VİZE Türk Dili 2 Vize Ders Notları


Editör

Administrator
Yönetici
Aöf Türk Dili 2 vize ders notları

1-2-3 ve 4 . Ünite ders notlarını kapsamaktadır.


TÜRK DİLİ -2- 1.ÜNİTE DERS NOTLARI

• KOMPOZISYONUN 2 TURU VAR

1)YAZILI KOMPOZİSYON
2)SÖZLÜ KOMPOZİSYON

• YAZILI KOMPOZİSYON YAZILI ANLATIM İÇİNDE BİR BÜTÜNLÜK GEREKTİRİRKEN SÖZLÜ KOMPOZİSYON KONUŞMA İÇİNDE BİR BUTUNLUK GEREKTİRİR.

• KOMPOZİSYON DİLİMİZE NERDEN GEÇTİ? FRANSIZCA DAN

• BİÇİM AÇISINDAN KULLANILAN KAĞIDIN KOMPOZİSYON YAZMAYA UYGUNLUGU: üstten 6 cm,alttan 2 cm, sağdan 3 cm boşluk bırakılması,yazım kurallarına uyulması,noktalama işaretlerinin yerli yerinde kullanılması gerekmektedir.

• Gerek yazılı gerek sözlü kompozisyonlarda ,bütünlük,güzellik,etki bırakma ve doğruluk vazgeçilmez kavramlar olarak karşımıza çıkar.

• Okul öncesinde ilk gelişen dil becerisi nedir? DİNLEME’DİR

• Dil becerisini geliştiren en önemli etkinlik nedir?OKUMA

• Sözcüklerin canlı bir biçimde kullanımı KONUSMA DİLİNDEDİR

• YAZI,en kısa tanımıyla duygu ve dusuncelerin çeşitli işaretlerle belirlenmesidir.

• Konuya eskiden MEVZU DENİRDİ.

• KOMPOZİSYON YAZMADA İZLENİLCEK ADIMLAR;
1.Konunun seçilmesi
2.Konunun sınırlarının çizilmesi
3.Konuyla ilgili ana düşünce ile yardımcı düşüncelerin belirlenmesi

• ATASÖZLERİ : Dogrulugu halkın yüzyıllar alan deneyimlerine dayanan,halkın sınama yanılma yoluyla bulduğu doğruları anlatan bir tür kalıplaşmış sözlerdir.

• Kompozisyonda turkcenın zengın soz varlıklarından olan atasozlerımızden yararlanmak,anlatımı GUCLENDİRİR.

• DEYIMLER: anlatıma renk ve açıklık katan söz varlığı ogeleridir.

• Kompozisyonlarda anlatıma akıcılık veetki kazandırmak için ;DEYIMLERDEN YARARLANILABİLİR.

• ANA DUSUNCE; yazarın anlatmak istediği temel düşüncedir.

• Ana dusunce tek iken,yardımcı dusunce birden coktur.yardımcı dusunceler,ana düşünceyi desteklediği oranda değerlidir.

• Konu ortak olduğu halde ana ve yardımcı dusunceler bireyseldir.

• Konu yazarın bir sorunu,bir düşünceyi,bir bilgiyi yakalayıp sorgulamasıyla ortaya cıkardıgı malzemedir,ana dusunce ise bu sorgulamanın yanıtıdır.

• PLAN:okur ıle dusuncenın bağının tez kurulmasını sağlar.

• PLAN TURLERİ:
1. olaya bağlı olan
2. Düşünceye bağlı plan
3. Duyguya dayalı plan

• Plan;FRANSIZCADAN ALINTIDIR.

• Genellikle ,öykü,roman,tıyatro eseri gibi sanatsal yazıların hazırlanmasında OLAYA DAYALI PLAN UYGULANIR.

• TUMEVARIM: ozel olay ve durumlardan genel yargılar elde etme yontemı olarak ıfade edılebılır.

• TUMDENGELİM: genel yargılardan ,ilkelerden ,özel yargılara ılkelere ulaşmaktır.tumdengelimde benzer olaylardan,benzer bilimsel gerçeklerden hareket edilerek yeni gerçeklere sonuçlara ulaşılır.

• Bakış açısının egemen olduğu ,dusuncelerın işlendiği ,kavramların ve sorunların tartışıldığı yazılarda DÜŞÜNCEYE DAYALI PLAN UYGULANIR.

• Düşüncelerin ele alınmasında; TUMEVARIM VE TUMDEN GELIM YONTEMLERI KULLANILIR.

• Makale, konferans,araştırma gibi bilgilendirici metinlerin hazırlanmasında DÜŞÜNCEYE DAYALI PLAN UYGULANIR.

• Belirli nesne,olay veya bıreylerın iç dünyamızda ızlenımlerın,heyecanların egemen olduğu, betimlemelerimizin yer aldığı yazılar DUYGUYA DAYALI PLAN İLE YAZILIR.

• Duyguya dayalı plan,bazı kaynaklarda şiirle özdeşleştirilir ve bu tür planda , şiirin konusu ,teması, şiirde işlenen duygular,söz sanatları,nazım turu gibi ogelerın yer alması beklenir.

• PLANIN BÖLÜMLERİ:
1.giriş
2.gelişme
3. Sonuç.

• Giriş ;özellikle düşünceye dayalı yazılarda kısa tutulur.

• Olaya dayalı planlarda giriş bölümüne ;SERİM DE DENİR.

• Yazıya ilgi çekme bölümü olan giriş, cogu kez bir paragraftır.bazen iki,üc paragraf da olabilir.

• Gelişme, konunun her türlü yönlerden açılıp genişlediği zenginleşip olgunlaştığı bölumdur. Yardımcı düşünceler bu bolumde ele alınır.

• Konuyla ılgılı ornek verılecekse yeri gelişme bölümüdür.

• Olaya dayalı yazılarda gelişme bölümüne DÜĞÜM DE DENİR.

• SONUÇ; hiçbir yoruma meydan vermeyecek biçimde acık ve anlaşılır yazılır. Düşünceye dayalı anlatımlarda bu bölüm, ana düşüncenin ifade edildiği yerdir.

• Sonuç, olaya dayalı anlatımlar da çözüm olarak da adlandırılır.

• Okuyucunun üzerinde en çok etki bırakan bölüm sonuçtur.

• PARAGRAF; bir duyguyu ,düşünceyi,bilgiyi,dileği onerıyı ya da olayı olaydan alınmış bir kesiti yalnız bir yönüyle,tam olarak cözumleyen,açıklayan cümleler butunudur.

• SÖZCUK; Kavram birimi; CUMLE;yargı birimi; PARAGRAF ;anlatım birimidir.

• Bir paragrafta birden fazla düşüncenin ele alınması uygun bir yol değildir. Bir düşünceyi birkaç paragrafta işlemek de bir başka yanlışlıktır

• Paragrafta genellikle konu ilk cümlede ana dusunce son cümlede,yardımcı dusunceler gelişme cumlelerınde bulunur. Bu genellemelerin dışında kalan paragraflarda konu, ana düşünce, yardımcı düşünceler paragrafın değişik cümlelerinde de kullanılabilir.

• PARAGRAFTA ANLATIM BİÇİMLERİ;
1) TANIMLAMA: bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtmek,açıklamaktır. Genellikle giriş bölümündedir.
2)ORNEKLENDİRME : konuyu daha ayrıntılı bir biçimde anlatmanın bir yoludur. Örneklendirme daha çok gelişme bölümündedir.
3) KARŞILAŞTIRMA: daha çok gelişme bolumunde yararlanılan anlatım biçimlerinden biridir.
4)TANIKLAMA: Başkalarının düşüncelerinden,sözlerinden yararlanmadır.*tanık gosterılen kişiler sıradan kişiler OLMAMALIDIR.tanık bazen söz,bazen kişi olabilir.
5)TANITLAMA :Bir iddianın gerçekliğini inkar edilmeyecek bir kesinlikle göstermek,ispatlamaktır. *Tanıtlama,sayısal ve istatistik verilerinden yararlanarak anlatılmak isteneni kanıtlamayı gerektirir.

TÜRK DİLİ 2 DERS NOTLARI ÜNİTE=2

Noktalama İşaretleri

Konuşmanın inceliklerini yazıya aktarmak ve verilen iletiyi eksiksiz ve doğru olarak okura ulaştırabilmek için yazılı anlatımda birtakım işaretlere gereksinim duyulur. Yazılı anlatımda okumayı ve anlamayı kolaylaştıran, yazarın okura aktarmak istediği düşünce ya da duygunun doğru ulaşmasına yardımcı olan, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirten bu işaretlere noktalama işaretleri denir. Günümüzde kullandığımız noktalama işaretlerinin birçoğu, yazı dilimize Batı’dan, Tanzimat döneminde geçmiştir. Bu işaretleri bizde ilk olarak Şinasi, Şair Evlenmesi adlı tiyatro eserinde kullanmıştır. Bilindiği gibi bu eser, aynı zamanda basılı ilk Türkçe tiyatro eseri olma özelliği taşımaktadır.
Günümüz Türk yazı dilinde elli kadar noktalama işareti kullanılmaktadır. Noktalama işaretlerinin kullanımı konusunda, ne yazık ki hâlâ tam bir uzlaşı yoktur. Birçok yazarın bu işaretleri rastgele kullandıkları görülmektedir. Bu ünitede, Türk Dil Kurumu’nungörüşleri ve genel kabul görmüş uygulamalar esas alınmıştır. Rakamlar arasında kullanılanlar hariç, her noktalama işaretinden sonra bir harf sığacak kadar bir boşluk bırakılmalıdır.

