İnkılap Tarihi 1 Dersi 3. Ünite Ders Notları


AÖF Kurdu

Moderator
TÜRKİYE’DE MEŞRUTİYET DÖNEMLERİ 3. ÜNİTE
1.Meşrutiyet Dönemi’nde Siyaset

-2. Abdülhamit’in tahta çıkışı 19. Yüzyılın sonu dolayısıyla Osmanlı devletinin parçalanıp çökmesine denk gelmiştir. Osmanlı devletinde Tanzimat ve Islahat fermanının dış devletler tarafından yönlendirilip uygulanmasıyla müslüman Osmanlı vatandaşını hep 2. Plana atmış, bunun yanında Avrupa sanayisi karşısındaki Osmanlı yerli sermayesinin ezilmesi halk arasında ittihat kavramını terakkinin önünde olmasını sağladı.
-1876 yılında ilan edilen Kanuni Esasi ile din işlerinin çoğu devlet işlerinde kendini göstermiş: Resmi dinin İslam olması, hükümdarın ahkam-ı şeriye’yi yönetmesi, şeyhülislamın devlet örgütünde olması gibi…
-Aynı dönemde aydınlar ve devlet adamları arasında Osmanlıcılığın yanında İslamcılığında olması fikri yer bulmuş. Bunda tabi ki batılı devletlerin emperyalist politikaları da sebep olmuş. Yine ekonomik çöküşte İslamcılık fikrinin gücünü arttırmıştır. Yani Abdülhamit’in tahta çıkışından sonra İslamcılık fikri akımı için gerekli psikolojik ve fikri potansiyel, altyapı kendiliğinden hazır hale gelmiştir.
-19 yüzyılda Avrupa hızla ilerlerken İslam ülkeleri çöküşe doğru gidiyordu. Bundan dolayı İslam ülkelerinin umut dolu gözleri hilafet makamındaydı. Yani İslam birliği duygusu (İttihadı İslam) ihtiyaç haline gelmişti. Kanun-i Esasi’nin ilanından sonra Süveyş kanalına sahip olan İngiltere Osmanlı’nın varlığını devam ettirme politikasından ve Osmanlı’dan vazgeçmiş. Rusya İngiltere arasında boşta kalan Abdülhamit de Avrupalı devletlere karşı denge politikası yürütünce dış devletlerde Osmanlı bağımsız fikri uyandırdı. İslam ülkeleri de Abdülhamit’in müslüman dindar halife portresini görüp ona sevgi saygı besleyince, dış ülkeler bir kez daha halifenin İslam alemi üzerindeki etkileyiciliğinin ne kadar büyük olduğunu bir kez daha görmüş oldu.
-Bunun üzerine Abdülhamit’te İslami çalışmalarını yoğunlaştırarak İslam ülkelerinin, basın yayın organlarının, şairlerin, halkın desteğiyle ayakta kalabilmeyi hesap etmiştir. İslamcılığı savunanların ortak düşüncesi: Tanzimat fermanının gizli olarak şeriat uygulamalarını ret ettiğidir. Abdülhamit açısından bakıldığında ise devletin siyasi, ekonomik, sosyal unsurlarını yok saymadan İslami duyguları ön plana çıkarma, İslami müesseseleri kuvvetli yapma, dış siyasette İslamiyet’i belirgin yapma politikası hakimdir.
-Tüm bunlar yanında Fransa ve İngiltere’nin Osmanlı-Rus savaşlarında Osmanlı ya destek olma karşılığında Hilafet gücünden yararlandığını, şimdi ise Osmanlıdan ayrıldıkları için Abdülhamit’in bu gücünden yararlanarak kendilerini zor durumda bırakabileceklerini unutmadıklarını belirtmek gerek zira İngiltere ve Fransa’nın sömürgelerinde müslüman halk daha çoktur.


