FİNAL Türk Dili 1 Final Ders Notu


Editör

Administrator
Yönetici
ÜNITE 6=TURKCENIN SES ÖZELLIKLERI


Ses nedır?
=Dil bilgisine göre ses, ciğerlerden gelen havanın etkisiyle ses organlarında oluşan ve yayılarak kulakla duyulabilen titreşimdir.
Ağız ve burun yoluyla çıkan ses ham sestir. Buna “seda” adı verilir. “Seda” dil bilgisine göre hiçbir şey ifade etmez. Yeni doğan çocuğun sesi böyledir.
Özellikleri: Seslerin tek başına anlamları yoktur, Sesler yalnızca kelime kurmada görev
alırlar.
Sesler kaynaşma ve birleşme yoluyla “ ev” biçiminde örülürse, zihinler arasındaki gizli
antla şmalar gereği bir anlam ifade ederler.
***Öyleyse ses, tek başına anlamı olmayan, yalnız anlamlı ve görevli dil birlikleri yapmaya yarayan dil malzemesidir.
Harf=Harfler, yazıda her ses için kabul edilen sembollerdir.Harf, sesin resmidir.
Bir dildeki seslerden söz ederken ” a, b, c, ç, d” harfleri demek yanlıştır.
TURKCENIN GENEL ÖZELLIKLERI
SOZCUKLERDE

1- Ünlü ahenku vardır. 2 - Sözcük başında birden çok ünlü bulunmaz. 3- Sözcüklerde birden çok ünlü yan yana gelmez.


4- Sözcük başında c, ğ, l, m, n, r, z ünsüzleri bulunmaz. 5 - Çekim, eklerle yapılır.
6- Ön ek değil, son ek kullanıl ır. 7 - Soru ekle yapılır. 8- Bitişkendir.
ADLARDA
1- Belirlilik takısı yoktur. (Arapçadaki “el”, İngilizcedeki “the”, Almancadaki “der/die/das ”, Fransızcadaki “le/la” takıları gibi)
2- Cinslik (erillik/dişilik) yoktur. (Arapçadaki “Latif/Latife ” gibi)

3- Çekim, iyelik ekleriyle yapılır.
5- Sıfatlardan sonra çokluk eki gelmez.
EYLEMLER

1- Çeşitleri boldur.

4 - Sıfatlar adlardan önce gelir.

2 - Ekleri boldur.

3- Yardımcı eylemler “i-”, “tur”, “ol-” şeklindedir.
4- “Malik olmak/sahip olmak” anlamında bir eylem yoktur.
5- Olumsuz hareket için “değil, yok” gibi özel eylemler vardır.
SES DİZİMİNDE
Belirtenler belirtilenlerden, nesneler eylemlerden, tamlayanlar tamlananlardan önce gelir. ÜNLÜLER: Ses yolundan serbest olarak çıkan seslerdir. Türkçede 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü
Bu 8 ünlünün dördü kalın, dördü incedir. Ünlüyü menfaatirken ağzın aldığ ı şekile göre adlandırma yapılır.
•Kalın ünlüler: a, ı, o, u İnce ünlüler: e, i, ö, ü
•Düz ünlüler: a, e, ı, i Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü

•Geniş ünlüler: a, e, o, ö

Dar ünlüler: ı, i, u, ü

Bu ünlülerden hiçbiri uzun değildir. Türkçede uzun ünlü yoktur. Örnegın; •“Kara”, “okumak”, “sevgi”, “gönül”, “yazıt” kelimelerinde uzun ünlü yoktur.
Uzun ünlü bulunan kelimeler yabancı kökenlidir.Örneg ın; •“Adâlet, câhil, tarihî, îmâ, minâre, umûmi, şâir, kâtip, hikâye, şehrâyîn, asûman, dilârâ, pâdişâh, mâ, âb, âbırevân...” gibi.
Türkçede ünlüler belli kurallar içinde birbirlerine ahenk gösterirler. Buna ünlü ahenku adı verilir. SES UYUMLARI:Türkçe kelimeleri yabancı kelimelerden ayıran başlıca özelliklerden birisi Ses Uyumlarıdır.
Ünlü Uyumları:Türkçede ünlüler:
ü Kalınl ık-incelik ü Düzlük-yuvarlaklık bakımından ahenk gösterirler.
Türkçe kelimelerde iki türlü ünlü ahenku görülür.
Büyük Ünlü Uyumu (Kalınlık incelik ahenku):Türkçe bir kelimenin ilk ünlüsü kalın ise öteki ünlüler de kalındır. İlk ünlü ince ise diğer ünlüler de ince olur. Ancak “yor”, “ken”, “leyin”, “ki”, “(m)trak”, “daş”, “ta ş” ekleri bu ahenkun dışında kalır.
•Kalın: “altı-ncı, s ıra -sı-n-dan, yaşa -ma-dığ-ı-nız
•İnce: “yedi-nci, bir-i-si-n-den, emek-li-lik
•Uyum dışı ekler: -yor (gel-i-yor), -ken (al-ır-ken), +leyin (sabah+leyin), +ki (onun+ki), +(i)mtrak(yeşil+(i)mtrak, +daş (gönül+da ş), +taş (meslek+taş)
Küçük Ünlü Uyumu:Türkçe bir kelimede düz ünlülerden (a, e, ı, i) sonra düz ünlüler (a, e, ı, i) gelir. Yuvarlak ünlüler (o, ö, u, ü) gelmez.


•A’dan sonra a, ı gelir: arsa -ya, arsa- yı..
•E’den sonra e, i gelir: ece -ye, ece-yi...
•I’dan sonra ı, a gelir: yazı -yı, yazı-ya...
•İ’den sonra i, e gelir: iş - i, iş-e...
Türkçe bir kelimede yuvarlak ünlülerden (o, ö, u, ü) sonra veyar yuvarlak ünlüler (u, ü), veya düz geniş ünlüler (a, e) gelir.
•O’dan sonra u, a gelir: Omuz, orta...
•Ö’den sonra ü, e gelir: Örtü, öte...
•U ’dan sonra u, a gelir: uzun, uzak...
•Ü ’den sonra ü, e gelir: üstün, ürkek...
***Türkçe birle şik kelimelerde ünlü ahenku aranmaz .
ÜNSÜZLER:Ses yolunun daralması, kapanıp açılması ve ses organlarının birbirine yaklaşıp uzaklaşması durumlarında çıkan seslerdir.
Türkçede 21 ünsüz vardır:
b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z
Bu ünsüzler dışında Anadolu ağ ızlarında harfle temsil edilmeyen bazı ünsüzler de vardır: ġ (gaye), ḥ ḫ (hırlama), ḳ (katil), ñ (deniz/beniz) gibi
Ünsüzler çıkış noktaları bakımından gruplara ayrılırlar.
Ünsüzlerin oluşum yerleri dudaktan gırtla ğa, ağ ız ve boğaz yolunun çeşitli noktalarında bulunur. Başta dil olmak suretiyle hareket edebilen organlar, birbirlerine yaklaşır veya temas ederler.
Ünsüzler önden arkaya doğru oluşum noktalarına göre şu şekilde sıralanır:
Dudak ünsüzleri: b, p, m Diş -dudak ünsüzleri: f, v
Diş ünsüzleri: d, t, n, s, z Damak -diş ünsüzleri: c, ç, j, ş
Ön damak ünsüzleri: g, k, l, r, y Arka damak ünsüzleri: ğ Gırtlak ünsüzü: h Oluşumlarında hava için geniş bir yol bulunan ünsüzler: l, m, n, r, y
Ünsüzler genizden çıkan (nazal) ünsüzler şeklinde de bir grup oluşturlinkar: m ve n gibi.
Bu ünsüzlerin oluşumunda hava, geniz yolundan çıkar.
Diğer tüm ünsüzler, ağ ız ünsüzleridir.
ÜNSÜZ UYUMLARI
Ünlü-ünsüz ahenku:Türkçe sözcüklerde ince ve kalın biçimleri bulunan k, g, l ünsüzleri ince ünlülerin yanısıra ince , kalın ünlülerin yanısıra kalın okunur.
ke, ki, kö, küka, kı, ko, ku
ge, gi, gö, güga, gı, go, gu
le, li, lö, lü la, lı, lo, lu
Ses olayları/Türkçenin Ses özellikleri:Türkçe sözcüklerin sonunda b, c , d ve g ünsüzleri bulunmaz.Örnegın; •ab, ilac, bad...
Türkçe sözcükler bu ünsüzlerin patlamalı şekilleri olan p, ç, t, k ünsüzleriyle biter.Örneg ın; •dip, ağaç, yurt, çok... gibi
Arapça ve Farsçadan Türkçeye girmiş son sesi “b” olan sözcükler Türkçede “p” ile
yazılır.Örnegın; •kitab>kitap, harab>harap, sevab>sevap gibi.
Ünsüz değişmesi:Türkçedep, ç, t, k ünsüzleri, iki ünlü arasında b, c, d, ğ ünsüzlerine
dönüşür.Örneg ın;dip>dibe,a ğaç>ağacı, yurt>yurdumuz, sokak>sokağa...
Bazı tek heceli sözcükler bu kuralın istisnası halindedır.Örneg ın; •sap>sapı, saç>saça, at>atı, ak>akı...
Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren bazı sözcüklerde de bu
kuraldışılıkvardır:Örneg ın;millet>milleti, hukuk>hukuka, inşaat>inşaatı..