Nokta (.)

Başlıklarda nokta kullanılmaz. Nokta, anlatılmak istenenleri sırasıyla vermeyi sağlayan sözlerin sınırlarını gösterir.

1.Cümlenin bittiğini göstermek amacıyla cümle sonuna konur.

2.Rakamlardan sonra konursa sıra sayı sıfatlarını türetir; yani -ncI eki yerine geçer.Örn. 67. Yıl dönümü
-ncl eki yerine geçen noktadan sonra cins isim gelirse küçük harf kullanılır. Bilgisayar kullananlar bu hususta dikkatli olmalıdır. Çünkü bilgisayar programları noktadan sonra gelen her kelimeyi -çok defa kendiliğinden- büyük harfe çevirmektedir. Eğer birden çok sayı arka arkaya sıra sayı sıfatı olarak kullanılacaksa bu durumda, her sayıdan sonra nokta konabileceği gibi, sayılar arasına virgül veya kısa çizgi ve son sayıdan sonra da nokta konarak aynı anlam kazandırılabilir.

3.Kimi kısaltmalarda kullanılır. Örn. Prof., Dr., sok., cad., A. (Arapça) vs.
TDK’nin Yazım Kılavuzu’na göre tamamen büyük harflerden oluşan kısaltmalarda esas
olarak nokta kullanılmaz: TBMM, DDY, BMT, ABD, AB, MÖ, MS, İTÜ vb. Ancak T.C., T. vb.
Bu durumun istisnalarıdır. Bu konuyla ilgili olarak Yazım Kuralları ünitesindeki Kısaltmalar
bölümünü okuyabilirsiniz.
Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan zanlıların ve tutukluların isimleri haber
metinlerinde, hukuki mecburiyetle, kısaltma yapılarak verilmektedir. Bu durumda kişinin
adı yazılmakta, soyadının ilk harfi nokta ile kısaltılarak verilmektedir.

4. Tarih yazarken gün, ay ve yıl rakamla yazılıyorsa bunların arasına nokta konur.
Örneğin 1.5.1944 tarihinde doğgu
Tarih yazımında nokta yerine eğik çizgi (/) de kullanılabilmektedir. Tarihlerde ayın adları yazıyla yazılırsa araya nokta konmaz, bir harflik boşluk bırakılır.

5.Saat yazımında saat ile dakika arasına nokta konur. Örneğin şuan saat 22.10

6. Bir yazıda maddeleme yapılıyorsa maddeleri belirtmek için kullanılan rakam veya harflerden sonra konur. Örneğin: I. II. 3. 4. 7. A. B. C. a. b. c. gibi
Benzer durumlarda nokta yerine kapama ayracı da kullanılabilmektedir. 1), 2) gibi.

7.Bilimsel yazılarda kaynakça yazım›nda kullanılır. Örneğin: Tekin, Talat (2000). Orhon Türkçesi Grameri. Ankara: TDK
Bilimsel yazılarda farklı kaynakça yazımı kullanılmaktadır. Buna bağlı olarak da noktanın kullanımı değişiklik gösterebilmektedir.

8. Büyük rakamların okunuşunu kolaylaştırmak için rakamlar basamaklara ayrılarak aralarına nokta konulmaktadır. Örneğin bu arazi 10.441.900 km2 dir
Kıymetli evrak adı verilen ve üzerinde oynanarak sahtecilik yapılması olasılığı olan değerli kâğıtların (çek, senet, kira ya da satış sözleşmesi vb.) üzerindeki sayılar yazı ile ve bitiştirilerek yazılmaktadır.

9.Matematikte çarpma işlemi işareti olarak kullanılır. Örneğin 2 . 3 = 6
Genellikle matematikte çarpma işareti olarak kullanılan nokta, yazıda kullanılandan farklı olarak satır çizgisinden yukarıda ve ortada yazılmaktadır.

Virgül (,)

Virgül, anlama doğrudan etki eden ve cümlede karışmayı önleyen ayırıcı işarettir. Okuyana, ses tonunu ayarlaması ve yazılanları doğru okuyabilmesi için yol gösterir

1. Öznenin yüklemden uzak düştüğü cümlelerde, özneden sonra virgül konur.Örneğin: Baykuş, Yunan mitolojisinde tanrıça Athena’nın sevdiği hayvan olarak bilinir vetanrıçanın gözlerinin Baykuş gözü renginde olduğu anlatılırdı

2.Cümlede kelime öbeklerini belirginlefltirmek için kullanılır. Örneğin: Bu çok kolaycı bir kuruntu. Çocuğun ruh yapısını, toplum yapısını, bunların birbirleriyle içiçe ilişkisini, doğumdan önce, doğumdan sonra, okuldan önce, okulun yanı sıra; evde, şehirde çocuk denilen fenomenin hangi öğelerden oluştuğunu ve eğitim biliminin yeni verilerini bilmeyişten ya da iyi bilmeyişten gelen bir yanılgı…

3. Cümlede benzer veya eş değer öğeler, art arda sıralanıyorsa bunların arasına konur. Örn. Yemekten sonra sofrayı evin hanımıyla hizmetçiler yardımlaşa kaldırırlar, sonra sıra kuru üzüm, incir, ceviz içi, incir pestiline gelirdi.

4. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur. Örn. Oğlu Ruşen her gün babasının elinden tutar, yede yede eve götürür, evden getirir, onun yıkılmış, ezilmiş, kırılmış gönülcüğünü elinden geldiğince hoş ederdi.
Şart ekinden sonra virgül kullanılmaz. Ancak birden fazla şart eki art arda geldiğinde şartlı cümleler virgülle ayrılır.

5. Bu, şu, o zamirleri özne olarak kullandığında bunlar› işaret sıfatlarıyla karıştırmamak ve anlam karışıklığına yol açmamak için konur. Örn. Bu, çeflitli çağlardan kalma, çeşitli sonuçlar için yapılmış içinden çıkılmaz karmaşıklıklar bırakılıp yürünürse özel banyolara yaklaşılır.

6. Çünkü, ama, fakat, ancak gibi bağlaçlar cümleleri birbirine bağlıyorsa bu bağlaçlardan önce virgül konabilir. Örn. 1970’lerin başında henüz yeni bir kuruluş olan Türk Edebiyatı Cemiyeti’ne sık sık uğrardım, çünkü bu cemiyet tarafından yayımlanan Türk Edebiyatı dergisinde şiirlerim çıkardı
Bu bağlaçlardan önce virgül yerine noktalı virgül de kullanılmaktadır. Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından; hem... hem, ne... ne gibi tekrarlı bağlaçlardan; pekiştirme ve bağlama görevindeki de da bağlacından önce ya da sonra da virgül kullanılmaz. Ancak özellikle ve bağlacından sonra bir ara söz getirilecekse virgül kullanılabilmektedir.

7. Alıntı cümleler tırnak içi yerine virgüllerle de verilebilir. Örn. Fakat sonraları düflünüp taşındım. Fadime’yi kendime eş bulmadım. Kendi kendime, sana arkadaş lazım, karının ne lüzumu vardı ki, dedim.

8. Konuşma çizgisiyle verilen alıntıların bitiminde kullanılır. Örn. –– Git oğlum, diye ilave etti, memleketine git! Karnının doyduğu yerdir vatan, derler ama kulak asma...

9. Kelimeler pekiştirme amacıyla tekrarlanıyorsa birbirinden virgülle ayrılır. Örn.Annemin, “Tamam, tamam. Parçalama kendini, haber etmem.” diyen sesi... Ve sonrasıkaranlık... Derin bir kuyudaydım.

10. Hitap (seslenme) kelimelerinden sonra kullanılır. Örn. Kübrâ, kızım, Muazzez senin kardeşindir.

11. Onaylama veya ret bildiren kelimelerden sonra kullanılır. Örn. Evet, Türkçe hâlâ çoğumuzun şuur altında farklı medeniyet projelerinin bayrağı olmaya devam eder.

12. Bilimsel çalışmalarda kaynakça yazımında kullanılır. Örn. Ayvazoğlu, Beşir (1999). Kuğunun Son fiarkısı, Ötüken Yayınları.

13. Rakamların yazımında kesirleri göstermek için kullanılır. Örn. 13,8 (on üç tam onda sekiz)

Noktalı Virgül (;)
Noktalı virgül bir nokta ve bir virgülden oluşur. Yazılı metnin seslendirilmesinde virgüle göre biraz daha uzun soluklanılacak yeri gösterir.

1. Sıralı cümleyi oluşturan cümleler, virgülle ayrılıyor ve kendi aralarında gruplanabiliyorsa bu gruplar birbirinden noktalı virgülle ayrılır. Örn. Niyazi’yle iş bölümü yapmıştık. Sabahtan öğleye kadar bulaşıkları o yıkar, garsonluğu ben yapardım; öğleden sonra bulaşıkları bende, garsonluk onda.