-Bu 3 hedef dışındaki bölgelerde ise ileride destek birlik halinde olmak için Osmanlı dışındaki İslam ülkelerinde Osmanlı hilafetinin saygınlığını arttırmak olarak özetleyebiliriz.
-1878 Berlin Antlaşmasını müteakiben gayrimüslim nüfusunun oranı %20 ye düşmüş bu da Osmanlıcılık fikrinin etkisini azaltmıştır.
-Bunlar yanında Abdülhamit’in İslami planlarının hepsinin de esas amacı tabi ki devleti (Osmanlı Devleti) çöküşten kurtarmaktır.
-Abdülhamit her ne kadar politikasında başarılı olamasa da ileride balkan ve 1. Dünya savaşlarında İslam dünyası ve Osmanlı hilafetinin sevgisinin maddi manevi desteğini gösteriyor.
-Bu kişisel duyguların toplumda güçlenip zemin bulmasının en büyük sebebi 19. Yüzyıl iletişim ve ulaşım devrimleri olmuştu. Bu yüzyılda hızlı bir küreselleşme olmuş. Buna karşılık Abdülhamit’te iktidara geldiği ilk günden itibaren bu gelişmelere kayıtsız kalmamış ve: İlk telgraf hattı Kırım Savaşı’na rağmen 30 bin km den fazla çekilmiştir. En son model telgraf makineleri getirilmiş, öğrenciler telgraf eğitimi için yurt dışına gönderilmiş.
- Böylece, Osmanlı Devleti yol ve demir yollarının inşası ile gidemediği yerlere kadar telgraf hatlarını ulaştıran ilk ülke olmuştur. Ancak II. Abdülhamid iktidarının güçlenmesine vasıta olarak düşünülmüş olan telgraf, onun yıkılışına da yardım eden araç olacaktır.
-İslamcı fikir ve projeler telgraf sayesinde hızla takip edilmeye başlanmış ve İslamcılık fikri de paralel olarak hızla yayılmış. Telgraf dünya ülkelerinin tamamı için etkili olsa da asıl İslam ülkeleri için büyük devrim olmuş. Çünkü İslam alemi birbirlerinden, sömürgelerdeki durumlarından telgraf sayesinde anında haberdar olmuştur.
-Ayrıca gazete ve dergilerde telgraf gibi İslam ülkeleri ve Osmanlı için büyük fayda sağlamış. İnsanlar her şeyden haberdar olmaya başlamış. Bu kitle iletişim araçlarının gelişimi Türkçülük akımının da doğup güçlenmesini sağlamıştır.
-İslam dünyasının tesanüt duygusunun gelişiminde tarikatların etkisini de unutmamak gerek. Çünkü dervişler İstanbul’a uğrar bilgi verir bilgi alır, aldığı bu bilgilerle bildiklerini dünyanın 4 bir yanına götürür tekkelerde paylaşırdı. Bu da İstanbul’u İslam dünyasının merkezi, Osmanlı yı da İslam dünyasının hamisi yapmıştır.
-Fransa’nın Afrika işgalinde de Abdülhamit oralarda hilafet gücünü kullanarak yardımcı olmuş. Bu amaçla Vakit ve Arapça el Cevaib gazeteleri çıkarılıp bu durum protesto edilmiş ama Fransa yine de Tunus’u işgal etmiş. İngiltere de Mısır’a girmişti.
-Abdülhamit İslam ülkeleri yanında Japonya ile de siyasi ve kültürel etkileşime girmiştir.
-Yine Osmanlı-Almanya yakınlaşması göze çarpmakta Abdülhamit döneminde.
1.Meşrutiyet Dönemi’nde Eğitim ve Kültür
Kanun-i Esasi’nin 3 maddesi eğitimle ilgilidir. Bunlar:
1-Kanuna uymak şartıyla her Osmanlı vatandaşı genel ve özel öğretim yapabilir. (15 madde)
2-Diğer dinlerinde dini öğretim ve yöntemlerine karışılmayacaktır. Ayrıca din eğitimi devletin kontrolü altındadır. (16. madde)
3-Osmanlı bireylerinin tümü için ilköğretim zorunludur. (116. madde)
-II. Abdülhamid Dönemi eğitim politikaları çerçevesinde başlangıçta medreseler aynen korunurken, beraberinde modern usulde eğitim ve öğretim yapılan okulların açılmasına hız verilmiştir.
-II. Abdülhamid Dönemi eğitim politikalarına bakıldığında iptidai, rüştiye ve de idadi gibi temel eğitim ve öğretim kurumlarının sayı ve kalitece artırıldığı görülmektedir. Fen bilimlerine ve dil derslerine ayrı bir önem vererek pozitif ilimlerin öğretimini desteklemiştir.
-Bu politika gereğince batılı tarzda yeni okullar açılırken ders kitaplarının içerikleri ve haritalar yeniden hazırlanmış, yeni okul binaları yaptırılmıştır.
-İlköğretim seviyesinde istenilen düzeye erişilmesi mümkün olmamıştır. Bu dönemdeki gelişmeler daha çok rüştiye, idadiye ve sultaniye okullarının çoğalmasında görülmektedir.

