VİZE Vergi Yargılaması Hukuku Vize Ders Notu


Editör

Administrator
Yönetici
VERGİ ANLAŞMAZLIĞI/VERGİ UYUŞMAZLIĞI

Ünite 1

Vergi; devletin ve devletten vergilendirme yetkisi alan diğer kamu idarelerinin kamu harcamalarını karşılamak amacıyla kanuna dayanarak ve usulüne uygun olarak, gerçek ve tüzel kişilerden, hukuki cebir altında, karşılıksız olarak ve geri vermemek üzere aldıkları paralardır.

Devlet ya da Genel anlamda idare ile ilişkiler arasında vergilendirmeden doğan ilişkilere vergi hukuku ilişkisi denilmektedir. Bu ilişki, kamu hukuku ilişkisinin vergi hukuku alanına özgü türünü oluşturmaktadır.

Vergi ödevi ilişkisi, vergi hukuku ilişkisi bağlamında bir şey yapmak veya yapmamak veya bir şeye katlanmak şeklinde ortaya çıkan ilişkiler bütünüdür.

Vergi borcu ilişkisi ise vergi hukuku ilişkisinin daha çok mal varlığı ile ilgili hak ve ödevlere ilişkin kısmını ifade etmektedir.

VERGİ ANLAŞMAZLIKLARININ ÇÖZÜM YOLLARI

Vergi dairesi ile vergi ödevlileri arasında vergi hukuku uygulamalarına ilişkin olarak ortaya çıkan anlayış farklılığına veya aynı konuda tarafların aynı yönde düşünmemeleri haline vergi anlaşmazlığı denilmektedir.

Anlaşmazlıkların, uyuşmazlık haline getirilip yargı yoluna başvurulmasına gerek kalmaksızın, idarenin kendiliğinden veya ilgililerin başvurması sonucu çözüme kavuşturulmasına barışçıl yollar ya da vergi anlaşmazlıklarının (idari aşamada) çözüm yolları denilmektedir.

Vergi anlaşmazlıklarının ve uyuşmazlıklarının çözüm yollarının özellikleri;

Vergi anlaşmazlıklarının çözüm yolları vergilendirme işlemlerinin tarh/tahakkuk ile tahsil olarak ifade edilen iki değişik aşamasını kapsamaktadır.

Vergi anlaşmazlıklarının çözüm yolları yine genelde hem vergi borcunun aslını hem de vergi cezalarını kapsamaktadır.

Vergi anlaşmazlıkların çözümü yollarında sadece Vergi Usul Kanunu kapsamındaki vergi, resim ve harçların denetlenmesi söz konusudur.

Vergi anlaşmazlıklarının ve uyuşmazlıklarının çözüm yolları işlendiğinde ve sonuçlar kesinlik kazandığında, ulaşılan sonuçlar, vergi borcu ve cezası bakımından, maddi hukuk anlamında borcu ortadan kaldırıcı etki yapmaktadır.

Türk Vergi hukukunda vergi anlaşmazlıklarının (idari aşamada) çözümünü sağlayan kurumların başında uzlaşma ve hata düzeltme gelmektedir. Bunlar dışında, cezalarda indirim ile pişmanlık ve ıslah kurumları da vergi anlaşmazlıklarının (idari aşamada) çözümüne yardımcı olmaktadır.

UZLAŞMA



Uzlaşma, vergi dairesi ile vergi ödevlerinin ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilerle bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları üzerinde karşılıklı görüşme ve pazarlık sonucu anlaşmaya varmaları; konuyu uyuşmazlık haline getirilmemelidir.

Kanun uzlaşmaya başvurabilmek için bazı şartların varlığını aramaktadır.

Bunlar;

İkmalen, re'sen veya idarece vergi tarh edilmiş veya ceza kesilmiş olması,

Vergi kaybına yol açılmasının kanun hükümlerine yeterince nüfuz edilememesinden kaynaklanması,

Vergi Usul Kanunu'nun 369. maddesinde düzenlenen yanılma durumunun var olması,

Vergi Usul Kanunu'nun vergi hatalarına ilişkin 116, 117 ve 118. maddelerinde belirtilenler ile bunlar dışında her türlü maddi hatanın var olması,

Ceza kesilmesini gerektiren nedenin, yargı kararları ile idarenin anlaşmazlık konusu olayda görüş farklılıklarının mevcut olmasından kaynaklanmış olmasıdır.