2. Bir cümlede virgüllerle ayrılan kelimeler veya kelime öbekleri kendi içinde gruplanabiliyorsa bunlar da birbirinden noktalı virgülle ayrılır. Örn. Sosyal hayattaki çeşitli olaylar; doğal değişmeler, insanoğlunun durumu, meslek,umut, halk hayatı gibi konular; insanlık davranış, karakter, eğitim ve öğretim gibi çeşitli konular bütünüyle atasözlerinin kapsamı içindedir.

3. Bağlaçlı cümleleri birbirine bağlamak için hatta, yoksa, oysa, hâlbuki, ne var ki, bundan dolayı, bu nedenle, öyleyse, çünkü, sonra, ancak, lakin, fakat, meğer, meğerse, yalnız, yani gibi bağlaçlar kullanılıyorsa çok defa bu bağlaçlardan önce kullanılır. Örn. İkinci kattan sonra merdiven iyice karanlık oldu. Ta yukarıda yanan bir yirmi beş mumluk lambanın ışığı ancak arkadaşımı seçmeme yardım ediyor; fakat apartmanların üstündeki kartvizitleri kibrit çaka çaka okuyoruz.

4. Sıralı bağlaçlı girişik gibi birden çok cümlenin birlikte kullanıldığı yapıların öznesi ortak ise bu durumda noktalı virgül özneden sonra konur. Örn. Apaçık ortadadır ki papazlar; tapınağı, içindeki hazineleri elde etmek için yakmışlar ve masum bir deliyi, tapınağı yakıp içindekileri çalmakla suçlamışlardı

5. Aynı eki alan kelimeler virgülle art arda sıralandığında oluşabilecek anlam karışıklığını önlemek için kullanılır. Örn. Ayşe’nin; Murat’ın, Selma’nın, Ali’nin okumadığı kitapları okuması şaşırtıcıydı.
Günümüzde noktalı virgülün ne işe yaradığının tam olarak anlaşılamamış olması işaretin, yerini virgüle bırakmaya başlaması sorununa yol açmaktadır.

İki Nokta :))
Göktürk ve Yenisey yazıtlarında kullanılan tek noktalama işareti, iki noktadır. işaret, kendinden sonra bir açıklama ya da birkaç örnek geldiğini bildirir. Bunun dışında söyleyişi etkili kılmak için de kullanılır.

1. Cümleyle ilgili verilecek örneklerden önce kullanılır. Örn.
Sadece küçük diller yok olmaz! Her canlının ölümü tatması nasıl muhakkaksa, her dil de ölüm tehdidi alt›ndadır. Bilgilerinizi yoklayınız: Sümerler, Fenikeliler, Firikler, Hititler, Soğdlar.

3. Karşılıklı konuşma bölümlerinde konuşucuyu bildiren kelimenin sonunda kullanılır. Örn. Çakırcalı: “Gelme Hüsnü Efendi. Yazık olur sana. Aramızda tuz ekmek var. Gelme!”

4. Ses bilgisiyle ilgili çalışmalarda ünlünün uzun olduğunu göstermek için ünlüden sonra konur. Örn. ha:la:,ca:mi, şa:ir vd.

5. Matematikte bölme işlemi iflareti olarak kullanılır. Örn. 18 : 2 = 9

Üç Nokta (...)
Sözün istenmeyen şekilde bittiğini, kesik cümlelerde okuyana bırakılan parçayı göstermede, ayıp karşılanan kelimelerin yerine,metinlerin okunamayan yerlerini göstermede kullanılan yardımcı işarettir.

1. Yazarın söyleyeceklerinin tam olarak bitmediği ya da devamını okuyucuların hayal gücüne bıraktığı izlenimini uyandıran cümlelerin sonuna konur. Örn.Söyleyecek çok şey var acılar, mutluluklar, hüzünler…

2. Konuyla ilgili örneklerin devam ettiğini bildirmek için üç noktadan yararlanılır örn. Sık sık hastalanır, humma başlar başlamaz İstanbul sularını sayıklardı:Çırçır, Karakulak, Şifa suyu, Hünkâr suyu, Tafldelen, Sırmakeş...

3. Alıntı yapıldığında atlanan yeri belirtmek için kullanılır. Örn. Eliot, kitabının bir başka yerinde şöyle diyordu: “... Önce size, şiirde musikinin, anlamla ilişkisi olmayan bir musiki olmadığını hatırlatmak isterim.”
Alıntılarda yapılan atlamalar üç nokta yerine (...) biçiminde de gösterilebilir.

4. Konuşma bölümlerinde, duraksama veya kekelemeyi göstermek için kullanılır. Örn. Annem inledi: Fakat... Ben... Ben bilmiyorum ki, ne duydunuz?
Ali:kaç yaşındasın Ayşe?
Ayşe:…
Ali: neden susuyorsun?

6. Devam eden bir dizinin tamamını, uzun uzun yazmamak için üç noktadan yararlanılır. Örn. Hayatımız neredeyse onar yıllık bölümlere ayrılabilecek sıçramalarla değişiyor. 60’ların, 70’lerin ... 90’ların Türkiyesi farklı farklı.

7. Açıkça ne olduğunu yazmak istemediğimiz kişi, yer, kurum vb. adı yerine üç nokta konur. Aynı şey genel ahlaka aykırı, argo, küfür sözlerini yazarken de söz konusudur. Örn. Fakat benim istediğim bu değildi M... kazasında kaymakam olan bir arkadaşa becayiş teklif ettim.

8. Ünlem ve soru işaretinden sonra anlatımı pekiştirmek için konur. Örn. Oyun uzun uzun alkışlandı. Fransız seyirci pek öyle kolay kolay ayağa kalkıp alkışlamazmış oyunları!.. Bir şaşkınlık da bu nedenle yaşandı.
Ünlem ve soru işaretinden sonra anlatımı pekiştirmek için çok defa iki nokta konmaktadır.

Soru İşareti (?)

1. Türkçede soru cümleleri, ya mı soru eki yahut da kim, ne, neden, niçin, hani, nere, nasıl, nice, niçin gibi soru bildiren kelimelerle kurulur. Bunların bulunduğu cümlelerin sonuna soru işareti konur.
Soru bildiren ne, nasıl, nice kelimeleri belgisiz sıfat olarak kullanıldığında soru işareti kullanılmaz. Soru eki mi, ünlü uyumlarına girer: mı, mi, mu, mü olabilir, ancak bu ek, diğer eklerden farklı olarak bir kelime gibi ayrı yazılır. Sıralı, birleşik, girişik, bağlaçlı gibi esasında birden çok cümlenin bir arada bulunduğu cümle tiplerinde, soru işareti en sona konur. mi eki her zaman soru bildirmez. Bazen cümlede zarf-fiil işlevinde yapılar oluşturarak cümlenin zarfını oluştururlar. Böyle durumlarda soru işareti kullanılmaz. Soru eki mı, “güzel mi güzel”, “çirkin mi çirkin”, “ters mi ters” örneklerinde olduğu gibi ikilemelerde pekiştirme amacıyla da kullanılır. Bu durumda soru işareti konmaz.

2. Konuşma dilinde, hiçbir soru eki veya kelimesi kullanılmadan vurguyla cümleye soru ifadesi katılabilir. Bu durum, konuşma metinleri yoluyla yazıya da aktarılabilmektedir. Örn. (...)şişman adam gazetesini bir tarafa bıraktıktan sonra, Kayseri’ye giden adama baktı, gülümsedi: Demek ki Kayseri’ye? dedi.

3. Bir yazıda yer, tarih vb. verilen bilgilerle ilgili olarak tereddütler varsa bu durum, ayraç içinde soru işareti kullanılarak belirtilir. Örn. Önce Aslı sonra da Tahir Nil kenarındaki Karaman (?) şehrinde Zühre Han ile karşılaşmışlar ve birbirlerine türküler söylemişlerdir.
Karikatürlerde soru işaretinin ünlemle (?!) kullanımı yaygın bir biçimde, şaşkınlık ve bağırarak sorma anlamında kullanılmaktadır.

4. Soruyu pekiştirmek için soru işaretinden sonra iki nokta konabilir. Örn. Hiç düşündünüz mü; deniz kızı var da, neden deniz erkeği yok?..

Ayraç/Parantez ( )

Parantez olarak da bilinen bu işaret için, köşeli ayraçla karıştırılmasın diye yay ayraç terimi de kullanılmaktadır. Cümlenin anlamına hizmet eden ayırıcı işaretlerdendir.

1. Cümleyle doğrudan ilgisi olmayan açıklamalar ayraç içinde verilebilir. Örn. Ak sakallı bir pir peyda olarak onlara doğru yolu gösterir. Gece olduğu zaman da Demirkazık yıldızının tersine (güneye) gitmelerini söyler.
Özel veya cins isme getirilen ekler, ayraçtan önce yazılır. Ancak bu konuda zaman içinde
görüş farklılıkları meydana geldiğinden, uygulamada farklılıklar görülebilmektedir.

