralı olarak taç giyen I. Otto’dur.
  • Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu, bir yandan Karolenj kültürünün varisi olarak Hristiyan Roma mirasını sahiplenirken bir yanda da Cermen kimliğine vurgu yapar.
  • Otto dönemindeki kültürel ve sanatsal atılımın izlenebildiği başlıca alanlar; mimari ve yazma kitaplardır.
  • Otto dönemi sanatı, Romanesk (Roma üslubunu anımsatan) stilin oluşumuna zemin hazırlamıştır.
  • Otto dönemi kültüründeki Karolenj ve Roma etkileri, imparatorluğun idealinin sanatsal ifadesidir.
  • Karolenj mimarisi aracılığı ile aktarılan haç planlı bazilika formu, kilise mimarisinin en yaygın plan tipidir.
  • Dönemin scriptoriumları arasında en bilineni olan Reichenau manastırı, Otto dönemi resim sanatının başlıca örneklerini vermiştir.
  • Birleşik Avrupa idealiKarolenj dönemi ile başlamıştır.
  • Parçalanan merkezi otoritenin yerini feodal sistem alır. Feodal düzende, toplumsal piramidinin tepesinde kral bulunur.
  • Hristiyanlığın temsilcisi olan papa, toplumsal hiyerarşide kralın hemen altında ve toprak sahibi yöneticilerin üstündedir.
  • Avrupa’nın 10. y.y. ‘dan sonraki gelişimini belirleyen ve orta çağ kültürünü yapılandıran temel unsur; dindir.
  • Maddi ve manevi kültür nispeten daha “şehirli” bir karaktere bürünmüştür.
  • Kiliselerin teknik gelişmelere paralel olarak ahşap yerine taş tonozlar alır.
  • Yuvarlak kemerlerve küçük pencerelerle tanımlanan Romanesk yapılar, dış görünümleri Hristiyanlık kurumunun gücünü ve zenginliğini simgeler.
  • 13. y.y. ‘da orta çağ kültürünün gelişimi doruk noktasına ulaşırken, 14. ve 15. y.y. ‘lar bu yükselişin ardından gelen krizli bir süreçtir.
  • 14. y.y. ‘dan itibarenölüm dansı” temalı ceset ve iskelet tasvirleri görülür.
  • Ortaçağ Avrupa Kültürü, en etkin ürünlerini 13. y.y. ‘da ortaya koyar.
  • Gotik sanat, 13. y.y. ‘dan itibaren Fransa’dan başlayarak tüm Avrupa’ya yayılır. Kırsal nitelikli Romanesk üsluptan, boyutları ve yükselici etkisi ile radikal bir biçimde ayrılır.
  • Gotik kiliselerde mekân algısı daha fazla pencere açıklığı ile çözümlenir. Bu açıklıklardaki renkli vitraylardan süzülen ışığın etkisi, bu dönemin kilise mimarisine getirdiği en önemli yeniliklerdendir.
  • Gotik mimarinin belirleyici özelliği yuvarlak kemer yerinesivri kemerin kullanılmasıdır.
  • Gotik stildeki ilk yapı, Paris yakınlarında Rahip Suger tarafından yaptırılan St. Denis Kilisesi’dir. (1137-1144)
  • 15. y.y. ‘a doğru zengin tüccar sınıfının oluşumuyla birlikte değişen toplumsal yapı ve hümanizm düşüncesinin doğuşu, ortaçağ kültürünün sonunu getiren büyük bir kırılma noktası olmuştur.
  • Hümanist düşüncenin yaygınlaşması, skolastik felsefenin sonunu getirecek, Rönesans’ı doğuracaktır.
  • Sanat patronlarının profilinin değişmesi, sanat konularını da değiştirmiştir. Aziz ve kral portrelerinin yerini yeni zenginleşen tüccar ailelerinin resimleri alır.
  • Vitray ve kitap resimlerinin yerine yağlıboya tuval resimleri ortaya çıkar.
  • Ortaçağ felsefesi, dinsel öğretiler ve din-dünya görüşüne dayanır. Felsefe tartışmaları, ortaçağ boyunca inanç-Tanrı-bilgi ekseninde yoğunlaşmıştır.
  • Aziz Augustinos (354-430), inancı temel almış ve aklın görevinin inanç yoluyla bilinen şeyleri açıklamak olduğunu ileri sürmüştür. (“Anlayabilmek için inanıyorum” düşüncesi)
  • Augustinus, Hristiyan kilisesini Tanrı-devletin yeryüzündeki temsilcisi olarak tanımlayarak bağnaz düşüncenin temelini atmıştır. Hristiyan dogmatik düşünce temelinde de Augustinus vardır.