Türk Vergi Sistemi’nde uzlaşmaya tarhiyat öncesi ve tahiyat sonrası olmak üzere iki ayrı aşamada başvurulabilmektedir.

TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMA

Tahiyat öncesi uzlaşma, tarh aşamasından önce, idare ile vergi ödevlisi arasında vergi incelemesine dayanılarak tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalardan anlaşmaya varılmasıdır.

Tarhiyat öncesi uzlaşma, uzlaşmaya konu olan vergi ve cezanın tespit edildiği vergi incelemesi tamamlandıktan sonra, incelemeyi yapanın bağlı olduğu denetim birimince oluşturulan kurul ile tarhiyatın muhatabı arasında yapılmaktadır.

TARHİYAT SONRASI UZLAŞMA

Tarhiyat sonrası uzlaşma, vergi tarh edildikten ve ceza kesildikten sonra, idare ile vergi ödevlisi arasında tahakkuk edecek olan vergi aslı ve vergi cezası konusunda varılan anlaşmadır.

Vergi ödevlerinin, vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde uzlaşma başvurusunda bulunulması mümkündür.

Uzlaşma için verilen talep dilekçeleri Uzlaşma Komisyonu Başkanlığına hitaben yazılır. Uzlaşmanın Sonuçları

Uzlaşma komisyonu tarafından düzenlenen uzlaşma tutanakları kesin nitelikte olup, gereği vergi dairesi tarafından derhal yerine getirilir. Yükümlü veya kendisine ceza kesilmiş olanlar, üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit edilmiş olan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikayette bulunamazlar.

Uzlaşmanın temin edilemediğine ve uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin tutanağın tebliğ tarihinde ;

Dava açma süresinin sona ermesine 15 günden fazla bir süre varsa bu süre içinde;

Dava açma süresi sona ermişse tutanağın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde;

Dava açma süresinin sona erimesine 15 günden az bir süre kalmışsa kalan sürenin 15 güne tamamlanması suretiyle davanın açılması mümkündür.

Vergi ödevlisi, uzlaşma talebine konu yaptığını vergi/ceza ihbarnamesine karşı uzlaşma

talebinden önce dava açmışsa dava uzlaşma talebinin sonuçlanmasından önce Vergi

Mahkemesi tarafından incelenemez. Herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu

karar hükümsüz kalır. Uzlaşmanın vaki olmaması halinde, durumun vergi dairesince haber

verilmesi üzerine, Vergi Mahkemesi tarafından durdurmuş olan davanın görülmesine kaldığı

yerden devam edilir.

HATA DÜZELTME

Vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenilmesi veya alınması olarak tanımlanmaktadır.

Vergi hatalarının düzeltilmesine karar verme yetkisi ile ilgili vergi dairesi müdürüne aittir.

CEZALARDA İNDİRİM

Cezalarda indirim, vergi ödevlisi adına ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergi aslı ile indirimlerden sonraki cezaları, ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde ilgili vergi dairesine başvurmak ve dava açmamak kaydıyla vadesinde veya teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirmesi halinde, kesilmiş olan vergi cezalarında belli oranlarda indirim yapılmasıdır.

Cezalarda indirim sadece ve yalnızca belki kabahatlerine ilişkin cezalar için söz konusudur.​

Cezalarda indirim kurumundan yararlanabilmek için; vergi/ceza ihbarnamesine karşı dava açılmaması; indirimli ödeme talebinde bulunulması ve vergi aslı ile indirimden arta kalan cezanın süresi içinde ödenmesi gerekir.

PİŞMANLIK VE ISLAH

Pişmanlık ve ıslah, vergi kanunlarına aykırı davranışların kendiliğinden bir dilekçe ile ilgili makamlara haber veren vergi ödevlerine, haber verme tarihinden itibaren 15 gün içinde, hiç vermemiş olduğu beyannameyi vermesi, eksik beyanını tamamlaması ya da yanlış beyanını düzeltilmesi ve aynı süre içinde ödeme süresi geçmiş olan vergileri pişmanlık zammı ile birlikte ödemesi halinde, vergi ziyaı cezasının kesilmesini ya da (iştirak halinde işlenenler dahil olmak üzere) kaçakçılık suçuna ilişkin koğuşturma yapılmasını ve cezaya hükmolunmasını önleyen bir kurumdur.