2. Bilinmediği düşünülen veya başka dillerdeki karşılığı verilmek istenen bir kelimenin yabancı dildeki veya Türkçedeki karşılığı ayraç içinde verilebilir. Örn. Türk halk edebiyatında âşıkların yaratıp geliştirdiği türlerin önemlilerinden biri de halk hikâyeleridir. Bu türde tahkiye (narration) esastır.

3. Örnekler ayraç içinde gösterilebilir. Örn. Zaten iki tür eşkıya vardır romanda: soylu ve soysuz. Soysuz olanlar (Deli Durdu, Kalaycı Kara İbrahim) köylüleri yıldırmak için Ali Ağa ve Safa Bey tarafından beslenen kanlı katillerdir.

4. Bilimsel yazılarda, önemli kişilerin doğum ve ölüm tarihleri; aynı şekilde devletler, kurumlar veya kuruluşların kurulma ve yıkılma tarihleri; eserlerin üretilmesinin başlama ve bitiş tarihleri ayraç içinde gösterilir. Örn. Mevlânâ’nın oğlu Sultan Veled (1226-1312) Anadolu’da Türkçe’nin ilk ses bayraklarından biridir.

5. Olayların yaşandığı, eserlerin yazıldığı, basıldığı tarih veya yer ayraç içinde verilir. Örn. Profesör Halil İnalcık’ın son eseri “Partimonyal Devlet Üzerine Sosyolojik Bir inceleme” (Doğu-Batı Yayınlar›, 90 sayfa) tarihçinin edebiyat alanında yetkin ve bilgili olmasının gereğini ortaya koyuyor.

6. Soyadı Kanunu çıkmadan önce tanınmış olup da kanunla birlikte soyadı alan kişilerin soyadları ayraç içinde yazılabilir. Örn. Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey

7. Alıntılarda atlamalar yapılıyorsa bu kısım ayraç içinde üç nokta ile gösterilebilir. Örn. Kemal Tahir Kurt Kanunu’ndan söz ederken “Romanın konusu 1926 ‹zmir Suikastı gibi son derece buhranlı bir devrede geçiyor. (...) Alıntılarda atlamalar yalnızca üç nokta ile de gösterilebilir.

8. Konuşma dilinde kimi zaman olumlu görüş belirtir; ancak aslında görüşün olumsuz olduğu jest ve mimiklerle ifade edilebilir. Yazı dilinde bunu belirtmek için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır. Örn. Hani çok akıllıyım (!) ve çok bilimselim (!)
Noktalama işaretleri, her türlü jest ve mimiğimizi karşılamaz. Bu sebeple, yazı dilinde cümleler, çok defa konuşma dilindekinden daha uzun ve açıklayıcı olur

9. Bilimsel yazılarda verilen bilgilerle ilgili olarak tereddütler varsa ayraç içinde soru işareti kullanılarak bu durum belirtilir. Örn. Önce Aslı sonra da Tahir Nil kenarındaki Karaman (?) şehrinde Zühre Han ile karşılaşmışlar ve birbirlerine türküler söylemişlerdir. Ünlü Türk bilgin ve düşünürü Farabi şiirde iki temel öge görmekte bunların
“1) Sözcükler, 2) Onların bir araya getirilişindeki esaslar” olduğunu ileri sürmekteydi.

11. Tiyatro eserlerinde oyuncunun konuştuğu sıradaki davranışları veya o sırada sahnede gelişen diğer olaylar ayraç içinde verilir. Örn. FASULYECİYAN - Allah cezanı versin. Ne işi var elinin orada. Bilorsun hep burda mizansen icabı geri geri gelorum. Ne sokarsın elini oraya. Ödüm koptu. (Damağını bastırır)

12. Maddeleri belirtmek için kullanılan rakam veya harflerden sonra konur. Örn. 1) Batı grubu 2) Kuzeydoğu grubu 3) Doğu grubu
Bazı çalışmalarda ayraç yerine nokta da kullanılabilmektedir.

13. Bilimsel yazılarda kaynakça yazımında kullanılır. Örn. Tekin, Talat. (2000). Orhon Türkçesi Grameri. Ankara: TDK

Köfleli Ayraç [ ]


1. Ayraç içinde ayraç açılacağı zaman, yay ayraçtan önce köfleli ayraç kullanılır. Örn. [Tarık Buğra, Oğlumuz (ilk Gençlik Çağına Öyküler), s.51 ]

2. Eski dillere ait metinleri inceleyen bilimsel çalışmalarda, metinde okunamayan yerler hakkında yazarın bir tahmini varsa bunlar köşeli ayraç içinde gösterilir. Örn. ä_ ilki tadıkı_ çorı_ boz [atıg binip tägdi] “ilk olarak Tadık Çor’un boz (atına binip hücum etti)”

Tırnak İşareti (“ ”) (« »)

1. Aynen aktarmalar, kelime, kelime öbeği ya da cümle olsun t›rnak içinde Verilir. Örn. şöyle bir bakarsan “Bir sıkımlık canı var.” dermişsin.
Tırnak işareti kullanıldığında, tırnak içindeki kısım özel isim olmayan bir kelime veya kelime öbeği ise küçük harfle; cümle ise tıpkı tırnak dışındaki bir cümlede olduğu gibi büyük harfle başlar ve cümle hangi noktalama işaretiyle bitecekse onunla bitecek şekilde yazılır.

2. Cümlede özellikle vurgulanan unsurlar tırnak içinde verilebilir. Örn. Nitekim, aklın ilk kez Batı’da pırıl pırıl göründüğü Eski Yunan çağında, “akıl” anlamına gelen “logos” sözcüğü olanca kuşatımıyla, aynı zamanda “dil” anlamına gelir.

3. Vurgulanmak istenen özel adlar, bölüm başlıkları veya kitap, makale, köşe yazısı başlıkları vb. tırnak içinde verilebilir. Örn. Cumhuriyet döneminin ünlü şairlerinden Ahmet Muhip Dranas’ın “Serenad”ında özgün imgelerle karşılaşırız.
Yukarıdaki örnekte olduğu gibi tırnak içine alınan özel adlardan sonra ek geliyorsa bunlar kesme işareti ile ayrılmaz.

4. Bilimsel yazıların kaynakçalarında makale adları tırnak içinde verilir. Örn. Marcel Erdal, “Irk Bitig Üzerine Yeni Notlar”

Tek Tırnak (‘ ’)

Tek tırnak işareti, çift tırnak işareti ile aynı köktendir; ancak tek tırnak işareti içine alınan kelime, söz ya da cümle ile etrafındakilerden ayrıldığı vurgulanır.

1. Açılan tırnak içinde ikinci bir tırnak açma ihtiyacı duyulursa tek tırnak işareti kullanılır. Örn. Paşa amca (...) bağırır, “Güneş doğarken yatmak yakışık alır mı? Allah, rızkı sabah erkenden dağıtır, hiçbir şey yapmasanız da elinizi açıp ‘Allah’ deyip rızkınızı alın yine yatın...” derdi.

Eğik Çizgi (/)


1. Düz yazıda yapılan şiir alıntılarında mısraları birbirinden ayırmak için kullanılır.Örn. Ellerin aklıma geldikçe/Kırık bir dal gibi senden/Gölgesi kadehlerime düşen

2. Özellikle bilimsel yazılarda veya, hem o hem bu bağlaçlarının yerine kullanılır. Örn. Günlük dilde, (...) yepyeni
ve özgün benzetmelere gidilerek okuyan/dinleyende yepyeni tasarımların, duyguların, imgelerin doğması sağlanmaktadır.
Tarih belirtirken gün, ay ve yılın rakamla yazıldığı durumlarda bunların arasında nokta yerine eğik çizgi de konabilir. Örn. 12/03/2012 veya 09/XI/ 2011 Tarih yazımında ay, yazıyla belirtiliyorsa eğik çizgi kullanılmaz.

3. Dil bilgisi çalışmalarında eklerin farklı biçimlerini gösterirken kullanılır. Örn. Soru eki, çekimli şillerde kipleri şahıslara soru yoluyla bağlayan ektir. Adlarda olduğu gibi yine mı? / mu? ekiyle karşılanır.

4. Matematikte bölme işareti olarak da kullanılır. Örn. 12 / 3 = 4

Kesme İşareti (’)


1. Özel isme gelen iyelik, hal ve bildirme eklerinden önce araya kesme işareti konur. Örn. Osmanlı’da, Türkiye’de, Ali’de…
Yer bildiren cins adlar, özel isimler k›saltma olarak kullanıldığında bunlar da özel isim muamelesi görürler ve bunlara da ekler, kesme işaretinden sonra getirilir. Özel isimlere +lar çokluk eki ile +lı, +lık, +sız, +la-, +laş- (Adanalı, Müslümanlık, Türkleşmek vb.) gibi yapım ekleri getirildiğinde kesme işareti kullanılmaz.

2. Kesme işareti kullanılması gerekmeyen kimi cins isimler vurgulanmak istendiğinde ve bunların ardına ek getirildiğinde kesme işareti konabilmektedir.Örn. Biz güzel’i düşünürken çirkin’i, küçük’lebüyük’ü, az’laçok’u,
dar’lageniş’i kolaylıkla ilişkiye sokarız;
Kimi yazarlar cins isimleri vurgulamak için çift tırnak işareti de kullanmaktadırlar.