Türkçede patlamalı ünsüzle biten sözcüğe getirilen eklerin ilk sesi de patlamalı ünsüz olur:Örnegın; •ağaç+tan, kabak+çı, çalış+kan, sana t+tan...
Ek-kök ahenku:Türkçede ekler, büyük ünlü ahenku, ufak ünlü ahenku, ünsüzlerin ahenku bakımından köklere uyar:Örnegın; •çocuk>çocuğa, çocuğu, çocukluk •göz>gözlük, gözlükçü, gözlükçülük •süt>sütçü, sütçülük, sütçülüğe •dur ->durum, durgun, durgunluk •sor->soru, problem...
Ünlü farklılaşması: Fiil kök ve gövdeleri ünsüzle bitiyorsa, -(i)yor ekindeki “i” ünlüsü ünlü ahenkuna uyar.Örnegın; •gel -i-yor, al-ı-yor, sor-u-yor, gül-ü-yor... gibi.
*Türkçede c, ğ, l, m, n, r, z ünsüzleriyle sözcük başlamaz.Örnegın; • cesaret, lamba, mektup, nefret, rakip, zafer...
*Arapça ve Farsçadan Türkçeye geçmiş bazı sözcüklerin sonundaki d ünsüzü, Türkiye Türkçesinde t’ye dönüşür.Örnegın; •derd>dert, merd>mert, ferd>fert... gibi.
*Ağız ve şivelerde birçok sözcük kısaltılarak, hece sayısı azaltılarak ya da genişlikler daraltılarak söylenir.Örnegın; •ufacık>küçük+cık’tan (k düşmüş) •küçücük>ufak+cük (k düşmüş) •sütlaç>süt+lüaş’tan (ü düşmüş; ç, ş olmuş.)
*Türkçede konuşma sırasında vurgu sebebiyle ünlü düşmesi görülür.
*Türkçede or ta hece vurgusuzdur.
*Vurgusuz orta hecenin ünlüsü düşer.Örnegın; •orada>orda, burada>burda, şurada>şurda, nerede>nerde...
Ünlü Türemesi:Türkçeye Arapçadan veya Batı dillerinden girmiş bazı sözcüklerin ön ve iç seslerinde ses türemeleri görülür.
a) Ön seste ünlü türemesi: limon>ilimon, stop>istop, stepne>istepne...
b) İç seste ünlü türemesi: akl>akıl, asl>asıl, asr>asır, devr>devir...
c) İç seste ünsüz türemesi: fiat>fiyat, zaif>zayıf...
Türkçede sözcük başında iki ünsüz yan yana gelmez.
Batı dillerinden Türkçeye girmiş bu tür bazı sözcüklerin başında “i” ünlüsü türer:
*Türkçe sözcüklerde iki ünlü yan yana gelmez.Örnegın; •slav>İslav, skele>iskele... *Yabancı dillerden Türkçeye girmiş bazı sözcüklerde iki ünlü arasına bir yardımcı ünsüz girer. (saat, caiz, nail, fail istisna)Örnegın; •mai> mavi (v ünsüzü türemiş) •faide> yarar (y ünsüzü türemiş) •gaib> kayıp (y ünsüzü türemiş) •fiat> fiyat (y ünsüzü türemiş).... Ses düşmesi:Türkçede iç seste bulunan bir veya birkaç sesin düşmesine adı verilir. Ünlü düşmesi:Türkçe veya Türkçeye ödünç girmiş sözcüklerin vurgusuz orta hecelerindeki dar ünlülerin (ı, i, u, ü) düştüğü görülür:Örnegın; •gönül+ü> gönlü, oğul+u> oğlu, beniz+i benzi, göğüs+ü>göğsü, kavuş -ak> kavşak, çevir -il-mek> çevrilmek...
*Biri ünlü ile biten, diğeri ünlü ile başlayan iki sözcük birleşik sözcük oluştururken ilk sözcüğün sonundaki ünlü ile ikinci sözcüğün başındaki ünlü birleşerek tek ünlü hâline gelir. Bu fonetik olay, ünlü düşmesi olduğu gibi ünlü birleşmesi şeklinde de adlandırılır.Örnegın; •ne+için> neden, kahve+altı> kahvaltı, pazar+ertesi>pazartesi, cuma+ertesi> cumartesi, sütlü+a ş> sütlaç, bulama+a ş> bulamaç
*Türkiye Türkçesine Arapçadan girmiş bazı ödünç sözcükler, ünlü ile başlayan ek fiille birleştiklerinde, ikinci hecedeki ünlüleri düşer ve Arapçadaki asıl biçimlerine dönerler.Örnegın; •bahs> bahis > bahsetmek, keşf> keşif > keşfetmek, devr> devir > devretmek, neşr> neşir > neşretmek, sabr> sabır > sabretmek, küfr> küfür > küfretmek... Ses Benzeşmesi:Türkçeye ödünç olarak girmiş sözcükler deki seslerin birbirine benzetilmesi olayıdır.
Ünlü benzeşmesi:Türkçe veya Türkçeye girmiş bazı sözcüklerdeki birinci ünlü, daha sonra gelen ikinci ve üçüncü ünlüyü kalınlık - incelik, düzlük-yuvarlaklık, darlık -genişlik


bakım ından kendine benzetir.Örnegın; •A-E’nin A-A olması: haste> hasta •İ-Ü ’nün Ü -Ü olması: içün> için •Ü -İ’nin Ü -Ü olması: müdir> müdür •A -A-İ’nin A -A- I olması: kadaif> kadayıf •E-U’nun E-İ olması: zeytun> zeytin
Ünsüz benzeşmesi:Bir sözcük içinde bulunan ünsüzlerden birinin kom şu veya uzak öteki ünsüze ton ve boğumlanma bakımından benzemesi olayıdır.
Ton bakımından benze şme: •sabah+dan>sabah+tan, saat+cı>saat+çi, beş+de>beş+te, yüzgeç + den >yüzgeç+ten
Boğumlanma bakım ından benze şme: •anbar>ambar , sünbül> sümbül, çenber> çember, saklanbaç> saklambaç, pençşenbe>perşenbe> Perşembe
*Türkçede ünlü ile biten fiil kök ve gövdelerine şimdiki zaman eki getirildiğinde fiil kök ve gövdesindeki “a” ve “e” ünlüleri “yor” ekinden sonra darlaşır ve ünlü ahenklarına göre ı, i, u, ü’ye dönüşür.Örneg ın; •yaşa - > yaşıyor (yaşa -yor değil) •ye- >yi-yor (ye-yor değil) •bekle- > bekliyor (bekle-yor değil) •oyna - > oynuyor (oyna-yor değil) •öde- > ödüyor (öde- yor değil)
ÜNITE 7=HECE BILGISI,TURKCENIN YAPIM VE CEKIM EKLERI
Yapı Bilgisi: Kelimelerin yapısını, türeme yollarını ve çekim şekillerini içeren bilgi.
Şekil Bilgisi (morfoloji): Kelime ve kelime çeşitlerinin köklerini, eklerini, bunların yapısın ı ve görevini inceler.
Biçim Birimi (morfem): Kelimelere dil bilg isi bakımından şekil veren çoğu ek hâlinde olan kelime parçalarını inceler.
Ek: Kelimelerle cümleler kurmak, onlara cümle içinde görev yüklemek ve kelimelerden yeni kelimeler türetmek amacıyla onlara eklenen seslere/hecelere ek adı verilir.
Kök:Bir kelimenin, daha ufak parçalara ayrılmayan, anlamlı en ufak parçasına kök adı verilir. Kelime kökü, kelimenin tamamı hakkında olması gereklidir.
“Okul” sözcüğünün kökü, “oku -” fiilidir. Bu kelimede “ok” kısm ı da bir anlam taşır. Ancak “okul” ile “ok” arasında bir ilgi yoktur.
Kökler dilin ana malzemesi olup bilemediğimiz zamann beri vardır. Sonradan
yapılmazlar. İhtiyaç duyduğumuz kelimeler bu köklerden yararlanılarak yapılır.
ılda -
İsim Kökleri:Bir varlığı, niteliği, ilgiyi ya da duyguyu en kısa şekilde tanıtan köklere adı verilir. Dört çeşittir:
a) Varlık kökleri: Çöl, yol, sıra, ev... b) Nitelik kökleri: İyi, hoş, kötü...

c) Duygu kökleri: Ah, vah, tüh, ey...

d) İlgi kökleri : Ben, sen, o, ile, için...

İsim kökleri cümle içinde “isim, zamir, zarf, sıfat, edat, bağlaç ve ünlem” göreviyle
kullan ılabilir. Dilimizde isim kökleri en çok üç heceden oluşur. Karınca, kelebek, araba... gibi
İsim kökü içine “yansıma kök” dediğimiz doğa ses ve görüntülerinden esinlenerek yapılmı ş kökler de girer.Örnegın; •fış – kır- •miyav -la- •çıt -ırtı •fıs - ılda -
Fiil Kökleri:İş, oluş, hareket ve durum bildiren köklere fiil kökleri adı verilir.
gel-, otur-, ver-... gibi.
Dilimizde hem fiil hem isim kökü olarak kullandığım ız kelimeler de vardır. Bunlara “ ortak kök” adı verilir.
Bu kelimeler tek anlam taşımalarına rağmen diğer köklerin tersine hem isim hem fiil eklerini alabilirler.


Bu kökleri sesteş (eş sesli) kelimelerle karıştırmamak gerekir. Sesteş kelimeler, iki ayrı kelimedir, ortak kök ise tek bir anlamı olan, kullanıldığı yere göre fiil veya isim olan kelimedir.
Gövde:Bir dilde bulunan isim ve fiil kökleri varlıkların, kavramların, hareketlerin teker teker karşılığını verecek kadar çok değildir. Gerekli olan kelimeler bu köklere yapım ekleri getirilerek sağlanır. Bu yolla yapılm ış kelimelere gövde adı verilir.
NOT=Bir kelimenin gövde olabilmesi için en az bir yapım eki alması ger ekir.
Gövde:Bir dilde bulunan isim ve fiil kökleri varlıkların, kavramların, hareketlerin teker teker karşılığını verecek kadar çok değildir. Gerekli olan kelimeler bu köklere yapım ekleri getirilerek sağlanır. Bu yolla yapılm ış kelimelere gövde adı verilir.
Bir kelimenin gövde olabilmesi için en az bir yapım eki alması gerekir.
Kelime Çeşitleri:Kelimelerin anlam ilgilerine, aldıkları çekim eklerine ve cümledeki görevlerine göre ayrıldıkları sınıflara kelime türleri (çeşitleri) adı verilir.
Kök bakımından Türkçede iki çeşit kelime vardır: İsim ve fiil.
İsimler, cümlede üstlendikleri göreve göre alt başlıklara (türlere) ayrılırlar: "isim, sıfat, zamir, zarf, edat, bağlaç, ünlem" gibi.
**İsim kökleri, varlık ve kavramları karşılarken, fiil kökleri, kılışları, durumlar ı ve oluşlar ı karşılar.
Tür ve Görev Bakımından Kelimeler
İsim Soylu Kelimeler:Tam anlamı olanlar ve tam anlamı olmayanlar dıye 2ye ayrılır.
Tam anlamı olanlar:tek basına görev üstlenenler ve diğer kelımelerlebırlıkte görev üstlenenler dıye 2ye ayrılır.
Tam anlamı olmayanlar:Edat,Bağlaç,Ünlem
Tek basına görev üstlenenler: İsim,Zamir
Başka kelımelerlebırlıkte görev üstlenenler:S ıfat,Zarf
Fiil Soylu Kelimeler:Fiil ve Fiilimsiler dıye 2ye ayrılır.
Fiilimsiler:İsim -fiil,S ıfat-fiil,Zarf-fiil
*** Türkçe de dokuz çeşit kelime vardır. Bunlardan yedisi isim soylu, ikisi fiil soyludur. İsimler (Adlar):Canlı cansız tüm varlıkları, kavramları, hatta fiilleri de karşılayan, onları
anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) adı verilir:Örnegın;
•ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb. İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır: Varlıklara Verilişlerine Göre:İsimler ait oldukları varlığın ya da kavramın eşi aynısı olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık ya da kavram eşi benzeri olmayan ve benzersizse özel isim; benzerindan çok sayıda bulunuyorsa cins isim adı verilir. O hâlde:
a) Özel İsim: Kâinatta tek olan, tam bir aynısı bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere adı verilir. Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.Örneg ın; •Yavuz, Kayseri, Ulu Cami, Hatice, Türkçe, Türk Dil Kurumu, İslamiyet, Türkiye, Asya, Uludağ, Venüs, Yaprak Dökümü, Karabaş...


b) Cins İsmi: Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir.Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.Örneg ın; •taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, kanaat, sıla, özlem, taraf, ceza... •el, anne, kaşık, kedi, fınd ık,
öğretmenlik, ceket, ekmek, su, beş yüz, kırm ızı, büyük, saat, kim...