VERGİ UYUŞMAZLIKLARININ ÇÖZÜM YOLU

Taraflar arasında çıkan bir uyuşmazlığı çözmekle görevli kişi ya da kişilere hakem; makama, mahkeme; mahkemeye intikal ettirilen anlaşmazlığa, uyuşmazlık; vergi idaresi ile vergi ödevlisi arasında ortaya çıkan vergi anlaşmazlıklarının uyuşmazlık haline gelmeden taraflar arasında çözümlenmesini sağlayan kurumlara vergi anlaşmazlıklarının çözüm yolları; vergi anlaşmazlıklarının çözümlenememesi sonucu oluşan uyuşmazlığın yargı organları aracılığıyla çözümlenmesine de yargısal çözüm yolu denilmektedir.

VERGİ YARGISI VE VERGİ YARGILAMASI HUKUKU KAVRAMI Ünite 2
Yargı, (yargısal faaliyet), biri organik ve şekli, diğeri maddi anlamda olmak üzere, iki açıdan tanımlanmaktadır.

Organik ve şekli anlamda yargı, mahkemelerin yaptıkları tüm iş ve işlemleri kapsamaktadır.

Maddi anlamda yargı, objektif hukukun, bağımsız hakimler (mahkemeler) tarafından belli bir olaya uygulanmasıdır.

Mali yargı, geniş anlamıyla devletin gelir elde etmesi ve harcamalarda bulunmasından doğan uyuşmazlıkların çözümünü; vergi yargısı ise sadece kamu gelirlerinden vergilere ilişkin uyuşmazlıkları konu edinmektedir.

Vergi yargılama hukukunun konusu, vergi ödevlisi ile vergi idaresi arasında vergi kanunlarının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümlenmesi ve bir yargı kararıyla sonuçlandırılması oluşturmaktadır.

Vergi yargılaması hukuku şekli vergi hukukunun bir alt dalıdır. Yargılama hukuku üst kavramı altında yer almaktadır.

Vergi yargılaması hukuku, vergi yargısı örgütü, usul kuralları ve bunların uygulanması ile ilgili tüm konuları kapsamaktadır.

Vergi hukuku, idare hukukunun bir alt dalı niteliğini taşımaktadır. Bu itibarla vergi hukuku genel idare hukukunun pek çok konusu, genel kavramlar ve kurumlarına dayanmaktadır.

VERGİ YARGILAMASI HUKUKUNUN İŞLEVLERİ

Hukuk devleti ilkesi, idarenin eylem ve işlemlerinin yargısal denetime tabi olmasının yanında, yasama ve yargı organlarının koydukları kuralların ve verdikleri kararların da hukuka uygun olmasını gerektirmektedir.

Devletin tüm eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olması gerektiği anlamına gelen hukuk devleti ilkesinin gerçek anlamda işlerlik kazanabilmesi, vergilendirme yetkisi olan kamu idareleri karşısında vergi ödevlisine, yapılan tarh, tebliğ ve tahsil gibi vergilendirme işlemlerine karşı dava açma hakkının tanınmasına bağlıdır.

Birer idari işlem olan vergilendirme işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetimi vergi yargısı organlarınca yapılmaktadır.

Vergi Yargılaması Hukuku; vergilendirme işlem ve eylemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakmakla görevli yargılama makamlarını, bunların birbiriyle olan ilişkilerini ve vergi uyuşmazlıklarının çözümnde uyulacak usul ve esasları ifade etmektedir.

UYUŞMAZLIKLARI SONA ERDİRME İŞLEMİ



Vergi yargısı organlarının önlerine getirilen uyuşmazlıklar hakkında verdikleri kararlarla uyuşmazlıkların sona ettirilmesidir.

ÇIKARLAR DENGESİNİ KURMA İŞLEVİ

Vergi hukukunun temel işlevi, devlet ile kişi arasındaki çıkarlar dengesinin kurulmasını sağlamaktır.