3. Türkçeye Arapçadan giren ve kelimenin aslında, bu dile özgü ayın sesi olan kelimelerde, bu ses için kesme işareti kullanılmaktadır. Örn. Bir dakikada kat’i bir karar vermişti

4. Türkçede n’olmak (< ne olmak), n’etmek (< ne etmek), n’eylemek (< ne eylemek) gibi birleşik yapıların yazımında kullanılır. Bu durum, daha çok, ölçü gereşi, şiir dilinde görülür. Örn. Kötü dünya ne çâre çift kapılı; / ince, ak pak haminneler, n’olur / Bize yalnız biraz vefâ bırakın!

5. Harflere veya rakamla yazılmış sayılara ek getirildiğinde konur. Örn. 60’ların, 70’lerin ... 90’ların Türkiyesi farklı farklı.

6. Kısaltmalara durum eki getirildi¤inde bunlar, kesme iflaretiyle ayrılır. Örneğin: ABD’nin başbakanı

Kısa Çizgi (-)


1. Satır sonuna sığmayan kelimeleri bölerken konur.

2. Cümledeki kelime öbekleri veya ara cümleleri belirginleştirmek için başlarına ve sonlarına konur. Örn. Böylece Kadıköyü’nden sonra karşı yakayı da karlar altında - galiba ilk kez - görüyordum.

3. Türkçeye yerleşen ve yer, kurum, eser veya önemli bir olay adı vb. biçimde kullanılan Farsça ve Arapça asıllı tamlamalarda kullanılır. Örn. İran’da Mevlâna’ya Mevlevî-i Rûm, Hindistan’da Pîr-i Rûmi derler.

4. İki rakamın arasına konduğunda yaklaşıklık, aşağı yukarılık anlamı katar. Örn. Bolu Konya arası 7-8 saatlik yolculuk sürer

5. Tarih bildiren iki rakamın arasına konunca arasında, ve, ile, ilâ, ...den ...e anlamı katar. Örn. Bulgarların bir kısmı MS. V.-IX. yüzyıllarda Tuna civarında, Macaristan’ın güneyinden Trakya’ya kadar olan bölgede yaşadılar;

6. Birbiriyle ilişkili kavramlar birlikte yazıldığında araya kısa çizgi konabilir. Örn.Çünkü ağabeyim onun sadece oğlu değil, aynı zamanda felsefe-mantık-sosyoloji konularında yetiştirdiği bir öğrencisiydi

7. Karşıtlık ilişkisi belirtmek amacıyla ilgili kelimelerin arasına konur. Örn. eski-yeni, köklü-çelimsiz, bilinçli-bilinçsiz, önemli-önemsiz

8. Bilimsel yazılarda, önemli kişilerin doğum ve ölüm, olayların başlangıç ve bitiş, aynı şekilde devletler, kurumlar veya kuruluşların kurulma ve yıkılma, eserlerin üretilmesinin başlama ve bitiş tarihleri ayraç içinde aralarına kısa çizgi konarak gösterilir. Örn. Büyük, çaplı entellektüel düzeyi ile ulusal edebiyatın bütün meselelerini kavrayan yetkinlikte yazarlardan biri Ahmet Hamdi Tanpınar’dır (1901-1962)

9. Dil bilgisi çalışmalarında kelimelerin köklerini, gövdelerini ve eklerini belirtmek için kullanılır. Örn. yağ-mur-luk, iş-le-t-me

10. Dil bilgisiyle ilgili çalışmalarda eklerden önce konur. Örn. İsim soylu kelimelerin yüklem olarak kullanılmalarını sağlayan, -dı, -mış, -sa ekleriyle, fiillerin hikâye, rivayet ve şart birleşik çekimlerini meydana getiren fiile ek fiil denir.

11. Fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır. Örn. -ma-/-me- (olumsuzluk eki) “i-”yardımcı fiili hariç bütün kök veya gödelerine gelerek olumsuz fiiller yapar: git-me-, yap-ma-, bil-me-, bildir-me-, anlat-ma-, yaz-ma-, duy-ma-, al-ma- gibi.

12. Kelimeleri hecelerine ayırırken kullanılır. Örn. ge-li-yo-rum, sa-tı-cı-lar-da-ki gibi

13. Matematikte çıkarma işleminde eksi işareti olarak kullanılır. Örn. 189-11= 178gibi

14. Sıfırın altındaki dereceleri göstermek için rakamın başına konur. Örn. -5°C, -15gibi
Konuşmalardaki kekelemeyi ya da üzerine basılarak söylenen heceleri yazıda göstermek için de kısa çizgi kullanılabilir. Örn. İs-te-mi-yo-rum.

Uzun Çizgi (–)

1. Roman, hikâye, masal, tiyatro gibi türlerde kişilerin konuşmaları verilirken kullanılır. Örn. Bu kucaklaşmadan sonra kardeşini kendinden biraz uzaklaştıran annem, sesine nazlı bir küskünlük katarak konuşurdu: – Eee, enişten gitmese buralara yolun düşmeyecek belli ki
Tiyatro eserlerinin yazımında oyuncuların konuşmaları verilirken, oyuncunun önce adı sonra uzun çizgi sonra da konuşmalar yazılır. Konuşmalar tırnak içinde verilmişse uzun çizgi kullanılmaz.

Ünlem İşareti (!)

1. Acıma, üzüntü, sevinç, kızma, korku, şaşırma, coşma gibi her türlü duyguyu ifade eden kelime, kelime öbeği veya cümlelerden sonra konur. Örn. Bunlar beni delirtecekler yahu!...

2. Hitap, çağrı, seslenme, uyarı vb. bildiren kelime, kelime öbekleri veya cümlelerden sonra konur. Örn. Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!
Ünlem işareti, hitap sözleri bulunan cümlelerde, bu sözlerden hemen sonra konabileceği gibi, cümlenin sonuna da konabilir.

3. Onay veya ret bildiren kelimelerden sonra konabilir. Örn. Doğru! Bence de halkın dili yazarlarımızın dilinden daha zengindir, hele edebiyat türüne giren eserler için.
Anlatımı pekiştirmek için ünlem işaretinden sonra iki nokta konabilir.

Türk Dili -2- 3.Ünite Ders Notları

YAZIM KURALLARI

1) “ki” bağlacının ve “-ki” ekinin yazımı:

Türkçede üç çeşit “ki” vardır:Bağlaç olan“ki”,sıfat yapan “–ki” ve zamir olan(ilgi zamiri) “–ki” dir.Bağlaç olan “ki” daima ayrı yazılır.Sıfat yapan “–ki” ve zamir olan “-ki” eklendiği sözcüğe bitişik yazılır.

Dilimizdeki bu üç farklı “-ki”yi birbiriyle karıştırmamak için şu pratik yöntemleri ...uygulayın.

*Cümle içerisinde –ki’den sonra –ler çokluk ekini getirebiliyorsanız o –ki zamir olan –ki’dir.

Ayrıca zamir olan –ki’nin bir ismin yerini tuttuğunu ve genellikle zamirlerin üzerine geldiğini de unutmayın.

-Arabam bozuldu , seninki(ler)ni kullanabilir miyim?

-Onunki(ler) seninki(ler)den daha iyi olmuş.

Görüldüğü gibi cümle içerisinde –ki zamirinden sonra –ler ekini getirdiğimizde cümlenin yapısında herhangi bir bozukluk meydana gelmiyor.Öyleyse bu –ki’ler ilgi zamiridir.



*Sıfat yapan –ki de sıfat tamlaması kurar. Sıfat yapan –ki her zaman bitişik yazılır.Pratik olarak önündeki isme “hangi” sorusunu yönelterek bulur ve diğer –ki’lerden ayırt ederiz.

---Sokaktaki çocuklara sahip çıkmamız gerekiyor.(Hangi çocuklar?)

---Sınıftaki öğrenciler dışarı çıksın.(Hangi öğrenciler?)

Görüldüğü gibi sıfat yapan –ki’yi alan sözcüğün hemen önündeki isme hangi sorusunu yöneltebiliyoruz.Öyleyse bu –ki sıfat yapan –ki’dir ve eklendiği sıfata daima bitişik yazılır.



*Bağlaç olan “ki” ise daima ayrı yazılır.Diğer “ki” ekleriyle karıştırmamak için cümleden çıkartırız, cümlenin yapısında ciddi bir bozukluk olmuyorsa o “ki” bağlaç olan “ki”dir.Ayrıca bağlaç olan ki’nin daha vurgulu söylendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir.

*Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini.(Duydum unutmuşsun gözlerimin rengini)

*Sen ki dünyalara değersin.(Sen dünyalara değersin.)

*Şimdi anlıyorum ki o yaptıklarım bir hataydı.(Şimdi anlıyorum o yaptıklarım bir hataydı)

Görüldüğü gibi bağlaç olan –ki cümleden çıkartıldığında cümlenin anlamında bir daralma olsa da yapısında ciddi bir bozukluk olmuyor, öyleyse bu –ki’ler bağlaçtır ve daima ayrı yazılır.

NOT:

Mademki,halbuki,oysaki,çünkü,sanki… sözcüklerindeki ‘ki’ ler bağlaç olmasına rağmen kalıplaştığı için bitişik yazılır.