** Bazı cins isimlerin özel isim olarak kullanıld ığı görülür:Örnegın; •tırm ık: Bir ziraat aleti. •Tırm ık: Bir kedinin özel adı •ozan: Şair •Ozan: Erkek ismi
Maddelerine Göre İsimler:İsimler, karşıladıklar ı varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılan ıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.
a) Somut İsim: Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Somut varlıkları karşılayan isimlerdir. Bu isimler, herkes tar afından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden şahsa değişmeyen varlıkları karşılarlar.Örneg ın; •su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku

b) Soyut İsim: Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız ya da var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığım ız varlıkların isimleridir.Örneg ın; •sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan...
Varlıkların Sayılar ına Göre İsim ler:a) Tekil isim: Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir. Kendi, ben, çocuk, kalem, defter...

a) Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi, şekilce çoğullanmadı ğı hâlde o türün bütününü veya bir bölümünü de anlatabilir.Örnegın; İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (tüm insanlar) •Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)
** Bu durumda da tekil sayılır.

b) Çoğul isim: Yapısında, anlamında birden çok varlığı barınd ıran, çokluk eki alm ış isimlerdir. Cins adlarının çoğulu yapılır.Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.Örnegın; •onlar, evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar...
** Aşağ ıdaki cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.
•Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak. •Asker, sınırlar ı bekliyor. •Genç yaşta saçı dökülmüş.
Yapılarına Göre İsimler:İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıfland ırılırlar.
a)Basit İsim: Herhangi bir yapım eki almam ış, kök hâlindeki isimlere adı verilir. Çekim eki almış hâlde kullanmak mümkünler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.Örnegın; •İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağ ıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan)... b) Türemiş isim: İsim ya da fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmu ş, biçim ve anlam olarak yeni isimlere adı verilir.
ü İsimden türeyenler : Kitapçı, tuzluk, insanl ık, Türklük, çocukluk, Müslümanlık, kulluk, bilgelik, bayramlık, kışlık, iyilik, öğretmenlik, demircilik, rehberlik...


ü Yans ımalardan türeyenler: Çıtır-tı, c ızır -tı, şakır -tı, şık ır-tı, homur -tu, gıcır -tı, patır - tı ü Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...
başlama, okuma, nakletme, danışma, sevme, inanma...
c)Birleşik İsim: Birleşik isimler, çok sayıda kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığ ı ya da kavramı karşılayacak biçimde kalıplaşarak oluşturduklar ı, anlam ve biçim bakımından yeni isimlerdir.
Türkçede üç yolla birleşik isim yapılır:

1- Anlam kayması yoluyla 2 - Ses kaynaşması yoluyla

3- Kelime sınıfı kayması yoluyla


1:Anlam kayması yoluyla: ü Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genelde iki kelimeden oluşlinkar) anlam kaybına uğrar: Hanımeli, katiyennağzı, suçiçeği, demirbaş, denizalt ı, kuşpalazı...
ü İkincisi: Kelimelerden yalnızca birincisi anlam kaybına uğrar: Adamotu, yayın balığı, ince hastalık...
ü Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder: Karatavuk, yer elması, karaf atma... 2:Ses kaynaşması yoluyla: Cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki...
3:Kelime sınıfı kayması yoluyla: Kapt ıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu... örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı...
Ekler:Türkçe sondan eklemeli bir dildir. Türkçede değişmez kökler, onlardan türetilen gövdeler ile kök ve gövdelere eklenen yapım ve çekim ekleri vardır.
Dilimizi kullanımı kolay hâle getiren; aynı kelimelerle farklı anlamlar ifade edilmesini, kelime hazinesinin genişlemesini sağlayan eklerdir.
Kelimelere cümlede görev yüklenirken ve onlardan yeni kelimeler türetilirken öncelik yapım eklerinindir. Yapım eklerinin üzerine çekim ekleri gelir.
Ekler kendilerinden önceki kelimelere bitişik yazıl ır. Yalnız, “mi” soru eki her zaman ayrı yazılır; “ek-fiil”in kendisi, yani “i -(mek) ” de ayrı veya bitişik yazılabilir. Zaten ek -fiil bitişik yazıldığında düşer, yalnızca zaman eki kalır: mi: Gelmedi mi? , i-(mek): Gelecek idi, gelecekti
EKLER
ÇEK İM EKLERİ YAPIM EKLERİ
İSİM ÇEK İM EKLER İ
1. ÇOĞUL EKLERİ 1.İSİMDEN İSİM YAPAN EKLER

2. HÂL EKLERİ

2. İSİMDEN FİİL YAPAN EKLER

3. İYELİK EKLER İ 3.Fİ İLDEN İSİM YAPAN EKLER
4. İLG İ EKLER İ 4.Fİ İLDEN FİİL YAPAN EKL ER
5. EK EYLEM EKLER İ
FİİL ÇEKİM EKLERİ
1. ZAMAN EKLERİ
2. D İLEK EKLER İ
3. ŞAHIS
İsim Çekim Ekleri
1- Çokluk Ekleri: İsmin teklik biçimine çokluk eki ( -lar/-ler) getirilmek suretiyle bir şeyin çok sayıda olduğunu gösteren eklerdir. Ağaçlar, kitaplar, bulutlar gibi.


2- 2- İyelik Ekleri: Aitlik bildiren eklerdir. Türkçedeki iyelik ekleri şunlardır:

Teklik

1. şahıs ekleri: m (evim, arabam, arkada şım)

2. şahıs ekleri: n (evin, araban, arkadaşın)
3. şahıs ekleri: -ı, -i, -u, -ü (evi, arabası, arkadaşı, topu)

Çokluk

1. şahıs : +m ız, +miz, +muz, +müz (evimiz, arabamız,
arkada şımız)

2. şahıs: +nız, + niz, +nuz, +nüz (eviniz, arabanız, arkadaşın ız)
3. şahıs: +ları, +leri (evleri, arabaları, arkadaşlar ı)

Hâl Ekleri: Sözcüğün görevini belirleyen eklerdir. Özellikle “cümlenin
ögelerini ” saptamade etkili olmaktadırlar.
İsim beş hâlde bulunabilir. Bu hâllerden “yalın hâl”in eki yoktur. Sözcük hâl eki almamışsa yalın hâlde bulunur. İyelik ya da çoğul eki alması yalınlığı etkilemez. İsmin hâlleri şunlardır:

a) Yalın hâl: İsimlerin teklik, çokluk ve iyelik biçimlerine adı verilir: kitap, kalem, defter (teklik yalın hâl); kitaplar, kalemler, defterler (çokluk yalın hâl); kitaplarım, kalemlerim, defterlerim (iyelik yalın hâldir

b) Yönelme hâli (-e/-a): ev-e, ayağ -ı, el-i
c) Bulunma hâli (-de/-da): ev-de, ayak-ta, el-de
d) Ayrılma hâli (-den/-dan): ev-den, ayak-tan, el-den
e) Vasıta hâli (-ın/- in): yazın, kışın, güzün
f) Eşitlik hâli (-ce/-ca, çe/-ça); bence, insanca, kadınca.
g) Yön gösterme hâli (-r, ra/-re, -arı/-eri): taşra, üzre, il-eri, dış -arı.
4- Soru Eki (mı/mi; -mu/-mü): İsimlere getirilen bir çekim ekidir. İyi mi, güzel mu, dolu mu, boş mu, ufak mü, büyük mü gibi.
Yapım Ekleri
İsimden İsim Yapan Ekler
İsim köklerine getirilen eklerle yeni isimler yaparlar.
1- –ca/-ce, -ça/ -çe :
üGibilik, kadarlık, görelik bildiren bir ektir. (bence, insanca, onca, yiğitçe, büyükce, hunharca, bunca, doğruca)
üBu ekin sonuna –ne eki getirildiğinde kuvvetlendirme bildirir. (iyic ene, bolcana, usulcana, hoşcene)
üYer adları yapar. (Yenice, Kalınca, Çamlıca, Derince, Kumluca)
üBirle şik isimlerden sıfat yapar. Bunlar genelde yer ve şahıs adlarıdır. (Akça ağaç, kızılca böcek, alacahöyük, Akçakoca, Akçadağ, Sarıca Halil, Karaca su, Karaca hisar, Kızılca hamam)