İÇTİHAT YARATMA İŞLEVİ

Vergi yargısı organları, önlerine gelen uyuşmazlıklar hakkında verdikleri kararlar yoluyla esasen karmaşık ve ayrıntılı bir nitelik taşıyan mali mevzuatın boşluklarını doldurmakta, hükümleri açıklığa kavuşturmakta, kanunların hukuki ve bilimsel bir anlayışa göre uygulanmalarına ışık tutmakta ve vergi hukuku uygulamalarına yön vermektedir.

HUKUKİ GÜVENLİK SAĞLAMA İŞLEVİ

Hukuki Güvenlik herkesin bağlı olacağı hukuk kurallarını önceden bilmesi, tutum ve davranışlarını buna göre düzenlemesi demektir.

Vergi yargısı, vergi kanunlarının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkları kesin bir biçimde çözümleyerek hem vergi ödevlerini hem de vergi idaresinin güvencesi olmaktadır.

VERGİ ADALETİNİ SAĞLAMA İŞLEVİ

Hukuk devleti ilkesinin bir sonucu olarak, yükümlülere hukuka aykırı vergilendirme işlemlerine karşı yargı yoluna başvuru hakkı tanımak suretiyle vergi adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.

VERGİ YARGISI ORGANLARI

Türkiye'de vergi yargısı 6. 1. 1982 tarihinde kabul edilmiş bulunan üç kanunla düzenlenmektedir. Bunlar, 2575 Sayılı Danıştay Kanunu, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunudur.

Bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacmi göz önünde tutularak Adalet Bakanlığı tarafından kurulurlar.

VERGİ MAHKEMELERİ

Vergi uyuşmazlıklarında ilk derece mahkemesi olan vergi mahkemeleri, bölgelerin durumları ve iş hacmi göz önünde tutularak, Adalet Bakanlığınca kurulur ve yargı çevreleri tespit olunur.

Vergi mahkemelerinin kaldırılmasına ve yargı çevrelerinin değiştirilmesine, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yetkilidir.

Vergi mahkemelerinde birer başkan ile yeteri kadar üye bulunmaktadır. Mahkeme kurulları başkanı ile iki üyeden oluşmaktadır.

Vergi mahkemeleri;


Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezaları ile tarifeler ilişkide davaları,

Yukarıda belirtilen konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları,

Diğer kanunlarla verilen işleri çözümler (BİMK.m.6)

BÖLGE İDARE MAHKEMELERİ

Bölge idare mahkemeleri, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacmi göz önünde tutularak Adalet Bakanlığınca kurulur ve yargı çevreleri tespit olunur.

Bölge idare mahkemeleri bir başkan ve iki üyeden oluşmaktadır.

Bölge idare mahkemeleri;

Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemelerinde tek hakim tarafından verilen kararları itiraz üzerine incelemek ve kesin olarak hükme bağlamak,

Yargı çevresindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin karara bağlamak,

Diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmekle görevlidir (BİMK m.8)

Bölge idare mahkemelerinde doğrudan dava açılamaz verdikleri kararlar kesindir.

DANIŞTAY

Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş yüksek idare mahkemesi, danışma ve inceleme merciidir.

İdari yargıda/vergi yargısında en üst düzey yargı organı olarak Danıştay görev yapmaktadır. Vergi Dava Daireleri

Danıştay dava dairelerinden üçüncü, dördüncü, yedinci ve dokuzuncu daireler vergi dava dairesi; diğer dava daireleri ise idari dava dairesi olarak görev yapmaktadır.

İlk derece mahkemesi olarak vergi mahkemelerince verilen kesin olmayan kararların temyiz incelemesini gerçekleştirir.

Vergi Dava Daireleri Kurulu

Danıştay vergi dava dairelerinin başkan ve üyelerinden oluşan kuruldur.

Vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını ve vergi dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararları temyiz merci olarak inceleyip sonuçlandırmakla görevlidir.

İçtihatları Birleştirme Kurulu

Içtihatları Birleştirme Kurulu, Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, dava daireleri başkan ve üyelerinden oluşmaktadır. içtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya İdari Dava Daireleri Kurulu ile Vergi Dava Daireleri Kurulları’nın kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü zaman toplanmaktadır.