2) “de” bağlacının ve “de” bulunma durum ekinin yazımı:

“de” “da” bağlacı da tıpkı “ki” bağlacı gibi ayrı bir sözcük olduğu için daima ayrı yazılır.Bulunma durum eki olan “-de,-da, -de,-ta” ise eklendiği sözcüğe bitişik yazılır. “de,da” bağlacıyla “-de,-da,-te,-ta” ekleri birbiriyle karıştırılmamalıdır.Pratik olarak birbirinden şu şekilde ayırt ederiz:Cümle içerisinde cümleden “de”yi çıkartırız,eğer cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyorsa o “de” bağlaçtır.Cümlenin yapısı bozuluyorsa o “de” bulunma durum ekidir.

*Kitap da alacağım.(Kitap alacağım)

*Sen de onun gibisin.(Sen onun gibisin)

Görüldüğü gibi bağlaç olan “de ,da” cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısında bir bozukluk olmuyor.Şimdi de aşağıdaki örnekleri inceleyelim:

*Sende bir şeylerim kaldı.(Sen bir şeylerim kaldı)

*Onu otobüste gördüm.(Onu otobüs gördüm)

Görüldüğü gibi bulunma durum eki cümleden çıkartıldığında cümlenin yapısı bozuluyor.

Önemli uyarı: Bağlaç olan “de,da”nın kesinlikle “te,ta” biçimi yoktur.

*Sana kazak ta alacağım.(yanlış)

*Sana kazak da alacağım.(doğru)

Ayrıca bağlaç olan “de,da” bir özel isimden sonra gelirse kesme işaretiyle ayrılmaz.

*Bize Ahmet’de gelecek.(yanlış)

*Bize Ahmet de gelecek.(doğru)

3. “mi” soru edatının yazımı:

“mı,mi,mu,mü” soru edatı eklendiği sözcükten her zaman ayrı yazılır,kendinden sonra gelen ekler soru edatına bitişik yazılır:

*Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun?

*Bize gelecek misiniz?

*Sen miydin dün rüyalarıma giren?

Soru edatı olan “mı mi mu mü” ile fiilden fiil yapan olumsuzluk eki olan –ma,-me’nin darlaşmış biçimi birbiriyle karıştırılmamalıdır:

*Niçin beni dinle miyorsun?

Yukarıdaki cümlede ‘mi’ ayrı yazılmamalıdır;çünkü buradaki mi soru eki değil, –ma,-me olumsuzluk ekinin darlaşmış biçimidir.Cümleden mi’yi çıkartıp cümleyi tekrar okuduğumuzda cümledeki soru anlamının kaybolmadığını sadece olumsuzluğun kaybolduğunu görürüz.Cümleye soru anlamını katan mi değil, ‘niçin’ sözcüğüdür.

Soru edatı olan “mı,mi,mu,mü” cümleye soru anlamından başka anlamlar da katabilir.

*Sana güzel mi güzel bir elbise aldım.(pekiştirme göreviyle kullanılmış)

*Bu testi de çözdün mü konuyu daha iyi anlarsın.(Çözdüğün zaman)

*Tüm bunları ben mi yapmışım?(reddetme,kabullenmeme)

4)Sayıların yazımı:

Sayılar daima ayrı yazılır;ancak çek ve senetlerde sahtekarlığın önlenmesi amacıyla bitişik yazılır.

*Yaş otuz beş yolun yarısı eder.

*Bu yıl dershanemize tam bin beş yüz altmış kişi kayıt yaptırdı.



5)Kısaltmaların Yazımı:

Birkaç kelimeden oluşan kurum ve kuruluş adlarının kısaltmaları yapılırken araya nokta konmaz.

*TBMM *PTT *THY *TEK *KKTC *MTA *DSİ

Cümle içerisine kısaltmalara bir ek getirileceği zaman kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır.

*Kardeşim THY’da çalışıyor.(yanlış)

*Kardeşim THY’de çalışıyor.(doğru)

*Aç bakalım TV’da ne var? (yanlış)

*Aç bakalım TV’de ne var? (doğru)

Tek bir sözcüğün kısaltması yapılıyorsa kısaltmanın sonuna nokta konur:

*Dr. *Prof. * c. * s. * bk.



6)Gün ve Ay Adlarının Yazımı:

Cümle içinde geçen gün ve ay isimleri küçük harfle başlar;ancak gün ve ay isimleri bir tarihe bağlanmışsa yani yanında bir rakam varsa büyük harfle başlatılır.

*Okullar haziranda kapanıyor.(doğru)

*Okullar 14 Haziran’da kapanıyor.(doğru)

*Ben 21 Mart 1978 Salı günü doğmuşum.(doğru)

*Sınav 16 haziran’da yapılacak(yanlış)

*Sınav 16 Haziran’da yapılacak. (doğru)



7)Yön İsimlerinin Yazımı:

Yer-yön bildiren (doğu ,batı,güney,kuzey,orta…) sözcükler, tek başına ya da özel isimden sonra kullanıldıklarında küçük harfle,özel isimden önce kullanıldıklarında büyük harfle başlar:

*Siz Kuzey Amerika’yı gördünüz mü?

*Siz Amerika’nın kuzeyini gördünüz mü?

*Bu insanlar buraya Güney Asya’dan gelmişler.

*Bu insanlar buraya Asya’nın güneyinden gelmişler.

*Sizin daha da batıya gitmeniz gerekiyor.

NOT:

Yer-yön bildiren kelimeler eğer bir insan topluluğunun yerini tutuyorsa büyük harfle başlatılmalıdır.

*Bu konuda Batı bizi anlamıyor.

*Dün Doğu bu haberle çalkalandı.



8.Coğrafi Terimlerin Yazımı:

“Ay,Güneş,Dünya,Mars…” gibi kelimeler eğer coğrafi bir terim olarak gök cisimlerini anlatmak için kullanılırsa büyük harfle, bunun dışında kullanılırsa küçük harfle başlar:

*Ay,Dünya’nın uydusudur.

*Siz, Dünya’nın Ay’a ve Güneş’e olan uzaklığını biliyor musunuz?

*Daha dünyalar kadar işim var.(terimlikten çıkmış)

*Pencereden içeriye güneş giriyordu.(terimlikten çıkmış ,güneş ışığı anlamında)



9)Tarihlerin Yazılışı:

Gün ve yıl sayıları rakamla ;ay, hem rakamla hem de yazıyla gösterilebilir:

*21 Mart 1978 *25.11.1930 *11.X.2000 *18/01/1919

Not:Tarih bildiren sayılardan sonra gelen ekler,kesme işaretiyle ayrılır.

*19 Mayıs 1919’da *18.12.1933’te



10)Birleşik Sözcüklerin Yazımı:

İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir kavramı karşılamak üzere birleşip kalıplaşmasıyla oluşan sözcüklere birleşik sözcük denir.

Birleşik sözcüklerden bazıları bitişik yazılırken bazıları da ayrı yazılır.Bir birleşik sözcüğün bitişik yazılması için şu özellikleri taşıması gerekir:

a)Anlam Kaymasıyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:

Hanımeli, Kabakulak,Suçiçeği,Kuşpalazı,

b)Ses Değişikliği Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır: Sütlaç,Kaynana,Cumartesi,Nasıl,Niçin,Zannetmek,His setmek,Emretmek,Sabretmek,

Kaybolmak,Kahrolmak,reddetmek

c)Tür Değişmesi Yoluyla Oluşmuş Birleşik Sözcükler Bitişik Yazılır:

Gecekondu,Biçerdöver,Bilirkişi,Dedikodu,Ateşkes

d)Kurallı Birleşik Fiiller Bitişik Yazılır:

*Yapıverdi,Alıverdi,Öpüver,Koşuver (Tezlik birleşik fiili)

*Yapabildi,Yürüyebiliyor,Çalışabilmiş (Yeterlilik birleşik fiili)

*Bakakaldı,Süregelmiştir,Koşadursun (Süreklilik birleşik fiili)

*Düşeyazdı,Öleyazdı(Yaklaşma birleşik fiili)

Not:

Etmek, olmak yardımcı eylemleri önündeki isimle birleşirken önündeki isimde bir ünlü düşmesi ya da bir ünsüz türemesi varsa bitişik, yoksa ayrı yazılır:

*Hissetmek ,Reddetmek,Emretmek, Terk etmek,Hasta olmak,Ayırt etmek…



11)İkilemelerin Yazımı:

İkilemeler ayrı yazılır ve aralarına herhangi bir noktalama işareti konmaz.

*Beni er geç anlayacaksın.

*Sen de doğru dürüst bir iş bulamadın gitti.

*Beni görüce koşa koşa yanıma geldi.



12)Büyük Harflerin Kullanıldığı Yerler:

1)Her cümle büyük harfle başlar:

*Sana bakmak bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi anlatmaktır.

*Yazdığım bütün şiirler,sana başlayan bir kitap için önsöz.

*Aşk sorgusunda şahanem yalnız kelepçeler sanıktır.