üİsim yapar. (akça, alaca, karaca, delice, ılıca, kaplıca, kokarca)
üDil isimleri yapar. (Türkçe, İngilizce, İspanyolca…)
2- –cak/-cek, -çak/ -çek: Küçültme, sevgi ve acıma bildiren bir ektir. Yavrucak, büyücek, çabucak, evcek, yumurcak (yumru+cak)
3- –cı/ -ci, -cu/-cü: Türkçede çok kullanılan eklerden biridir.
üMeslek isimleri yapar. (sütçü, doğramacı, denizci, iktisatçı…) üİlgi isimleri yapar. (yolcu, biracı, davacı, yaylacı)
üAl ışkanlık ve davranış ile taraftar bildiren isimler yapar. (Yalanc ı, şakacı, nişancı, tatlıcı, Hürriyetçi, milliyetçi, ayrılıkç ı, kaderci…) üYer isimleri yapar. (Cebeci, Ayrancı, Bostancı…)
4- –cık/ -cik, -cuk/-cük: Küçültme, sevgi ve acıma bildirir: yer, şahıs ve hastalık isimleri yapar. (Evcik, kısacık, zavallıcık, kuzucuk, küçücük)
üÇe şitli bitki, hayvan, organ, alet isimleri yapar. (Gelincik, tomurcuk, elmacık, bademcik, kulakçık, maymuncuk, dağarc ık, dipçik)
üHastal ık isimleri yapar. (Yılancık, kızamıkçık, arpacık)
üŞahıs ve lakap isimleri yapar. (Ayşecik, Osmancık, Kuzguncuk, Ovacık)
üYer isimleri yapar. (Çınarcık, Kuzguncuk, Ovacık)
5- –cıl/ -cil, -cul/-cül: Sonuna geldiği ismin söylediği şeyi seven anlamını veren bir ektir. Bencil, evcil, insancıl
6- –daş/ -taş: Beraberlik ve ortakl ık bildiren bir ektir.
Yanda ş, yoldaş, arkada ş, dindaş, vatandaş, sırdaş, yurtta ş
7- –de: Bulunma hâlinin kalıplaşmasıyla meydana gelen bir ektir. Gözde, gün -de-lik
8- –lak/-lek: Yer isimleri ve aşa ğılay ıcı manada insan tiplerini belirten isimler yapar. Kışlak, otlak, yaylak, ötlek, dişlek, dazlak, hortlak
9- –lı/ -li, -lu/-lü :İsimlere ve sıfatlara gelerek “sahip olma” manasını veren sıfatlar yapar. Güçlü, tatlı, yaşlı, kıllı, bilgi sahibi,
üYer ve şahıs bildiren isimlere gelerek mensubiyet bildirir. Erzurumlu, Ispartalı, Karslı üMensubiyet bildiren yer isimleri yapar. Dudullu, Salihli, Erdemli üVe, beraber
manasına gelen ikilemeler yapar. İrili küçüklı, geceli gündüzlü, oğullu kızlı, analı babalı
10- –l ık/ -lik, -luk/- lük: Türkçede en yaygın kullanılan eklerden biridir.
İsimlere gelerek, içinlik ve aitlik bildiren sıfatlar yapar: Bulglinkuk buğday, çiğ köftelik et, yazlık ev, kışlık çorap
üçin manasına gelen alet isimleri yapar. Ağızlık, başlık, gecelik, gözlük vs.

üİçin anlamına gelen tekil isimler yapar: Hediyelik, arpalık, harçlık, yıllık.
üİçin anlamına gelen mekân isimleri yapar: Odunluk, kömürlük, yemlik, samanlık
üÖnüne geldiği isme, çokluk manası veren bir ektir: Ağaçlık, kavaklık, çamlık, ormanlık üSıfatlara gelerek, soyut isimler yapar: Güzellik, çirkinlik, yaşlılık, cimrilik


üHâl isimleri yapar: Arkadaşlık, yiğitlik, gençlik
üMeslek isimleri yapar: Öğretmenlik, hemşirelik, işçilik, halkçılık
üRütbe ve makam isimleri yapar: Kaymakamlık, valilik, paşalık
11- –msar/-mser: Türkçede sıfat yapan bir ektir: İyimser, köbütünser, karamsar
12- –msı/ -msi: Sıfatlara gelir ve benzerlik bildirir. Acımsı, delimsi, kırm ızımsı, kubbemsi 13- –sız/ -siz, -suz/-süz: -lı/-li ekinin zıddı anlam veren, zarf, sıfat, isim yapan bir ektir. Ölçüsüz, çocuksuz, cansız, soysuz, dinsiz
İsimden Fiil Yapan Ekler:İsimlerin üzerine gelerek fiil görevinde kullanılmalar ını sağlayan eklerdir. Bu eklerden bazıları:
1- –kır -/-kir-: Tabiat taklidi (yansıma) seslerden fiil yapan bir ektir. Haykır -, fışkır-, püskür, hıçkır -
2- –l-: Sıfatlara gelen bir ektir. –al/- el ekiyle aynı fonksiyona sahiptir. Eğril-, -doğrul, sivril-, kısal-, küçül-, alçal-, ufal- vb.
3- –la-/-le-: İsimlerin sonuna gelerek geçişli ve geçişsiz fiiller yapan bir ektir: başla -, taşla, kışla-, fırınla -, horla-, gözle-, avla-, serinle-, gizle-
4- –msa-/-mse-: Öyle kabul etmek anlamına gelen fiiller üreten bir ektir: azımsa -, küçümse- ,gülümse- vb.
5- –sa-/-se-: Türkçede isteme, isteklama, kabul etme anlamlarına gelen fiiller yapar: kutsa -, susa-, mühimse-, garipse-, umursa- vb.
Fiilden İsim Yapan Ekler:
1- –a/-e: Türkçede kimi kelimelere gelerek yapım eki olan bu ek, zarf fiiller yapar. Yara, öte, erte, sapa vb.

2- –acak/-ecek:Türkçede zarf fiiller yapan bu ek isimler yapar. Yiyecek, içecek, alacak,verecek vb.
3- –a ğan/ -e ğen: Bir işi çok yapma ve bunu alışkanlık hâline getirmeyi bildiren bir ektir:yatağan, keseğen, küseğen vb.
4- –ak/-ek:Karakter, yer, alet ve organ isimleri yapan son derece işlek bir ektir: atak,barınak, kesek, ürkek, kavşak
5- –alak/-elek: asalak, çökelek, yatalak
6- –anak/-enek:gelenek, görenek, sağanak, yığınak vb.
7- –ar ı/ -eri: uçarı, göçeri
8- –ası/ -esi: geberesi, giyesi, kör olası. Göresi(m geldi)
9- –baç/ -beç: saklambaç, dolambaç
10- –ce: dinlence, eğlence, kanaat
11- –dık/-dik, -duk/- dük, -t ık/ -tik, -tuk/- tük: bildik, tanıdık


12- – ga/-ge: bilge, dalga, kavurga, süpürge
13- –gaç/-geç: süzgeç, yüzgeç, kıskaç
14- – gan/-gen, -kan/-ken: çalışkan, alıngan, ısırgan, çekingen, kaygan
15- –gı/-gi, -gu/-gü, -kı/-ki, -ku/-kü: burgu, baskı, sargı, vergi, sevgi, bilgi, görgü, kaygı
16- –gıç/-giç, - guç/ -güç: başlangıç, bilgiç, örgüç, sorguç
17- –gın/-gin, -gun/-gün, -k ın/ -kin, -kun/- kün: gergin, erişkin, kırgın, coşkun, üzgün
18- –ıc ı/-ici: dilenci, dikici, okuyucu, aldat ıcı, bölücü
19- –k: açık, al ık, delik, kapak, ıslak, tarak, karışık
20- –m: doğum, ölüm, yudum, kurum, dönüm, yapım, salkım, sunu, giyim (bir kerelik, bir ölçülük anlamları verir.)
21- –ma/-me: basma, çelme, dolma, sürme, inme, okuma, kavurma
22- –maca/-mece: bilmece, bulmaca, aldatmaca, atmaca
23- –maç/ -meç:y ırtmaç, bulamaç
24- –mak/-mek: çakmak, ekmek, tokmak, yemek
25- –maz/-mez: görünmez, düşmez, kalkmaz, tükenmez
Fiilden Fiil Yapan Ekler:
1- –der/-dar-, -ter/-tar-: aktar-, gönder -, kaytar-
2- –d ır -/-dir-, - tır/ -tir-, -dur/-dür-, -tur-/-tür-: aldır -, ezdir-, söndür -, uydur-, yüzdür -, bastır - 3- –ele-/-ala: eşele, silkele
4- –k-: kanık-, burk-, kalk-, silk-
5- –l-: kırıl-, çakıl-, örül-, vurul-, çakıl-, deşil-
6- –n-: bakın-, boşan-, bulun-, övün -, pkatiyenn-, savur-
7- –r-, -er-/-ar-: aşır -, gider-, kaçır -, savur-
8- –ş-: bakış-, çalış -, öpüş-, sürtüş-, tartış-
9- –t-: parlat-, ürküt-, inlet-, fırlat -, başlat-
ÜNİTE 8=KELIMEDE ANLAM
Gerçek Anlam (Temel Anlam):Kelimelerin taşıd ıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam adı verilir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna " temel anlam" da adı verilir.
Örnegın; •S ıcak hava tüm çamaşırlar ı kurutmuştu. •Sırtında eski bir ceket vardı.
Yan Anlam:Kelimenin temel anlamıyla bağlantılı olarak zaman içinde ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam adı verilir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, yalnız gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genelde yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.Örnegın; •Masanın gözündeki kağ ıtları alıp bana getirdi.


Basıtornekler:sehpanınbaca ğı,uçağınkanadı,kapınınkolu,masan ıngozu,arabanın burnu… **Bir sözcüğün çok sayıda yan anlamı olabilir. Temel anlamla ilişkili olmasından bazı kavramların "kalıcı adı" da olabilir.Ornegın; •Ceketin kolu çok uzun olmuş. •Yol dağın ardında iki kola ayrılıyordu. •Sarmaşığın kalınca bir kolu pencereye doğru uzanm ıştı. •Sağdaki kolu çekersen asansör çalışır.
"Kol" sözcüğü, bu cümlelerde ilk anlamı ile ilişkilendirilerek kullanılm ışt ır. Böylece farklı anlamlar kazanm ıştır.
Eline biraz para sıkıştırıp dediklerini yapmasını istedi. (Yan anlamdır. Gerçek "sık ıştırma" durumuyla ilgi devam ediyor.)
Mecaz Anlam:Bir sözcüğün gerçek anlamından tümüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam adı verilir.Örnegın; •Artık senin için yanmayacağ ım. •Bana soğuk davranmasına bir anlamadım.
ORNEKLER
Temel Anlam: •Kuru bir bez alıp camları sildi. •Gördüler ki evin içi boş. Hemen dışarı
çıktılar. •Beraber gittikleri yer arkadaydı.
Yan Anlam: •Karşım ızda kuru tepeler vardı. •İş yerinde boş kadro yokmuş. •Masalın arkası yarın, deyip odadan çıktı.
Mecaz Anlam: •Kuru, zevksiz bir hayatı vardı. •Böyle boş insanlarla muhatap olunmaz. •Buradan çıkman için arkan kuvvetli olmalı.
Deyimler: en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Deyimler kurulurken kelimelerden biri ya da her ikisi anlam kaybına
u ğrar.Örnegın; •Güzel sözler söyleyerek babasının gönlünü aldı. •Toplumdaki bazı insanlar yeniliklere karşı ayak diriyordu. •Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