Eğitim Teşkilatı ve Öğretim Kademeleri
*Tanzimat Dönemindeki eğitimi teşkilatlandırma çalışmaları bu dönemde modern hale geldi.
*Günümüz eğitim teşkilatının temeli olan Marif Nezareti bu dönemde düzenlendi. Fransız Marif teşkilatı örnek alınmış.
*2. Abdülhamit’in eğitim çalışmaları tüm Anadolu hatta Orta Doğu’da yaygınlaşmış.
* 1869 Maarif Nizamnamesi’nin uygulanmasıyla iptidailer, rüştiyeler, idadiler ve sultanilerden meydana gelen eğitim sistemi tüm Osmanlı coğrafyası genelinde yaygın hale gelmiş. Marif Nezaretinin en önemli hamlesi ise İstatistik Kalemi’nin kurulmasıdır.
*2. Abdülhamit ilköğretimi zorunlu hale getirince Marif Nezareti bünyesinde Mekâtib-i Sübyaniye Dairesi(ilköğretimin 1. kademesi) kuruldu.

-2. Abdülhamit’in eğitim çalışmalarında ne kadar ciddi olduğunun göstergeleri:
*İlköğretimin zorunlu hale gelmesi (kanuni tedbirler)
*Merkez ve taşrada ilköğretim teşkilatının kuruluşu (idari tedvir)
*İptidai okullarının açılması.
*Müslüman halkın çok olduğu yer de ilköğretime öncelik verilmesi.
*Taşrada Darülmuâllimînlerin açılması.

Bu çabaların bir sonucu olarak bugünkü Türkiye genelindeki belli başlı liselerin, II. Abdülhamid Dönemi’nde açılmış idadiler olduğunu tespit etmek mümkündür: Ankara Erkek Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, İzmir Erkek Lisesi, Kandilli Kız Lisesi, Malatya Lisesi…
Ekonomik bunalımın yaşandığı yıllar da eğitime böyle destek verip te bu kadar idadilerin (okullar) açılmasını aldığı ek vergiler sayesinde başarmış Abdülhamit.
2. Abdülhamit 31 Mart Olayı isyanından sorumlu tutularak tahttan indirildi.
Okulların İstanbul’da toplanmasının önüne geçmek için İane Vergisi’ni ülke geneline yaymış. Okullardaki artışa paralel öğretmen yetiştiren okulların sayısı da artmıştır.

Osmanlıcılık Akımı:
*Müslüman ve gayrimüslimleri bir arada yaşatabilme çalışmalarına denir. Daha çok 2. Mahmut döneminde etkisi hissedilmiş. Osmanlı-Rus savaşları ile azınlıkların Osmanlı devletinden kopmaları bu akımı etkisiz hale getirdi.
İslamcılık Akımı:
*İslamcılık, hangi milletten olurlarsa olsunlar bütün Müslümanların halifenin etrafında toplanmasını öngörüyordu.
* Batı Doğu’ya nazaran sırf teknik bakımdan üstündür. Ekonomi ve maddi alandaki kalkınmalar için gerekli metot ve malzemeyi ve yalnız bunları Batı’dan almak mümkündür ve gereklidir”.
*İslamcılık akımı güçlenirken bile 2 akımdan vazgeçilememiş: Osmanlıcılık ve Türkçülük akımları.
Türkçülük Akımı:
*Türkçülük, devletin ancak dili, dinî, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanarak yaşayabile-ceğini iddia ediyordu.