2)Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar:

*Türk Dilinin Korunması *Aile Eğitiminin Önemi

3)Bütün özel adlar büyük harfle başlar.Özel adların başlıcaları aşağıda belirtilmiştir:

a)Kişi ad ve soyadları:

*Faruk Nafiz Çamlıbel

*Halit Ziya Uşaklıgil

b)Hayvanlara verilen adlar:

*Sobanın başında uyuyan Pamuk mu?

*Bugün Boncuk keyifsiz gibi.

c)Ulus,mezhep,tarikat din adları:

*Biz İslamiyet’i 10. yüzyılda kabul ettik.

*Anadolu’da kurulan tarikatlardan biri de Aleviliktir.

d)Ülke adları:

*Türkiye ile Yunanistan ilişkileri eskisine göre şimdi daha iyi.

e)Bulvar,sokak,mahalle adları:

*Biz Turgut Özal Bulvarı’nda oturuyoruz.

*Mimar Sinan Mahallesi’ne yeni bir okul yapılıyor.

f)Kıta,bölge,dağ ,ova,deniz,göl,ırmak…adları:Dağ,ova,deniz,göl,ırma k adları eğer kendinden önceki özel isme dahilse büyük harfle başlar,dahil değilse küçük harfle başlar.

*Konya Ovası Türkiye’nin buğday ambarıdır.

Yukarıdaki cümlede ‘ova’ sözcüğü özel isme dahil olduğu için yani ikisi bir olup bir yeri karşıladığı için büyük harfle başlar.Eğer ‘ova’ sözcüğünü çıkarıp sadece Konya dersek aklımıza Konya Ovası değil, Konya şehri gelecektir.

*Toros dağları Akdeniz’dedir.

Yukarıdaki cümlede ‘dağ’ sözcüğü özel isme (Toros) dahil olmadığı için küçük yazılır.

Özel ismin önündeki dağ sözcüğünü çıkarttığımızda Torosların tek başına yer adını karşıladığını görürüz.Öyleyse ‘dağ’ sözcüğü özel isme dahil değildir ve küçük harfle başlatılmalıdır.

*Siz Tuz Gölü’nü hiç gördünüz mü?

Yukarıdaki cümlede ‘göl’ sözcüğü büyük harfle başlamalıdır;çünkü ‘göl’ sözcüğü özel isme dahildir.Göl sözcüğünü cümleden çıkartıp tek başına ‘tuz’ dediğimizde yine tek başına kast edilen yeri karşılamadığını görüyoruz.Öyleyse buradaki göl sözcüğü özel isme dahildir ve büyük harfle başlatılmalıdır.Aşağıdaki örnekleri de bu mantık çerçevesinde inceleyiniz.

*Meriç nehri *Alp dağları *Van Gölü *Ağrı Dağı *Çanakkale Boğazı

g)Kurum,kuruluş,örgüt,parti,dernek adları:

*Sosyal Sigortalar Kurumu bugün zor durumdadır.

*Cumhuriyet Halk Partisi ,Atatürk tarafından kurulmuştur.

h)Yapı,yapıt,kitap,dergi,gazete adları:

*Ben Topkapı Sarayı’nı görmeyi çok isterdim.

*Sizlere Küçük Ağa’yı ve Çalıkuşu’nu okumanızı tavsiye ediyorum.

*Geçenlerde bu makalem Türk Dili’nde de yayımlandı.

Not:Özel ada dahil olmayan gazete ve dergi adları büyük harfle başlamaz:

*Dün Hürriyet gazetesinde yayımlanan köşe yazısını okudun mu?

*Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı.

*Dergah dergisinde yayımlanan Kırık Aynalar adlı öyküyü okuduktan sonra öyküyü sever oldum.

i)Unvanlar,takma adlar:Lakaplar, unvanlar büyük harfle başlar.

*Tarık Buğra eserinde Çolak Salih’in fiziki betimlemesini çok güzel yapar.

*Ahmet Mithat Efendi adeta bir yazı makinesidir.

*Ahmet Bey içeride mi?

*Sultan Hanım da mı yok?

*Dün Doktor Ahmet Bey bizdeydi.

*Ahmet doktor olmak istiyormuş.

Not:

Akrabalık bildiren sözcükler küçük harfle başlar.

*Ne güzel komşumuzdun sen Fahriye abla!

*Yarın Ayşe teyzem gelecek.

Ancak akrabalık bildiren sözcük kişinin lakabı olmuşsa büyük harfle başlatılmalıdır.

*Burada ona herkes Nene Hatun derdi.

ı)Dil adları:

*Türkçeye,Arapça ve Farsçadan pek çok kelime girmiştir.

j)Din ve mitoloji kavramları:

*Tanrı,Allah,Cebrail,Zeus …

Not: Tanrı sözcüğü özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlatılır.

*Yunanlılar da tanrılarına kurban sunarmış.

Bazı dini kavramlar gelenekselleşmiş olarak küçük harfle başlar:cennet,cehennem,sırat köprüsü…

k)Milli ve dini bayramların adları büyük harfle başlar:

*Kurban Bayramı *Ramazan Bayramı *Cumhuriyet Bayramı….



13)Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi:

Türkçede satır sonuna sığmayan kelimeler bölünebilir;fakat heceler bölünemez.

………………………………………………………………………………………………gel-

iyorum (yanlış)

………………………………………………………………………………………………..ge-

liyorum (doğru)



Birleşik kelimeler satır sonunda bölünürken tek bir sözcükmüş gibi hecelere ayrılır.

………………………………………………………………………………………………baş-

öğretmen (yanlış)

………………………………………………………………………………………………..ba-

şöğretmen (doğru)

……………………………………………………………………………………………….ilk-

okul (yanlış)

………………………………………………………………………………………………...il-

kokul (doğru)

……………………………………………………………………………………........Durmuş-

oğlu (yanlış)

…………………………………………………………………………………………..Durmu-

şoğlu (doğru)



Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz.

………………………………………………………………………………………..………..a-

raba (yanlış)

...…………………………………………………………………………………………….ara-

ba (doğru)

.…………………………………………………………………………………………….niha-

i (yanlış)

………………………………………………………………………………………………..ni-

hai (doğru)

Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır;ayrıca kısa çizgi kullanılmaz.

………………………………………………………………………………………….Edirne’-

nin (yanlış)

…………………………………………………………………………………………...Edirne’

nin (doğru)

……………………………………………………………………………………………2005’-

te (yanlış)

...…………………………………………………………………………………………..2005’

te (doğru)



14)Ses Olaylarıyla İlgili Yazım Kuralları:

a)Ünsüz değişimi (yumuşaması) yazıya yansıtılır;ancak özel isimlerin yumuşaması yazıya yansıtılmaz.

*Kitapı (yanlış) kitabı (doğru)

*Mehmed’in (yanlış) Mehmet’in (doğru)

b)Sert ünsüzlerin benzeşmesi yazıya yansıtılır.

*Dolapda (yanlış) dolapta (doğru)

*2005’de (yanlış) 2005’te (doğru)

c)Dudak ünsüzlerinin benzeşmesi(iç ses benzeşmesi) yazıda gösterilmelidir.

*Perşenbe (yanlış) Perşembe(doğru) *penbe (yanlış) pembe (doğru)

*Tenbel (yanlış) tembel (doğru) *çenber (yanlış) çember (doğru)

Ancak kimi özel isimlerde ve birleşik sözcüklerde n’li yazılış doğrudur.

*Saframbolu (yanlış) Safranbolu (doğru) *ombaşı (yanlış) onbaşı(doğru)

d)Ünlü düşmesi yazıda gösterilir.

*ağızı (yanlış) ağzı (doğru) *sabır et (yanlış) sabret (doğru)

e) ‘y’ kaynaştırma ünsüzünden kaynaklanan söyleyişteki daralma yazıya yansıtılmaz.

*Sevmiyecekmiş (yanlış) sevmeyecekmiş (doğru) *yaşıyan (yanlış) yaşayan (doğru)

f)Söyleyişte bazı sözcüklerde yer değiştirme (göçüşme,metatez) olur;ancak bunlar yazıya yansıtılmamalıdır.

*yanlız (yanlış) yalnız (doğru) *yalnış (yanlış) yanlış (doğru)

*kiprik (yanlış) kirpik (doğru) *kirbit (yanlış) kibrit (doğru)

Türk Dili -2- 4.Ünite Ders Notları


*Yazılı anlatım türleri 2'ye ayrılır;
- Düşünce yazıları
- Sanatsal yazılar

*DÜŞÜNCE YAZILARI:

Türk edebiyatında batı anlamda düşünce yazlarının ortaya çıkışı tanzimatla birlikte olmuştur.

ÖNEMLİ: Bilgilendirici -öğretici-bilgi verici- Düşünce yazıları: makale deneme fıkra eleştiri gazete anı günlük gezi öz yaşam öyküsü...

**MAKALE: Herhangi bir konuda bilgi vermek bir düşünce ya da konuya açıklık getirmek yeni bir görüş ve düşünceyi ileri sürmek ve doğruluğunu kanıtlamak amcıyla kaleme alınan bilimsel ağırlıklı gazete ve dergi yazlardır.