Örnegın; •Ölçü, uyak, yarım uyak, seci, aliterasyon... (Edebiyat terimleri) •Üçgen, açı, yükseklik, açıortay, kenarortay...(Geometri terimleri) •Tuş, boyunduruk, kurtkapanı... (Güreş terimleri)
**Günlük kullandığım ız kelimelere yeni anlamlar yükleyerek te rimler
olu şturulabilir.Örnegın; •Kızılırmak üzerindeki eski köprü yıkıldı. (gerçek anlam) •Gelişen teknoloji ile dişçilikte köprü teknikleri geliştirildi. (terim)
Soyut Anlam: Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler adı verilir. Örnegın; •Hayal, rüya, kanaat, menfaat, sevgi, korku, hoşlik, bilgi, tasa, özgürlük, aşk, sevinç, mutluluk, üzüntü…
Somut Anlam:Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler adı verilir.Örnegın; •Kitap, taş, masa, yeşil, soğuk, yol, öksürmek...
**Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullan ılarak somuta aktarılabilir. Örnegın; •Hikâyelerinde kuru bir anlat ım göze çarpıyor.
Somutlaştırma : Soyut kavramları anlaşılır duruma getirmek için somut anlamlı sözcüklerden faydalanılır. Buna somutla ştırma adı verilir. Yani soyut bir kavramın somut bir sözcükle anlatılmas ıdır. Benzetmeler ve transferlar somutla ştırmanın önemli bir aracıdır.Örnegın; •Bütün işlerde onun parma ğı vardı. ("Bir işe karışmak" soyuttur, yerine somut sözcükle (parmak) anlatılmı ştır.)
•Toplantıda kafası kazan olmuş. ("Rahatsızlık duyma" soyut durumu somutla ştırılm ıştır.)
KELIMELER ARASINDA ANLAM İLİŞKİLERİ
Eş Anlamlı Kelimeler:Yazılış ve okunuş bakımından farklı, anlamca aynı olan kelimelerdir. Bu tür kelimeler, deyimler gibi kalıpla şm ış sözler dışında, birbirlerinin yerini tutabilir.Örneg ın; •kıymet-dşayet, yanıt -cevap, sene-y ıl, medeniyet-uygarlık,imkân -imkân, acele-ivedi, zelzele-deprem..
***Sözcüklerin eş anlamlı sayılabilmesi için birbirlerinin yerlerinde kullanılabilmesi gerekir. Cümledeki kullanıma, sözcüğün kazandığı anlama göre karar verilir. Yani eş anlamlı bilin en iki sözcük, kullan ıma göre, her yerde birbirinin yerini tutmaz.Örnegın; •Yamaçta ak bAdanalı evler ışıldıyordu. •Alnım ız ak, başımız diktir. •Yumurta akı, protein yönünden zengindir.
“Ak” kelimesi birinci cümlede temel anlamdadır, yerine "beyaz" kelimesi kullan ılabilir. Ancak ikinci cümledeki mecaz, üçüncü cümlede kalıpla şmış bir kelime olarak kullanılmıştır. Sesteş Kelimeler :Yazılışı ve okunuşu aynı olduğu hâlde anlamları farklı olan kelimelerdir. Bunlar yalın hâlde olabildikleri gibi ek alm ış hâlde de olabilirler. Şiirde cinas olarak kullanmak mümkün ve cinaslı kafiye yapabilirler.Örnegın; •Hafta sonu kır partisi yapalım. •Bahçedeki tüm odunları kır. •Adamın kır saçları son derece düzgündü.
Zıt Anlamlı Kelimeler:Anlamca birbirinin karşıtı olan kelimelerdir.Örnegın; •Siyah-beyaz, uzun-kısa, aşağı-yukarıya, ileri-geri, var-yok, gelmek-gitmek.
***Tüm kelimelerin zıt anlamlısı yoktur. Eylemlerde de durum aynıdır. Bir eylemin olumsuzu o eylemin karşıtı sayılmaz. •“Sevinmek” karşıtı sevinmemek değil,
“üzülmek”tir.Örnegın; •“Doğru” sözcüğünün zıt anlamlısı bir cümlede “eğri” olurken, diğerinde “yanlış” olabilir. Buraya çakacağım ız çıtan ın cetvel gibi doğru olması gerekir. Doğru kanaat, eninde sonunda dşayetini bulur. Doğru söyle, koyunlara ne oldu? •"Doğru" kelimesinin zıt anlamı, birinci cümlede "eğri", ikinci cümlede "yanlış", üçüncü cümlede ise "yalan"dır.
***Kelimeler arasındaki karşıtlık cümledeki kullanıma göre değişir.


ÜNITE 9=KALIPLASMIS IFADELER
Her dilde anlatımı zenginle ştirmek, basitlaştırmak ve kesintisiz hâle getirmek için kullan ılan birtakım kalıplaşm ış yapılar bulunmaktadır. Dildeki kalıpla şm ış bu yapılardan bilhassa anlatımın daha basit yapılması konusunda yararlanılmaktad ır. Atasözleri, deyimler ve ikilemeler bu bağlamda değerlendirilebilecek kal ıplaşmış ifadelerdir. Atasözleri:Atasözü, anonim karakter taşıyan, atalardan kaldığı kabul edilen ve toplumun yüz yıllar boyunca geçirdiği denemelerden, ortak kanaat, tutum ve davranışlarıyla dünya görüşünden oluşan, genel kural niteliğindeki k ısa, özlü, kalıpla şm ış söz olarak tanımlanmaktadır. Atasözlerinin özelliklerini sıralayacak olursak:
1:Atasözlerinin ilk söyleyeni bilinmemektedir ve onu oluşturan topluma aittir. Atasözleri nesilden nesile aktarılan dil varlıklarıdır.Ör: •Keskin sirke küpüne zarar. •Borç yiğidin kamçısıdır.
2: Atasözleri toplumun ortak kanaat, tutum ve davranışlarından kaynaklanmaktadır. Bir kelime grubunun atasözü olabilmesi için ona kaynaklık eden dili konuşan ulusun ortak dşayet yargılar ını taşıması gerekir. Ör: •Dost ile ye, iç; alışveriş etme. •Emanete hıyanet olmaz.
3: Atasözleri genel kural niteliğinde olup kalıplaşm ış, kısa ve özlü olması gereklidir.Atasözlerinde bir kelimenin yer değiştirmesi ya da herhangi bir kelimenin eş anlamlısının kullanılması olası değildir.Ör: •Ba ğa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun. ("Bağa bakmazsan, üzüm yemeye yüzün olmaz." ( Şeklinde söylersek atasözü özelliği kaybolur, sıradan bir cümle olarak kalır.)
4:Ayr ıca atasözleri bir hayat deneyiminin sonucunda oluşmalıdır. Atasözlerinde genel bir deneyim anlatıldığı veya bir öğüt verildiği için, yüklemler genelde geniş zamanın veya emir kipinin olumlu-olumsuz şekillerindedir.Ör: •Ağaç yaşken eğilir. • Düşenin dostu olmaz.
5: Atasözlerinde sözcükler genelde mecaz anlamlar yüklenerek kullanılır.Atasözünü anlamak ve açıklamak bu mecazların doğru yorumlanmasına bağlıdır.
Ancak, mecaza da yanmayan atasözlerimiz de çoktur.
Mecazlı atasözleri: •Bir elin nesi var iki elin sesi var. •Can boğazdan gelir. •Balık baştan kokar. •Kaynayan kazan kapak tutmaz. •Bir çiçekle yaz olmaz.
Mecazsız atasözleri: •Dost ile ye iç alışveriş etme ” •Bugünkü işini yarına bırakma.” •Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.” •Emanete hıyanet olmaz.
6:Atasözlerinin çoğu bir veya iki bütünceyle kurulmuştur. Daha uzun olanları
azd ır.Atasözlerinin şekil özellikleri ise şöyle gruplandırılabilir:
a) Ses yinelemelerine yer verenler: Bazı atasözlerinde ses yenidenları yapı larak uyum
sağlanır.Ör: •“Bol bol yiyen, bel bel bakar.” Burada bilhassa “b” ve “l” sesleri yeniden edilerek anlatıma uyum katılmışt ır.
b) Ölçülü-kafiyeli (uyaklı) söylenenler: Atasözleri bilhassa kalıcılığı artırmak ve söyleyişi basitlaştırmak maksadı ile şiire benzer bir şekilde söylenmiştir.Ör: •“At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır” atasözünde her bir ifade grubu alt alta yazıldığında 7’li hece ölçüsünün kullanıldığ ı görülecektir. Ayrıca “ –an” sesleri tam kafiye “kalır” kelimesi ise redif olara k kullan ılmıştır.
c)Kar şılıklı konuşma şeklindekiler: Bazı atasözlerinde karşılıklı konuşma tekniği kullanılarak anlatım etkili hâle getirilmiştir. Ör: •“ - Saçım ak mı kara mı? – Önüne kanaat görürsün.”


d) Öykülemeye başvuranlar: Atasözlerinde bir olay anlatır tarzda hikâye lemeye başvuranlar da bulunmaktadır.Ör: •“Deveye boynun eğri demişler; nerem doğru ki demiş.” •“Arsızın yüzüne tükürmüşler; yağmur yağ ıyor demiş.”
e) Eksiltili cümle şeklindekiler: Anlatımın bir eylemle tamamlanmadığ ı atasözleri bu gruba girmektedir.Ör: •Harman yel ile, düğün el ile.
DİPNOT=ARKADASLAR SIRADAKI KONU DEYIMLER AMA BEN GECEN UNITEDE DEYIMLERI OZETLEDIM SIMDI TEKRAR OZETLEMIYIM AYNI SEYLER NASILSA BUNU DA BELIRTIYIM J İkilemeler: İkileme aynı, yakın veya zıt anlamlı iki ya da daha fazla kelimenin bir tek kelime gibi anlam göstermek üzere yan yana gelmesi ve beraber kullanılmasıdır: “teker teker”, “düşe kalka”, “düğün dernek” vb. İkilemelerin en önemli özelliği anlat ımı kuvvetlendirmesi ve etkili hâle getirmesidir.Ör: •“Ağır ağ ır çıkacaksın bu merdivenlerden”(Ahmet Haşim - Merdiven) •“Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla .
Cümleye Kattığ ı Anlamlara Göre İkilemeler: •Şu yalan dünyaya geldim geleli Tas tas içtim ağuları sağ iken. (Abartma) •Her yer vıcık vıcık çamurdu. (Pekiştirme) •S erin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa (Pekiştirme) •İşi aşağı yukarı yarıladılar. (Yaklaşık) •Eninde sonunda benim elime düşeceksin. (Kesinlik) •Dereden tepeden konuştular. (Belirsizlik)
Yapılışlarına Göre İkilemeler
1:Aynı sözcüğün yenidenı ile oluşanlar: Uçurtmalar döne döne yükseldi.
2:Eş veya yakın anlamlı sözcüklerden oluşanlar: Fabrikada işler ağ ır aksak yürüyor.
3:Kar şıt anlamlı sözcüklerden oluşanlar: Olanlardan az çok haberim var.
4:Biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerden oluşanlar: Yamr u yumru bir anteni televizyona bağladık.
5:Her ikisi de anlamsız sözcüklerden oluşanlar: Abur cubur yiyerek sonunda mideyi bozdu. Bu tür ikilemeleri oluşturan sözcüklerin tek başlar ına anlamı yoktur.
6:Bir sözcüğün, başına "m" sesi yakıştırılarak yenidenlanmasıyla oluşanlar: •Para mara yok sana.
7:Olumlu-olumsuz sözcüklerden oluşanlar: •Ben işten gelir gelmez dışarı çıktılar.
Biçimsel Oluşum Yönünden İkilemeler
1- Eksiz ikileme: Ses seda, estek köstek, gele gide, fıldır fıldır, kapış kapış…
2- Durum ekleriyle oluşturulan İkilemeler : İkide bir, kıyıda köşede, inceden inceye, surda burda, iğneden ipliğe...
3- "mi" edatıyla ikileme : Yaramaz mı yaramaz bir kızd ı. Güzel mi hoş bir ev aldık. Zor mu zor bir işe başladık.
4- Ad tamlaması şekilli ikileme : Beterin beteri bir köye gittik. Yıllar yıl ı seni bekledim, belki dönersin diye. Neyin nesi, anlayamadım.
5- Bağlaçl ı ikileme : Herkes bu yarışta koştu da koştu. Bu işin üstesinden yalnız ve yalnız sen gelebilirsin.
NOT=İkilemelerde geçen kelimelerin arasına herhangi bir noktalama işareti konulmaz ve araya diğer bir kelime giremez.
Görevlerine Göre İkilemeler
•Pazara araba araba sebze getirdiler. (sıfat) •Gide gele bizimle arkadaş oldu. (Zarf) •Gel zaman git zaman, herkes yaşananlar ı öğrendi. (Zarf) •Şimdi tasın ı tarağını topla. (Nesne) •Bu haldeyken şuradan şuraya gidemem. (Dolayl ı bütünleç) •Genç kızın gözleri ışıl ısıldı. (Yüklem)