Batıcılık Akımı:
İki düşünce hakim.
Ya batıyı bütünüyle kabul et,
Ya da batının sadece bilim ve teknolojisini alacak kültürel unsurunu dışta bırakacaksın. (aydınların çoğunluğu bu görüşü desteklemiş)
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ SEÇİMLERİ VE MECLİS-İ MEBUSAN ÇALIŞMALARI
*İkinci Meşrutiyet döneminde 4 seçim yapılmıştır: 1908, 1912, 1914 ve 1919 yıllarında yapılan genel seçimleri. Bu seçimler sonucu Meclis-i Mebusan oluştu. Bu meclis 1908-1920 yılları arası faaliyetini yapmış, bu yıldan sonraki meclis çalışmaları TBMM’ye ait.
1908 Seçimleri ve Meclis-i Mebusan
1908 yılı Meclis-i Mebusanı en verimli yıllarını 1908-1909 arasında geçirdi. Bu devrede Siyasi Partiler Kanunu(Cemiyetler kanunu), Serseri Kanunu, Toplantı Kanunu çıkarmış. Yeni bir anayasa yapmaya engel 31 Mart Olayı olmuş. Bu olay üzerine meclis çalışmalara ara verdi, Selanik’ten Hareket Ordusu İstanbul’a geldi yardım için. İstanbul halkına hitaben beyanname çıkardı bu ordu. Beyanname de bizzat Atatürk’ün kaleminden yazıldı. Abdülhamit isyan sonrası tahttan indirilip yerine kardeşi 5. Mehmet Reşat geçirildi.
5. Mehmet Reşat, Padişahlığı meclis tarafından onaylanan ve mecliste yemin eden ilk padişah olmuştur.
2. Meşrutiyet döneminde yapılan düzenlemeler esas itibariyle egemenliğin halka ait olduğu üzerinedir. Ancak halk bunlara karşın pasif kalmıştır. İleriki darbelere de dolaylı sebep olmuş.
1912 Seçimleri ve Meclis-i Mebusan
1912 seçimleri gerçek manada ilk çok partili seçim özelliğine ve ilk erken genel seçim özelliğine sahiptir. 1912 seçimine 2 parti katıldı: İttihat ve Terakki ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası. 1912 döneminde yapılan genel seçimler tarihe “sopalı seçimler” olarak girmiş.
1914 Seçimleri ve Meclis-i Mebusan
Bu seçime tek parti olarak İttihat ve Terakki Fırkası katıldı. 1914 Meclis-i Mebusan’ı I. Dünya Savaşı nedeniyle görüşmelerinin büyük bir kısmını bütçe, harp ödeneği, askere alımlar ve askerlerin durumu üzerinde yapmıştır. Savaş dönemi olmasına rağmen 1914 Meclisi döneminde batılılaşma yolunda yeni adımlar da atılmıştır. Bunlar içinde en önemlisi Miladi takvimin kabulüdür.
II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ GELİŞMELERİ
*Bu dönemde genellikle ülke yönetiminde İttihat ve Terakki egemen olmuş. Ayrıca ülke genelinde eğitim kurumlarını yaygın hale getirmişler. Medreselerde ıslahatlar yapmışlar. 2. Meşrutiyet döneminde kadının sosyal hayatta layık olduğu yeri alması için çalışmalar yapıldı. Arap harflerinde yenilik yapılmak istenmiş. İttihatçılar milli ekonomi kurmak istemiş. Devleti çöküşten kurtarmak için Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük ve Batıcılık akımları çıkmış. Kırım Savaşı’nın ekonomik yansıması 2. Meşrutiyet döneminde de devam etmiş. Ülke gelir artışı elde etse de borçlar gitgide artmış. İngiliz ve Fransızlar ile yapılan görüşme olumsuz geçince, Almanlar Osmanlı ya destek verip aralarında bir borç antlaşması imzalamışlar ve borç vermişler. (11 milyon altın borç etmiş) Bu dönemde maliye bakanı da Cavit Bey’dir. Bab-ı Ali Baskını ile idare el değiştirmiş. Bu dönemde ayrıca İsviçre Medeni Kanunu, Alman Medeni Kanunu Türkçeye tercüme edilip yayınlanmış. Kadın haklarına yönelik Hukuk-ı Aile kararnamesi çıkarıldı. Bu kararname ayrıca İslam aile hukuku alanında ki ilk düzenlemedir. Bu dönemde Şer’i Mahkemeler Şeyhülislâmlıktan ayrılarak Adalet Bakanlığına bağlanmıştır.
II. MEŞRUTİYET DÜZENLEMELERİNİN TÜRK ÇAĞDAŞLAŞMASINA KATKILARI
Çok partili seçim geleneği, meclisin vazgeçilmez olması, batı örneğine uygun parlementer çalışmalar için belli dönem ittihatçıların çalışmaları. Meşrutiyetin ilanı ile azınlıklarla Müslümanlar arasındaki mücadele bitmiş, “hürriyet-adalet-eşitlik-kardeşlik” başlamıştır. İttihat ve Terakki nin orduyu karşısına almamaya özen göstermesi, ordu işine karışmaması. Anayasal düzenlemeler de Hakimiye-i milliye anlayışının olması.Gayrimüslim mebusların, mecliste kişi hak ve hürriyetleri konusundaki liberal tavrı. Mecliste seçmen olarak kadınlarında olması gerektiği fikri (Avrupa da o zaman henüz öyle bir şey yokken çıkan bir fikirdir.)Cemiyetlerin zabıtaların denetimine alınması.İtalyanlardan örnek alarak Ceza Kanunu çıkarılması.
ADIM ADIM DÜNYA SAVAŞINA
1911-1914 yılları arasında Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile iyice çöken Osmanlı, 1. Dünya Savaşı ile tamamen yok olma durumuna gelmiş.