ÖZELLİKLERİ;
- Bilimsel bir tarzda işlenmelidir.
- Kanıtlayıcı belgelerden örneklerden yararlanmalıdır.
- Üçüncü tekil anlatım kullanlmalıdır.
- Yazar konuya tarafsız bir gözle yaklaşmalı öznel görüşlerden sakınılmalı ve nesnellik ön planda olmalıdır.

ÖNEMLİ: Makale türü olan ilk özel gazete” tercümanı ahval de Şinasi'nin “yazmaya başladığı makalelerle Türk basına girmiştir.

***Türk edebiyatında :
- Ziya Paşa
- Namık kemal
- Ali Süavi
- Ahmet Mithat
- Ziya Gökalp
- Yakup Kadri
- Refik Halit Koray
- Falih Rıfkı Atay
- Nadir Nadi

**FIKRA: İnce anlamlı güldürme amacı güden kısa öykülerdir. Halk öykücülüğü geleneğinin uzantısıdır.

Edebiyatımızda bu tip fıkralarının en bilinenleri;
-Nasrettin hoca
-Bektaşi
-Bekri
-Mustafa
-İncili Çavuş fıkraları

Önemli: Gazete ve dergilerde yayımlanan belgelendirme ve kanıtlama gereği duymayan günlük olayları dile getirir.
- Güncel bir konu seçilmelidir
- Seçilen konu ilgi çekici olmalıdır
- Yazar düşüncelerinin çok ayrıntıya inmeden yalın ve etkili bir dille kaleme olmalıdır.

TÜRK EDEBİYATINDA;
*Ahmet Rasim
*Refik Halit Koray
*Ahmet Haşim
*Falih Rıfkı Atay
*Yaşar Nabi Nahır
*Yakup kadri

**Gazete fıkracılığı 19.yy gazetenin ortaya çıkışıyla başlamıştır.

**ELEŞTRİ: Bir sanat eserinin çeşitli yönleri ile inceleyip açıklamak anlaşılmasını sağlamak amacıyla ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazılarıdır. Eser hakkında bilgilendirmektir. Eleştirmen kendi beğenisini izlenim ve düşünceleri tek ölçüt olarak olmamalıdır.

**ELEŞTİRİ TÜRLERİ;
- Sanatçıya dönük eleştiri
- Yapıcıya dönük eleştiri
- Okura dönük eleştiri
- Topluma dönük eleştiri
- Çözümleyici eleştiri

---ÖZELLİKLERİ;
- Düşünsel bir plan hazırlanmalıdır
- Yapıtla ilgili yargılara yapıttan örneklere dayandırılarak sunulmalıdır
- Eleştiride öznellikten kaçınılmalı peşin yargılara yer verilmemelidir
- Yargılar kırıcı ve yıkıcı değil, yapıcı ve yol gösterici olmalıdır.
- Yalın duru ve anlaşılır bir biçimde ifade etmektedir.

Önemli: Eleştiriler Tanzimat dönemiyle başlamıştır.

Tanzimat dönemin edebiyatçıları;
-Şinasi
-Namık Kemal
-Beşir Fuat
-Ziya Paşa
-Abdülhak Hamit
-Mizancı Murat
-Muallim Naci

Serveti Fünun dönemindeki edebiyatçılar;
-Halit Ziya
-Mehmet Rauf
-Hüseyin Cahit
-Tevfik Fikret

2.Meşrutiyet dönemi edebiyatçıları;
Ali canip yöntem
Ömer Seyfettin
Fuat Köprülü
Yahya Kemal

Önemli: Cumhuriyet döneminde Türk edebiyatında eleştirmenliğiyle ön plana çıkan ve öznel eleştiri anlayışıyla dikkat çeken ilk isim NURULLAH ATAÇ’tır.

**DENEME: Herhangi bir konuyu yeni ve kişisel görüşlerle ele alarak etkili bir anlatımda sunan düz yazılara denir.

Deneme özellikleri;
-Her türlü konuda deneme yazılabilir.
-Anlatımda öznellik egemendir.
-Anlatımların kanıtlamasında belgelere dayandırılmasına gerek yoktur.
-Bilgi vermekten çok düşündürme amacı güder.
-Özgün söyleyişlere yer verilir.
-İroniden geniş ölçüde yararlanılır.
-anlatılanlar iç konuşma tekniğiyle verilir.

ELE ALDIĞI KONULAR,
Klasik deneme,
Edebi deneme,
Felsefi deneme,
Eleştirel deneme,
Batı edebiyatında en tanınmış deneme yazarı Fransız edebiyatında bu ürünün kurucusu sayılan “MONTAİGNE”.

İNGİLİZ EDEBİYATINDA BACON’dur.

TÜRK EDEBİYATINDA;
Ahmet Haşim
Ahmet Hamdi Tanpınar
Nurullah Ataç
Sabahattin Eyüboğlu
Yakup kadri
Suat Kemal Yetkin
Nermin Uygur

**SÖYLEYİŞ/SOHBET: Yazarın kendi eğilimleri doğrultusunda seçtiği herhangi bir konu hakkındaki görüşlerini konuşma doğallığı içinde anlatan düşünce yazılarıdır.

--ÖZELLİKLERİ—
- Konuşma Havası Yaratılır,
- Sıkça devrik cümleler rastlanır,
- Anlatımında içtenlik yalınlık duruşluk egemendir,
- Genellikler günlük sanat olaylarını ele alınır,
- Öznel bir anlatım vardır,
- Konu genel ve yüzeysel olarak ele alınır.

TÜRK EDEBİYATINDA;
- Ahmet Rasim
- Ercüment Ekrem
- Peyami safa
- Suat Kemal Yetkin
- Nurullah Ataç
- Melih Cevdet Anday
- Şevket Roda

**RÖPORTAJ: Genellikle gazete ve dergilerde yayımlanmayla birlikte son yıllarda televizyon radyo hatta Internet ortamında da oldukça yaygınlaşmış ve gazeteciliğin önemli bir dalı olmuştur.

ÖNEMLİ: Günümüzdeki şekliyle ilk röportaj örnekleri RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN'ın Atatürk’ü dünyaya ve Türkiye ye tanıtan ilk görüşme niteliği taşıdığı söylenen

“ANAFARTALAR KUMANDAN MUSTAFA KEMAL’E MÜLAKATTIR.”

TÜRK EDEBİYATINDA;
- Yaşar Nabi Nayır
- Hikmet Feridun Es
- Mustafa Baydar
- Mehmet Şeyda
- Yaşar Kemal

**GEZİ YAZISI: Yazarın gözlem ve bilgiye dayalı olarak gezip gördüğü yerleri çeşitli yönleriyle özenli bir anlatımla yansıttığı yazıya denir.

***Dünya yazınında İtalyan Marko Polo
-Arap İbni Batula

***Türk edebiyatın seyahatname türüne örnek olabilecek ilk eser Hoca Gıyaseddin Nakkaş'ın 1422 tarihli hitay sefaretnamesi olarak bilinen eserdir.

- Mehmet Rauf
- Ahmet Mithat Efendi
- Halit Ziya Uşaklıgil
- Cenap Şahabettin

**ANI: anı farklı amaçlarla yazılabilir. Geçmişi batı edebiyatında çok eskilere uzatır.

Batı da Julius sezerin kendisi savunmak düşüncesiyle yazdığı gallia savaşı adlı eseri ilk örneklerden biridir.
Anı yazarlarının asıl gelişme gösterdiği dönem 17. ve 18.yy

ÖNEMLİ: GÖKTÜRK KİTABELERİ ANI TÜRÜNÜN İLK ÖRNEĞİ

Tanzimat Döneminde;
- Ahmet Mithat Efendi
- Muallim Naci
- Sami Paşazade
- Ahmet Rasim
- Halit Ziya Uşaklıgil

**GÜNLÜK: Kişinin kendi algı ve bakış açısına göre günü gününe yazılan üzerinde yazıldığı günün tarihi bulunan yazılara ve bu yazlardan oluşturan yapıtlara denir.

***Günlüğün ilk örneği DİREKTÖR ALİ BEY

***GÜNLÜK TÜRÜNÜN asıl gelişimi 1950 sonrası “Nurullah Ataç”
- Tomris Uyar
- Oğuz Atay
- Cemil Meriç
- Cemal Süreyya
- Cahit Zarifoğlu
- Hilmi Yavuz
- Oktay Akbal

** YAŞAMÖYKÜSÜ(BİYOGRAFİ) : Açık sade ve tarafsız bir görüşle yazılmalıdır. Anlatılacak kişinin çocukluğunda itibaren yaşamı ele alınır.

3.kişili anlatım kullanılır;
*Anadolu sahasında ilk tezkire örneğini 16.yy Edirneli Sehi Bey in sunduğu HEŞT BEHİŞT'tir.
- Beşir Fuat
- Mithat Ahmet
- Faik Reşat
- Muallim Naci
- Recaizade Mahmut Ekrem

**ÖZYAŞAM ÖYKÜSÜ: Birinci kişinin ağzından anlatılır. İtiraflar batı kültürünün ilk otobiyografi anlatısı olarak kabul edilir.

*Jean jacgues Rousseau tarafından kaleme alınan itiraflar ise bugünkü anlamda otobiyografinin ilk örneğidir.

-Muallim Naci'nin Ömeri'n çocukluğu
 
Üst