UNITE 10=TURKCEDE VURGU VE TONLAMA
Vurgu=Vurgu, konuşmayı tekdüzelikten kurtarmak için söze duygu ve uyum katar.Vurgu bilerek ve yerinde yapılmadığı zaman konuşma doğallığını kaybeder ve konuşmacı bu durumdan kaynaklı gülünç duruma düşebilir. Türkçemizde dört tür vurgudan bahsedilebilir:

1- Kelime Vurgusu
3- Mısra Vurgusu (Ahenk Vurgusu)

2- Cümle Vurgusu
4- Şiddet Vurgusu

Kelime Vurgusu: Her kelimenin bir hecesi üzerinde kesinlikle ses baskısı (vurgu) vardır. Ör: •“Heyecan” kelimesinde vurgu son hecededir.
2:Türkçede kural olarak vurgular son hece üzerindedir.İstisnalar hariç kelimeye ekleme yapıldıkça vurgu son heceye doğru kayar.Ör: •hece -- heceler-- hecelerde – hecelerdeki 3:Bazen vurgu sondan önceki hecelerden birine yapılır. Bu tür istisnaları aşa ğıda gösterelim:
*İlk heceye : İl, bölge, semt adları
İl : Ankara, Samsun, Erzurum, İzmir, Konya, Rize, Urfa,
Bölge : Akdeniz, Marmara, Ege, Karadeniz
Semt : Dikmen, Çankaya, Etlik, Bahçecik, Topkapı
*Ortadaki hecelerden birine: İl, bölge, semt adlar ı.Ör: Erzincan, Edirne, Sakarya, Denizli *Zarf ve bağlaçlarda ilk heceye.Ör: •Niçin, yalnız, önce, sonra, ilaveten, yalnız, belki, henüz, ansızın, nasıl, hangi
*Türkçe kelimelerin aldığı bazı ekler vurguyu bir önceki heceye kaydırır. Bu ekler: “ ce, le, me/ma, se/sa, im/sin”.Ör: •“Sence, benimle, okuma, basma, giderse, bilirsin”
4:Uzun seslerde istisna bir durum olarak vurgu uzatılan hece üzerinde görünür. Bu kelimeleri öğrenmek gerekir. Zira bu uzatmalar kelimelerin başında, ortasında ya da sonunda olabilir. Bu kelimeler için genel bir kural yoktur.Ör: •Vurgu başta : kâtil, câhil, sâmi Vurgu ortada : teâmül, mukâbil, hazîne, mücâdele Vurgu sonda : ziyâ, katî, denî, zekî, hafî
5:“ Ğ” ünsüzü bulunduğu hecede kendinden önce gelen ünlünün uzatılmasına yol açar. Aynı uzatma durumu “y” için de geçerlidir. Söz konusu uzatma, seslendirmede vurgu gibi yansımaktadır. (Yan yana iki ünlü uzatmayı belirtmek için kullan ılmışt ır.)Ör: •“Ğ” ünsüzü ile: yağmur= yaamur, öğretmen=ööretmen, öğle=ööle, ağabey=aabey, koğmak=koomak “Y” ünsüzü ile: böyle=bööle, söylemek=söölemek, öyle=ööle
6:Sert ve gürültülü çıkan bazı ünsüzler vurguyu bulundukları heceye taşırlar. Bunun için söz konusu ünsüzün hecenin son harfi olması gerekir.Bu ünsüzler “ç, k, p, r, ş, z”.Ör: •kaçtım, yokmuş, saptı, ordu, şaştı, ezdi
7:Abartı amacıyla kullanılan bazı heceler vurguyu kendi üzerlerine alırlar.Ör: •sımsıkı, koskoca, büsbüyük, büstüm, bamdiğer, binbir • Sımsıcak bir yuva, yemyeşil bir vadi, masmavi bir gök.
8:Birleşik kelimelerde vurgu ilk kelime üzerindedir.Ör: •Anadili, açıköğretim, gözyaşı, başıboş, kurusoğan vs.
9:Akrabalık isimlerinde vurgu genelde ilk hece üzerindedir.Ör: Anne, baba, dayı, hala, teyze, abla vs.
10:Dil isimlerinde vurgu genelde -ca, -ça, -ce, ça yapım ekinden önceki hecede bulunur. Ör: •Türkçe, Arapça, Farsça, Almanca, İngilizce vs.
DİPNOT=ARKADASLAR VURGU MADDELERI COK UZUN BU KADARINI YAZDIM YETER BENCE.:)


Cümle Vurgusu: Söz içinde, kelime ve kelime gruplarından daha büyük birlik cümledir. Cümlenin de kendisine tümlük kazandıran bir vurgusu vardır. Buna “cümle vurgusu” adı verilir. Özel bir amaçla vurgu yapılm ıyorsa Türkçede cümle vurgusu yüklem üzerindedir.Ör: •Kar erkenden yağdı. •Bu hafta tiyatrolar perdelerini açıyor. •Kitap hoşdi. ***Kimi zaman vurgu, cümle içinde öne menfaatilarak bilhassa belirtilmek istenen bir anlamı taşıyan kelime üzerine kaydırılır. Böyle olduğu zaman o kelime yükleme yaklaştırılır.Ör: •Ahmet çalışmaya yarın gelecek. (Başka zaman değil) •Yarın çalışmaya Ahmet gelecek. (Başkası değil) •Ahmet yarın çalışmaya gelecek. (Başka bir şey için deği l)
***Cümle başında virgülle ayrılan özneler de bazen vurguyu kendi üzerlerine çekerler.Ör: •Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğlinkar olsun ayrılıyor yolumuz. (F.N.Çamlıbel) •Başlamak, bir işi yarı yarıya başarmak demektir.
Mısra Vurgusu: Şiirlerde görülen kelime vurgusuna “mısra vurgusu” adı verilir. Vurgu,
mısralarda daha kuvvetle hissedilir. Ahengi sezdirmek için mısraların kimi heceleri üzerine baskı yapılarak okunur.Ör: •Dağda dola şırken yakma kandili (Vurgular:Fersiz’ın – siz eki,Yakmakel ımesı ve
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet Ne kelımesı)
Ne söylemez akan suların dili
Sessizlik içinde çağlama gurbet
Şiddet Vurgusu:Cümlede kızgınlığı, sevinci, hiddeti, beğenmeyi ve uyarmayı ifade eden kimi kelimeler üzerine dikkati çekmek için daha baskılı söylenir. Bu tarz vurgulara “şiddet vurgusu” adı verilir.Ör: •Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. (ATATÜRK) (Ey TurkGenclıgı vurgu) •Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azîmetten. (N. Kemâl) (DonersemKahpeyım vurgu)
•Zafer ırak mı? dedim; Aha diyordu. (Fazıl Hüsnü Dağlarca) (Aha vurgu)
UNITE 11=CUMLENIN ÖĞELERI
CUMLE=B ir fikri, bir duyguyu ve kanaatyi, bir oluş ve kılışı tam anlamıyla bir hüküm hâlinde anlatan kelime ya da kelime grubu olarak tanımlanmaktad ır. Cümlenin ögeleri “ Temel Ögeler” ve “Yardımc ı Ögeler ” olarak iki grupta incelenebilir.
Temel Ögeler
Yüklem:Cümledeki hareketi, olayı, işi, yargıy ı bildiren, çekimli kelime ya da kelime grubuna yüklem denilmektedir. Türkçede cümlenin asli ögesi yüklemdir.Ör: •Seni görmedim. •Bugün hava hoş.
Yüklem şayet fiil soylu bir sözcükse ” fiil cümlesi”; isim soylu bir sözcükse “isim cümlesi” olarak adlandırılmaktadır.Ör: •Sen de bizimle geleceksin. (Fiil cümlesi) •Bu bizim
arabamızd ır. (İsim cümlesi)
Yüklemin sonda olduğu cümlelere “ kurallı cümle ”; yüklemin sondan diğer bir yerde olduğu cümlelere ise “ devrik cümle ” denilmektedir.Ör: •Seni bir yerden tanıyorum. (Kurallı cümle) •Seni sevdim bir gül gibi. (Devrik cümle)
Özne:Yüklemde belirtilen işi yapan varlığa özne denilmektedir. Yükleme sorulacak “Kim?” ve “Ne?” soruları özneyi bulmam ızı sağlamaktad ır.Ör: •Ahmet bugü n geldi. (Gelen kim?) •Açılan kapıdan soğuk hava girdi. (Giren ne?)
***Türkçede cümle içerisinde özne şu biçimlerde kullan ılmaktadır:
a) Gerçek Özne: Yüklemde belirtilen iş ya da oluşu yapanın tam anlamıyla söylenmesidir.
Ör:Ahmetcamı kırdı.
b) Gizli Özne: Yüklemde bildirilen işi yapanın açık olarak söylenmemesidir.