  • Aziz Anselmus (1033-1109), felsefe ve ilahiyatın birlikteliğine öncülük eden, dinsel inancı akılla açıklamaya girişen bir düşünürdür. Akıl karşısında imana ya da inanca öncelik vermiştir. Ona göre, inanç aklı tamamlayacaktır.
  • ÜNİTE – 4 ANADOLU ORTAÇAĞI, SELÇUKLU AYDINLIĞI
  • Anadolu’daki Türk varlığı, Selçuklular ile başlar. Erzurum, Sivas, Kayseri, Konya dolaylarına yönelmişlerdi.
  • En önemli gelir kaynağı hayvancılıktı.
  • Selçuklular, “Diyar-ı Rum” olarak geçmektedir.
  • Anatoli olarak isimlendirilen Batı Anadolu bölgesi, Bizans yönetimindeki bir eyaletti.
  • 11. ve 13. y.y. arasındamimarlık ve plastik sanatlarda Selçuklu varlığı görülür.
  • Türkiye’deki Selçuklu sanatı, İslam sanatlarının İran-Horasan bağlantısıyla ortaklık gösterir.
  • 11. ve 14. y.y. devresi, mimari ve süsleme için önemlidir.
  • Mimari dışında maden işleri, halı ve kilimdeki ilerleme, bu dönemde ortaya çıkan eserlerin genel olarak İslami örtü altında şekillendiğini gösterir.
  • Devlet işleri, vezirin başkanlığını yürüttüğü Divan-ı Ali ismi verilen bir kurulda görüşülür.
  • Halk göçebe bir hayat sürmüş ve hayvancılık ile uğraşmışlardır. Yerleşik hayattakiler ise zanaat, çiftçilik ve ticaretle uğraşmışlardır.
  • İşkollarına göre loncalar oluşmuştur. İmarethanelerde yoksullara ve öğrencilere ücretsiz aş sağlanmıştır.
  • Camiilertoplumsal ve siyasi merkezdir.
  • Selçuklu camileri enlemesine gelişen çok destekli ve düz çatıyla örülmüş yapılardır.
  • Medreseler; hadis, kelam, fıkıh gibi din bilimleri ile Matematik, tıp, astronomi gibi fen bilimleri dersleri verilirdi.
  • Darülhadis: Dar mekân, yurt hadis öğretilen medrese. Darülkura: Kur’an okuma yöntemleri öğretildiği medrese. Darüşşifa: Sağlık ve tedavi hizmeti verilen yer. Bimarhane: Ruh ve sinir hastalıklarının tedavi edildiği yer.
  • Dış görünüşleri benzer olsa da iki farklı tipte (kapalı ve açık avlulu) medrese yapıları mevcuttur. Bunlara örnek: Konya Karatay Medresesi (Kapalı Avlulu), Sivas Çifte Minareli Medrese (Açık Avlulu).
  • Kervansaraylar; Ticari yollar üzerinde kervanların dinlenmesi için oluşturulmuş yapılardır. Eşyaların korunması ve yolcuların dinlenmesi için dizayn edilmiş kervansarayların, İslam devletlerindeki Ribat adı verilen yapılardan esinlenerek yapıldığı düşünülmektedir.
  • Yapıların bakım onarımının nasıl yapılacağı ve kimlerce karşılanacağına ilişkin bir vakfiye kaydı mevcuttur.
  • Künbet: Selçuklu mezar anıtlarına verilen isimdir. Aynı zamanda üstü konu veya piramit örtüyle kapatılan türbeler için kullanılan bir addır. Kare, daire veya çokgen olabilmektedir.
  • Anadolu Selçuklu Künbetlerinde ölüyü toprağa gömmek yerine, koruyucu bir mumyalama işlemi uygulanmıştır.
  • Anadolu Selçuklu sanatının motif hazinesi karmaşık ve enerji doludur. Bu bölgedeki birçok farklı kültürün etkisinde kalmıştır.
  • 13. y.y. Anadolu Türk sanatının dönüm noktasıdır. Bu dönemde mimari yüzeylerde figürlü konular azalırken, obje, insan, hayvan ve mitolojik varlıkların arındırıldığı görülür. Selçuklu ikonografisininİran ve Osmanlı kültür çevresine göre daha renkli ve zengin olduğu söylenebilir.
  • Asya hayvan üslubunun İslam ile tanışması; geyik, ejder, yırtıcı kuşların inanç sistemi içerisine girmesine neden olmuştur.
  • Selçuklu sanatında görülen insan figürleri, esas olarak Uygur tipine dayanmakta, bir ölçüde balbalların heykelsi duruşu da tekrarlanmaktadır.
  • Selçuklu sanatındaki şekillerden bir kısmının Bizans döşeme mozaiklerinden, diğer kısmının ise Asya’nın daha eski bir kültür çevresinden geldiği anlaşılmaktadır.