Afrika’dan Ayrılış: Türk-İtalyan Savaşı: Trablusgarp
İtalyanlar yeni birliğini kurmuş, bu amaçla Trablusgarp’ı sömürgesi yapmak istemiş. Bunun için Fransızlar ile bir antlaşma yapmış. Daha sonraları İngiltere, Avusturya ve Rusya da İtalyanların bu isteğini tanımış. Buradaki İtalyanların ezildiğini bahane ederek savaşı açmış. Burada Osmanlı devletinin yeterli askeri, donanımı, yiyeceği vs. yok. İtalyanlar kolay şekilde kıyı kesimi ele geçirip, içeriye doğru ilerleyince büyük bir direnişle karşılaşmış. Mustafa Kemal ve subay arkadaşları yönetim tarafından gizlice buraya gönderildi. Derne ve Tobruk ta başarılı sonuçlar alınsa da Balkan Savaşları nedeniyle Atatürk ve arkadaşları İstanbul’a çağrılınca, Uşi Antlaşması imzalanarak Trablusgarp elden çıkarıldı.
Trablusgarp Savaşı, gerek Enver Bey’in gerekse de Mustafa Kemal ve arkadaşlarının düşman karşısında en çetin şartlar altında yerli halkla beraber geçirdikleri ilk savaş stajı olmuştur.
Rumeli’ye Veda: Balkan Savaşları

Rusların desteğiyle Balkan devletleri Osmanlı elinde olan Rumeli topraklarını paylaşmak için isyan çıkardılar. 8 Ekim 1912 yılında Karadağ’ın savaş açması ile 1. Balkan Savaşı başlamış oldu.Osmanlının cephane ve diğer ihtiyaçlar yönünden yetersiz olduğunu, Trablusgarp sıkıntısını vs. bahsetmeye gerek yok sanırım. Bunlara ek subaylarda 3 ayrı siyasi görüşe ayrılınca ordu da dağıldı iyice. Bu sırada Atatürk destek için Trablusgarp’tan Çanakkale Boğazı Kuvayı Mürettep Komutanı olarak çağrılmış. Bulgarlar birçok yeri kaybettiğimiz sıra da Edirne’yi ele geçirmiş ve Kazım Karabekir ile Şükrü Paşa yı esir almışlar. Sonuç olarak 1. Balkan Savaşı sonunda Londra Antlaşması imzalandı, balkanlar kaybedildi. Bunun üzerine müslüman halk göç edip Osmanlı devletine sığınmak istedi. Göç sırasında çetelerin baskısı, olumsuz hava şartları sonucu yüz binlerce insan daha yerine varmadan yolda hayatını kaybetti.
2. Balkan Savaşı esnasında Osmanlı harekete geçerek Edirne ve Kırklareli geri alındı. Osmanlı Dimetoka’yı da alarak 2. Balkan Savaşı esnasında Osmanlı ilerlemeye son verdi. Savaş sonunda İstanbul Antlaşması ile Dimetoka, Edirne ve Kırklareli Osmanlı devletine kaldı. Bulgaristan da ki Müslümanları rahatlatan kararlar alındı.
Londra Antlaşması ile Ege adalarının geleceği büyük devletlerinin kararına bırakıldı. Ancak bu devletler Osmanlı aleyhine karar çıkardı bazı yerleri Osmanlı kaybetti(12 ada İtalya ya, gökçe ada bozca ada hariç tüm ege adaları Yunanistan’a). İtiraz etse de 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla bu itirazı rafa kalktı.
 
Üst