Ör:Bütün ödevlerimi bitirdim. (Kim bitirdi? sorusunun yanıtı cümle içerisinde yok. Ancak yüklemdeki I. tekil şahıs eki özneyi bildirmektedir.)
c) Sözde Özne: Yüklemde belirtilen işi yapmayan, yapılan işten etkilenen varlığın özne görevinde kullan ılmasıdır. Aslında nesne görevinde olan bu sözcükler edilgen cümlelerde özne görevini üstlenmektedirler. Ör: Camkır ıldı. (Bu cümlede kırma eylemini asıl yapan belli değildir. Cam sözde öznedir.)
Yardımcı Ögeler
Nesne: Cümlede öznenin yaptığı işten etkilenen varlığa “nesne” adı verilir. Nesneyi bulmak için yükleme “Neyi? Kimi?” soruları ya da özneyi bulduktan sonra “Ne?” sorusu sorulur. “Neyi? ve Kimi?” sorularının yanıtı belirtili nesne, “Ne?” sorusunun yanıtı is e belirtisiz nesneyi verir. Yani nesne görevinde kullanılan kelimenin nesne hâli eki olan “ - i” ekini alıp almamasına göre nesneler “belirtisiz nesne” ve “belirtili nesne” olarak
adlandırılmaktad ır.Ör: •Ayşe ekmek almıştı. (Ayşe ne alm ıştı?) •Ali evi çok da ğıtm ıştı. (Ali neyi dağıtm ıştı?) •Ben kitap okudum. (Belirtisiz nesne) •Ben kitab ı okudum. (Belirtili nesne) •Babam eve balık aldı. (Belirtisiz nesne) •Babam balıkları akvaryumdan çıkardı. (Belirtili nesne)
Dolaylı Tümleç: Cümlede yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ve netleştiren; yönelme ( -e,-a), bulunma (-de,-da) ve ayrılma ( -den, -dan) eklerinden biriyle ya da bir edatla beraber bulunan yalın ya da grup hâlindeki ismin cümle bilgisindeki adı “ dolaylı bütünleç ”tir. Yükleme sorulacak “ nereye ?,nerede ? ve nereden?” sorularıyla cümledeki dolaylı bütünleç bulunacaktır.Ör: •Tolga sinemaya gidiyordu. (Nereye gidiyordu?) •Babamla evde oturduk. (Nerede oturduk?) •Annem Ankara’dan gelmişti. (Nereden gelmişti?) •Bahçede oturuyorlar. (Nerede oturuyorlar?) •Çalışmaktan zarar gelmez. (Ne’den zarar gelmez?)
Zarf Tümleci:Cümlede yüklemin anlamını zaman, tarz, ölçü, yer, yön vb. bakımlardan daha belirgin duruma getiren, sınırlayan kelime ya da kelime gruplarına zarf bütünleci denilmektedir. Zarf bütünleçleri “durum bildiren zarf bütünleci”, “zaman bildiren zarf bütünleci”, “miktar bildiren zarf bütünleci”, “yer -yön bildiren zarf bütünleci” olarak sınıflandırılmaktad ır. Zarf bütünlecini bulmak için yükleme “ nasıl ?”, “ne zaman?”, “ne kadar?” ve “ nereye?” soruları sorulmalıdır.Ör: •Kardeşim koşarak geldi. (Nasıl geldi?) •Babam sabah eve varmış olur. (Ne zaman varm ış olur?) •Seni çok seviyorum. (Ne kadar seviyorum?) •Ayla yukarıya çıktı. (Nereye çıktı?) •Hemen şimdi götüreceksin. (Ne zaman?) •Bana dargın gibi bakıyor. (Nasıl bakıyor?) •Bugün çok mu çok yoruldum. (Ne kadar?)
NOT=Hâl eklerini almamış hâlde bulunan içeri, dı şar ı, yukarıya, aşağ ı gibi kelimeler yer -yön bildiren zarf bütünleci ollinkar. Bu kelimeler hâl eklerinden birini alırsa dolaylı bütünleç ollinkar.ÖR: Ali ağaçtan aşağı indi. (Zarf Tümleci) , Ali ağaçtan aşağ ıya inmeye çalışıyor. (Dolaylı Tümleç)

Öge
ÖZNE
NESNE
DOLAYLI TÜMLEÇ

ZARF TÜMLECİ


UNITE 12=
CUMLE CESITLERI




Yüklemin Türüne Göre Cümleler :Daha önceki ünitelerde öğrendi ğimiz gibi Türkçede kelimeler isimler ve fiiller olarak ikiye ayrılmıştı. Cümlede yüklem görevinde kullanılan kelimenin türüne göre cümleler de “fiil cümlesi ” ve “isim cümlesi ” olarak iki gruba ayrılmaktadır.
Fiil Cümlesi: Yüklemi çekimli bir fiil olan cümleye “ fiil cümlesi ” denilmektedir. Yüklem görevinde kullanılan kelime fiil soyludur ve i ş, oluş hareket anlamı bildirir. Fiillerin en önemli özelliği olumlu ve olumsuz biçimlere girebilmesidir.
***Bir cümlenin fiil cümlesi olup olmadığını anlamanın en basit yolu yüklemi olumsuz hâle getirmektir. Eğer yüklem olumsuzluk eki “-ma, -me” ile olumsuz hâle getirilebiliyorsa cümle fiil cümlesidir.OrnegıN;•Bütün gece yağmurda dolaştım/dolaşmadım. •Seni sokakta koşarken gördüm/görmedim.
İsim Cümlesi:Yüklemi “imek” ek fiili ile fiilleştirilmi ş isim soyundan bir kelime olan cümlelere “isim cümlesi ” adı verilir. İsim cümlelerinin en önemli özelliği olumsuzluk ekleriyle olumsuz hâle
dönü ştürülememeleridir.
Ornegın; Nazım Erol, okul müdürümüzdü. (“Okul müdürümüz” ad tamlaması, ek eylem alıp yüklem olmuştur.)
Tarık Buğra, Cumhuriyet Dönemi Türk Romanının doruk isimlerindendir. (“Cumhuriyet Dönemi Türk Romanının doruk isimleri ” zincirleme ad tamlaması “ -dir” ek eylemini alarak yüklem olmuştur.) Yaya kaldırımı tenha idi. (“Tenha ” sıfatı ek eylem alarak adlaşmı ş ve yüklem olmuştur.)
*****İsim cümleleri olumsuzluk eki yerine “değil ” sözcüğü ile olumsuz şekle dönüştürülür. Orneg ın; •Bugün hava hoş. / Bugün hava hoş değil.
•Akdeniz bölgesi sıcaktır. / Akdeniz bölgesi sıcak değildir.
*****Eylemsi (fiilimsi)lerin, ek eylem alarak temel yüklem olduğu cümleler isim
cümlesidir.Ornegın;•Amacımız ödül almaktır. •Şaşkınlığının sebebi burayı ilk kez görmesiymiş.
•İnsanın en aptal ı, karşısındakileri aptal sanandır. •Yarım elma, gönül alma(d ır.)
Yüklemin Yerine Göre Cümleler: Türkçenin Grameri adlı eserinde Tahsin Banguoğlu Türkçede standart söz diziminin, “özne + zarf bütünleci + dolaylı bütünleç + nesne + yüklem ” biçiminde olması gerektiğini belirtmi ştir. Ancak Türkçenin, cümlede vurgulanmak istenen ögenin yükleme yaklaştırılması ya da cümleye farkl ı bir uyum ve anlatım özelliği katabilmek için yüklemin yerinin değiştirilebilmesi gibi bir özelli ği bulunmaktadır.Ornegın;
•Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burada,
Bu çaml ıkta söylemiş son sözlerini babam;
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
Suna'n ın diğer köye gelin gitti ği akşam.
Cümlede ögelerin sıralanışının nasıl bir anlam deği şmesine neden olduğunu şu cümlelerde açıkça görebiliriz:
Örnegın;•Ben bugün bu i şi yapmadım. •Ben bu i şi bugün yapmadım. •Bugün bu işi ben yapmadım. Ögelerinin dizilişine ya da yüklemin yerine göre cümleleri “kurallı”, “devrik” ve “eksiltili” olmak suretiyle üç gruba ayırabiliriz.
Kurallı Cümle:Yüklemin sonda bulunduğu cümle çeşidine “ kurallı cümle” denilmektedir.Örnrg ın; •Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı. Bir dakika araba yerinde duraklad ı.
Devrik Cümle:Yüklemin cümle içerisinde sondan diğer bir yerde kullanıldı ğı cümleler devrik cümle olarak adlandırılmaktadır. Yüklemden sonra tek bir sözcük bile olsa cümle devriktir.Örnegın;
•Bütün gün düşündüm yalnızlığımı ve çaresizli ğimi • Karda gezip izini belli etmeyen bir tilkidir o. •Boş değil ettiğin niyaz. • Hâlden bilmiyor kimseler.
***Birleşik fiillerde ad soylu sözcü ğün asıl eylemi anlatan “yardımcı eylem”den sonra kullan ılması da devriklikoluşturur.Örneg ın; •Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda!
***Deyimleşmi ş birleşik fiillerde sözcük sırasının deği ştirilmesi de devriklikoluşturur.Örneg ın;
•İlacını geciktirirsek babaannem keser iflahımızı.
Eksiltili (Kesik) Cümle: Yüklemi kullanılmadığ ı hâlde yarg ı bildiren cümlelerdir. Eksiltili cümleler iyi kurulmak ve yerinde kullanılmak şartıyla anlatıma güç kazandırır, özlülüksa ğlar.Örneg ın;•Düğün el ile,