  • 13. y.y. ‘ın ortalarından itibaren daha fazla çeşitlenerek gelişen bitkisel motifler, Osmanlı döneminde de netleşerek gelişimini sürdürmüştür.Akantus Yaprağı, Selçuklu eserlerinde de görülmektedir.
  • Bitkisel temalar içerisinde Rumi kendisine özel bir yer bulur. Rumi adı verilen form, tombulca bir virgüle benzer, yay biçiminde kıvrımlı bir damla formuna da benzetilir.
  • Selçuklu süslemeleri, Türklerin İslam dinini kabul etmelerinden sonra, katıldıkları yeni çevrelerde yarattıkları özgün bir sanat kesitidir.
  • Selçuklularda ticaret yolları ve yerleşik hayatın gelişmesinin bilim, edebiyat ve felsefe alanında gelişmesine büyük ölçüde katkı sağladığı söylenebilir. Ömer Hayyam, İbn-i Rüşt gibi isimler dönemin önemli bilim ve felsefe insanlarıdır. Dönemin belirleyici felsefesi, tasavvuftur. Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli ve Yunus Emre bu felsefenin öncüleridir.
  • Hacı Bektaş-ı Veli (Horasan, Nişabur 1210-Nevşehir 1271); “Makalat” adlı eserinde şeriat, tarikat, hakikat ve marifet adlarını verdiği Dört Kapı ve bu kapılara bağlı Kırk Makamdan söz eder. Hacı Bektaş-ı Veli, Yeniçeri Ocağının da simgesi olmuş bir isimdir.
  • Yunus Emre, 13. y.y. sonlarında yaşamıştır. Fikirlerine doğrudan insan sevgisi, kardeşlik temalarını işlemiştir.
  • Mevlana Celaleddin Rumi, 6 ciltlik Mesnevi eserinin sahibidir. Mesnevi’nin dili Farsçadır ve beyit sayısı 25618’dir. Diğer eseri Divan-ı Kebir’in dili farsça olmakla beraber, içinde Arapça, Türkçe ve Rumca şiirlere de yer vermiştir.
  • Mevlana, ölüm gününü yani Hakka kavuşma gününü “düğün günü” anlamına gelen “Şeb-i Aruz” olarak adlandırmıştır.
  • ÜNİTE – 5 AVRUPA’DA RÖNESANS: DEĞİŞEN AVRUPA
  • Yüzyıl Savaşlarının sonu (1492) Avrupa’da yeni bir sosyal, ekonomik ve siyasi dönemin başlangıcı olarak kabul edilir. Monarşi rejimleri güçlenecektir.
  • Matbaa, keşifler, Rönesans, hümanizm ve reform hareketleri başlar. Burjuvazi gibi yeni bir ticari sosyal sınıf oluşur ve güçlenir.
  • Bu çağ savaşlar dönemidir, hatta silahlanma teknolojisi hızla ilerler, örneğin topçuluk bu dönemde gelişir.
  • Portekiz: Madeira, Azor Adaları, Afrika’nın güney kıyıları, Yeni Gine’yi topraklarına katmıştır.
  • İspanya: Kuzey Amerika kıtasının güneybatı bölümünü, Batı Hint Adaları, Orta Amerika, Brezilya dışında Güney Amerika’yı topraklarına katmıştır.
  • İngilizler ve Fransızlar da Kuzey Amerika’ya açılımı gerçekleştirmiştir.
  • Avrupa’ya giren ürünler arasında; değerli kumaşlar ve taşlar, baharatlar, patates, tütün, mısır, şeker pekmezi, şeker bazlı alkollü içecekler, kakao, çikolata, kahve, pirinç, pamuk ve kinin bulunmaktadır.
  • Rönesans sözcüğü Fransızcayeniden doğuş” anlamına gelir ve İtalya’da14. y.y. ‘ın sonunda ortaya çıkan bir yenileme sürecidir.
  • Matbaanın bulunması da (1450), İtalya Rönesans’ının etkilerinin kuzeye yayılmasını ve Kuzey Rönesans’ının genişlemesini sağlamıştır.
  • Hümanizm; 14. y.y. ‘ın sonu ve 15. y.y. ‘ın başında Ortaçağın skolastik eğitimine tepki olarakFloransa ve Napoli’de ortaya çıkmıştır. Bazı hümanist isimler; Dante Alighieri (1265-1321), Francesco Petrarca (1304-1374), Giovanni Boccaccio (1313-1375).
  • Rönesans’ın İtalya’da ortaya çıkışı, Roma kültürünün bir uzantısı gibi görmeleri ve İtalya toprağı insanının kendilerini mirasçısı olduklarını düşünmeleridir. Örnek İtalya Sanatçılar; Masaccio (1401-1428), Botticelli (1445-1510), Donatello (1386-1446), Leonardo Da Vinci (1452-1519), Michelangelo Buonarroti (1476-1564).
  • İtalyan Rönesans’ı 15. ve 16. y.y. ‘larda etkisini KuzeyAvrupa ülkelerinde gösterir. Kuzey Rönesans’ı olarak tanımlanır. İngiltere, Fransa, Hollanda bu etkileri resim, edebiyat ve müzikle yansıtmıştır.
  • Francis Bacon (1561-1626); Bilimsel metodolojinin temellerini atar.
  • Kraliçe I. Elizabeth, sanata ve sanatçılara destek vermiştir. En önemli ismi; W. Shakespeare’dir (1564-1616).
  • Hollandalı Desiderus Erasmus (1465-1536) ve Thomas Moore ( 1478-1535) dönemin ileri gelen hümanistlerindendir.
  • İtalyan Rönesans’ının etkileri önceFlemenk bölgesinde görülür. Jan Van Eyck (1389-1441) kuzey resim sanatında gerçekçiliğin uygulayıcısıdır.
  • Alman sanatında İtalyan sanatının etkilerinin görüldüğü isim Albrecht Dürer (1471-1528) ‘dir.
  • Hans Holbein (1497-1543);lider ve sanatçılarının portresini yapmış bir Alman sanatçıdır.
  • Pieter Bruegel, Ölümün Zaferi (1562) adlı eserinde zengin, fakir herkesin umutsuzluğu yaşadığını resmeder.
  • İlk kezAdam Smith (1723-1790) tarafından adlandırılan Merkantilizm kavramı, 16. y.y. ‘dan itibaren 19. y.y. ‘a dek sürecek dönemin başlangıcını oluşturur. Merkantilizm, “ticari sistem” ya da “sınırlayıcı sistem” olarak literatüre geçmiştir.
  • Alman rahibi ve Wittenberg Üniversitesi’nde felsefe ve ilahiyat (teoloji) profesörü Martin Luther (1483-1546)Protestan Reform Hareketini başlatan kişidir.
  • Protestanlık; Danimarka, Norveç ve İsveç’te resmen kabul edilse de İsviçre gibi milliyetçi bir ülkede farklı bir form almıştır.
  • Ulrich Zwingli ‘nin (1484-1531) ortaya attığı savlar, Katolik kilisesinin de reforma gitmesini sağlar.
  • 16. y.y. ‘ın ortalarında Katolik kilisesinin kendini yenileme çabaları, ruhban sınıfı, kilise ve manastır yönetim ve örgütlenmesinin yenilenmesiyle kendini gösterir.
  • Karşı Reform Hareketleri; Trent Konsülü (1545-1563)’nde alınan kararlarla başlar ve Otuz Yıl Savaşları ile sona erer.
  • Jean Bodin (1530-1596) Fransız hukukçu ve siyaset felsefecisidir. Thomas Hobbes de (1588-1679) Bodin gibi mutlak monarşi yönetimini savunur.
  • 1485-1789 yılları Avrupa’da savaşların yaşandığı dini otoritelere tepkinin güçlendiği, reformların gerçekleştiği ve tüm bunların etkilerinin uzun süreçte yaşandığı yıllardır.
  • 17. y.y. ‘a girildiğinde, milliyetçi eğilimler, bölgeler arası yaşanacak göçler, özellikle Habsburg ve Burbon aileleri arasında gerginlikler izleyecektir.
  • Protestan ve Katolik Reform Hareketlerinin etkisiyle başlayanOtuz Yıl Savaşları (1618-1648) Katolik-Protestan dini savaşı olarak düşünülse de temeldesiyasi amaçlı bir savaştır.
  • 1618’deBohemya’daProtestanlar tarafından başlatılan ayaklanma, savaşın çıkmasının ilk adımını (1618-1625)oluşturur.
  • Protestan Danimarka Krallığının, Hollanda ve Fransa desteğine rağmen yenilgisi savaşın diğer bir sürecidir (1625-1629).
  • Fransa Kralı, XIII. Louis, Habsburgların yükselişi karşısında İsveç ve Hollanda ile kurduğu ittifak sonucu Protestanlarla aynı safta savaşa girer (1636).
  • İspanya da Almanları desteklemek amacıyla Fransa’yı işgale girişir. Hollanda’nın Habsburglulara karşı savaşta büyük başarı sağlaması sonucunda kazanan taraf Protestanlar olmuş ve sonunda Vestfalya Barışı (1648) imzalanmıştır.
  • Otuz Yıl Savaşları’ndan Fransa güçlü bir devlet olarak çıkar, İspanya gerilemiş, Portekiz ise bağımsızlığını almıştır.
 
Üst Alt