harman yel ile. (yapılır) •Dar günümde el uzattı ğınız için teşekkürler. (ederim) •Her yerde yaz ve göz yaşı, her yerde sonbahar. (var) •İbadet de gizli, kabahat de. (gizli)
***Karşıl ıkl ı konuşmalarda da eksiltili yapılar sıkl ıkla kullanıl ır:•Bunun karşılığında ondan ne aldın? •Hiçbir şey. (almadım)
ÖRNEKLER=•Yıl 1919… Mayıs’ın 19’u… (Yıl 1919’du. Mayıs’ın 19’uydu.)
•Saçları bir demet altın başak… (Saçları bir demet altın başaktı.)
UNITE 13=CUMLE CESITLERI 2
Anlamına Göre Cümleler
Olumlu Cümle:Yargının gerçekleştiğini bildiren cümleler, olumludur. Bu cümlelerin yüklemi varl ık, olma ya da bulunma bildirir .Örnk;•Ahmet sınavı kazandı. Gerçek belirince yalan ortadan kalkar. ***Biçimce olumsuz görünen bazı cümleler anlam bakımından olumludur.Örnek; •Nasıl yanıt vereceğini bilmiyor değildi.(=biliyordu)
***Cümlede iki olumsuz nedenun bulunması cümlenin anlamını olumlu yapar.Örnrk;•Bana neden böyle davrandığını anlamıyor değilim. (=anlıyorum)
***Yapı bakımından olumsuz bazı cümleler soru yoluyla olumlu bir anlam kazanabilir.Örnek;•Seninle gelmez olur mahenk? (=gelirim) •Bana yalvaran sen değil miydin? (=sendin)
Olumsuz Cümle:Yarg ının gerçekleşmedi ğini, yapılmadığını bildiren cümleler, anlam bakımından olumsuzdur. Fiilden fiil yapan –ma-, -me- olumsuzluk eki, “değil ” edatı ve “yok” kelimesi cümleleri olumsuz yapan nedenlerdır.Örnek;•Bundan sonra kimseyi kandırmayacak. •Ben değilim seni tüm gün bekleyen. •Seninle aramda bir mesele yok.
***Biçimce olumlu olan bazı cümleler soru ekiyle olumsuz bir anlam kazanabilir.Örnek;•Seni unutmak mümkün mü? (Mümkün değil.) •Babamın yanısıra hiç sigara içebilir miyim? (İçemem.)
***Ne......ne bağlama edatıyla kurulan cümleler de anlam bakımından olumsuzdur. Cümlede bu
neden varsa yüklem kesinlikle olumlu olması gereklidir.Örnek;
•“Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan, bir günahı
Seni beklediğim kadar.”
Soru Cümlesi:Herhangi bir şeyi öğrenmek için soru öğeleriyla kurulan cümleler, soru cümlesidir. Soru cümleleri genelde, soru eki mı (mi, mu, mü) ile yapılır. Ayrıca hani, hangi, kim, kaç, nasıl, ne, neden, neden gibi soru sıfatı, zarfı veya zamiri ile de soru cümleleri kurulur. Soru cümlesi olumlu ya da olumsuz olabilir.Örnek;•Doktor içeride mi? •Hangi konuyu anlamadınız? •Niçin bu kadar geç kaldınız?
Cümlede soru eki hangi kelimeden sonra gelirse onu sorar.Örnek;•Mehmet dün seni aradı mı? •Mehmet dün seni mi aradı? •Mehmet mi dün seni aradı?
Soru cümleleri “olumlu soru ” ve “olumsuz soru ” olmak suretiyle ikiye ayrılır.Örnek;•Bizimle gelir misin? (Olumlu soru) •Ödevlerini yapmadı mı? (Olumsuz soru)
****Biçim yönünden soru cümlesi gibi görünen; yalnız soru sorup cevap almak amacıyla kurulmamış cümleler de vardır. Bunlara “sözde soru cümlesi” adı verilir.Örnek;•A çocuk ben sana demedim mi! •Cenazeye mi düğüne mi gidiyoruz, bu ne böyle!
Yapısına Göre Cümleler: Cümlede yapı; cümlede bulunan yarg ı sayısı, bu yargıların bildiriliş şekli, birbiriyle ilgisi gibi özellikler ile ilgilidir. Türkçede çekimli eylemler, ek eylemle çekimlenmiş ad soylu sözcükler ve öbekler, eylemsiler “yargı ” anlamı taşır. Bir cümlenin yapısı; bunların cümledeki sayısı, beraber kullanılışları, birbirlerine göre durumlarına bakılarak be lirlenir.
Basit Cümle:Tek yüklemi bulunan, tek yargı bildiren cümleler yapı bakımından kolay cümledir. Basit cümleyi belirleyen tek yüklemin, tek yargının bulunmasıdır.Basit cümleler hem isim hem de fiil cümlesi olabilir.Türkçede cümleler genelde kolay yapılıdır
Örnegın;•İki yanlış bir doğru etmez. •Akıllı düşman, akılsız dosttan yeğdir.

•Güneş balçıkla sıvanmaz.

•O gün hava parçalı bulutluydu.


****Yap ısında isim-fiil, sıfat-fiil, zarf-fiil ya da bu tür kelimelerden yapılmış kelime grupları bulunan cümleler, bu nedenler ba ğımsız yargı bildirmedikleri için, yapı bakımından kolay cümle

sayılırlar.Örnek;Bu kadar işi tek başına yapmak zor olabilir. (İsim-fiil)

•Erken kalkan yol alır.

(Sıfat -fiil) •Evin yanısıran koşarak geçti. (Zarf-fiil)
Birleşik Cümle:Temel yarg ıyı taşıyan “temel cümlecik” ile yan yargıları taşıyan “y an
Cümlecik/ler ”den oluşan, böylelikle, çok sayıda yarg ı içeren cümlelere, birleşik cümle adı verilir. Temel cümle asıl yargıyı bildirir ve genelde cümlenin sonunda yer alır. “Yan cümlecikler”, eylemsiler ve onların aldığı ögelerden oluşur. Yan cümlecik, temel cümleciği çeşitli yönlerden açıklar, tamamlar, temel yükleme göre öge görevi üstlenir.Beş çeşit birleşik cümle vardır:
1. Şartlı Birleşik Cümle= Bu yapıdaki cümlede şart kipini taşıyan yardımcı cümle önce, temel cümle sonra gelir. Şart cümlesi temel cümleyi genelde şart, zaman, neden, benzetme gibi anlamlarla tamamlar ve temel cümlenin zarfı olur.Örnek;• Görevlerini yerine getirirsen herhangi bir problem çıkmaz. • Beni ne kadar erken ararsan sana o kadar yardımcı olabilirim.
•“Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan. ”
2. Ki ’li Birleşik Cümle= “ki ” bağlacıyla yapılan birleşik cümledir. Yani yan cümlenin, temel cümleye “ki ” bağlacıyla bağlandı ğı cümlelerdir. “Ki ” bağlacı, çekimli bir fiilden sonra gelince bağlaç olur. Bu cümlelerde “ki ”ye kadar olan kısım asıl neden; “ki ”den sonraki kısım yardımcı nedendur. Bu sıralanı ş Türkçeye aykırıdır. Ki bağlacı menfaatil ınca cümle Türkçedeki sıralanı şa uyar.Örnek:
•Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini. (Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.)
•Öyle insanlar vard ır ki, nasıl yaşadıklarını tahmin bile edemezsin. (Nasıl yaşadıklarını tahmin bile edemeyeceğin insanlar vardır.)
****Ki ’den önceki nedenun isim olması hâlinde “ki ”, yardımcı cümleyi asıl cümleye bağlamaz, asıl cümlenin yüklemini onun isim nedenuna ba ğlar. Böyle cümlelerde söylenmese de anlamda bir
değişiklik olmaz.
ÖrNEK:•Limon ki, bol vitaminli bir meyvedir, kı şın yeti şir. (Limon bol vitaminli bir meyvedir, kışın yeti şir. / Bol vitaminli bir meyve olan limon kı şın yeti şir.)
•Bal ki, en tatlıdır, kaşıkla yersen mide bulandırır. (Bal çok tatlı olduğu halde kaşıkla yendiği takdirde mide bulandırır.)
3. İç içe birleşik cümle= Tam yargı bildiren bir cümlenin, temel cümlenin içine öge olarak girdi ği cümledir. Araya giren cümle, temel cümledeki anlamı tamamlayan yardımcı cümle olarak nesne ya da di ğer nedenlerden birinin parçası olur.ÖRENEK:•Edebiyat öğretmeni: “ İçinizde ‘Han Duvarları’nı okuyan var mı?” dedi.
•Hayır, o değil, şu uzun boylu adam , dedi.
•Bu adam zengindir, diyebilmek için bin şahit gerekir.
4. Giri şik birleşik cümle =Yan cümlecikleri fiilimsilerle oluşan birleşik cümlelerdir. Yan cümlecikler temel cümlede öge olarak görev alır.ÖRNEK: •Dostu ağırlamak düşmanı ağırlamaktan çok zahmetlidir. •Balığın ağa girdiğini görünce küreklere asılın. •Koç olacak kuzu kuyruğundan bellidir.
5. “mi ”li birleşik cümle=“mi ” (mı, mu, mü) soru edatı, soru anlamını yitirdiğinde sonrasında kullanıldığı eylem de tam yargı bildiremez; ulaç (bağ eylem) gibi görev yapar ve yan cümle oluşturur.ÖRNEK: •Şu toldukçai de aştınız mı Balcılar’dasınız. (Şu toldukçai aşınca/ aşar aşmaz…)
•O şiiri gördüm mü okumadan geçemiyorum. (O şiiri görünce/ gördüğüm zaman…)
Bağlı Cümle:Birden çok cümlenin “fakat, ama, yalnız, fakat, ve, ya da..” gibi edatlarla bir özneye bağlantı kurarak oluşturduğu cümledir. Her biri bağımsız cümle olan bu cümleler arasındaki ilgi, bağlama edatlarıyla kurulmakta ve peki ştirilmektedir.ÖRNEK:•Konuşmayı erken öğrendim; ancak susmayı öğrenmem için yaşlanmam gerekti.
•Ölmek kaderde var, bize üzüntü vermiy or,
Lakin vatandan ayrılışın ıstırabı zor.
S ıralı Cümle:Tek başına bağımsız yargı bildiren iki ya da daha çok cümlenin bir anlam tümlüğü içinde sıralanmasıyla kurulan cümlelerdir. Yüklemleri çekimli fiil olan sıralı cümleler, birbirinden virgül ya da noktalı virgülle ayrıl ır.
ÖRNEK:•Bana ulaşmak için önce telefon etmiş, sonra biriyle haber yollam ı ş, olmayınca kendisi gelmek zorunda kalmıştı.


****Aradaki ilginin ortak cümle ögeleriyle sağlandığı sıralı cümleler bağımlı sıral ı cümle; ilginin yalnızca anlam yönüyle kurulduğu cümleler bağıms ız sıralı cümledir.ÖRNEK: •Ahmet, sokağın başında bizi bekliyormuş, hemen yanımıza geldi, kolumuzdan tutup evine götürdü. (Bağımlı sıralı cümle – özne ortaktır.)
•Tarlada, bağda, harmanda aradı; ama kayıp çakmağını bulamadı. (Bağımlı sıral ı cümle – özne, nesne ve dolaylı bütünleç ortaktır.)
•Babam ona sesleniyor; o hiç umursamıyordu. (Bağımsız sıralı cümle – ortak öge yoktur)
•Sesi boğuklaşıyor, elleri titriyor ve yüzü morarıyordu. (Bağımsız sıralı cümle – ortak öge yoktur) UNITE 14=ORNEK SORU COZUMLEMELERI
Cümle tahlilini tam anlamıyla yapabilmek için şu soruları ve yanıtlarını bilmek gerekir.
1. Cümlede yüklem görevinde kullanılan kelime hangisidir?
2. Di ğer ögeleri bulmak için yükleme hangi sorular sorulmalıdır?
 
Üst