VERGİ YARGILAMASI HUKUNUN KAYNAKLARI

Yazılı kaynaklar İdari Yargılama Usulü Kanunu başta olmak üzere Anayasa, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun atıf yaptığı hususlarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun, Vergi Usul Kanunu, Danıştay Kanunu, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu’dur. Ayrıca Uluslararası Sözleşmeler de bağlayıcı kaynaklar içerisinde yer almaktadır. Danıştay kararları, Anayasa Mahkemesi Kararları ve bilimsel görüşlerde vergi yargılama hukukunun kaynakları içerisinde yer almaktadır.

VERGİ DAVASININ KONUSU VE KAPSAMI Ünite 3
Dava, bir başkası tarafından subjektif hakkı ihlal edilen veya tehlikeye sokulan veya kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin, mahkemeden hukuki koruma istemesidir.

Bir subjektif hakkın mahkemeler aracılığıyla ileri sürülmesi yetkisine dava hakkı denilmektedir. Dava hakkı, Anayasa ile teminat altına alınmaktadır. Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adli yargılanma hakkına sahiptir.

VERGİ DAVASINA KONU İŞLEMLER

Vergi, resim, harç gibi kamu gelirlerine ve gümrük vergilerine ilişkin vergilendirme işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar vergi davasının konusunu oluşturmaktadır.

Verginin ikmalen, resen ya da idarece tarh edilmesi;

Vergi dairesince ceza kesilmesi;

Takdir ve tadilat komisyonu kararlarına dayanarak vergi salınmaı;

Tevkif yoluyla vergi alınması

Hallerinde vergi davası açılabilmektedir.

Tahsil aşamasında ise;

Teminat istenilmesi,

Tahakkuka ve ihtiyati tahakkuka dayanan ihtiyati haciz uygulanması,

Ödeme emri tebliğ edilmesi,

Haciz uygulanması ve malların paraya çevrilmesi,

Tecil ve terkin taleplerinin reddedilmesi işlemlerine karşı dava açılması mümkündür.

Vergi yargılaması hukukunda, yukarıda belirtilen haller dışında, hatalı beyanda bulunulmuş olması; vergilendirme işlemlerinde yapılmış olan hatanın düzeltilmesi talebinin reddi üzerine yapılan şikayet başvurusunun reddedilmesi; uzlaşmanın sağlanamamış olması; ihtirazi kayıtla beyanda bulunulması; takdir komisyonunun vergi ödevlisinin başvurusu üzerine matrah tespit etmesi ve emlak vergisine ait bir kısım bedel ve değerlerin tespitine ilişkin kararları dolayısıyla da dava açmak mümkündür.

Takdir ve tadilat komisyonu kararlarına karşı vergi idaresinin dava açması mümkündür.

Takdir komisyonu kararına karşı vergi ödevlisi tarafından dava açılamamasının bazı istisnaları bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, emsal bedelinin vergi ödevlisini başvurusu üzerine takdir komisyonu tarafından belirlenmesi halidir. İkincisi, mücbir sebep halinde beyan edilecek matrahın belirlenmesi için takdir komisyonuna başvurulması halidir.



Gümrüklerde alınan vergilerle ilgili uyuşmazlıklar, temelde diğer vergilerin tabi olduğu usullere tabi olmakla birlikte, bu vergilere karşı dava açılmadan önce, idare içindeki itiraz mercilerine başvurulmuş olması gerekmektedir.

Vergi davasıyla ulaşılmak istenen sonuç;

İşlemin iptali,

Verginin terkini,

Vergi daha önce tahsil edilmişse onun iadesi,

İhtiyati haciz ya da haciz uygulanmışsa bunun kaldırılmasıdır.

VERGİ DAVASININ NİTELİĞİ

Türk hukuk sistemi içinde vergi uyuşmazlıklarına idari yargıda bakılmakta ve idari dava türleri içinde sonuca ulaşılması kabul edilmektedir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda İdari Dava Türleri

İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile

İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları olarak belirtilmektedir.

Doktrinde, para ile ölçülebilen bir hak ihlalinin söz konusu olması nedeniyle vergi davalarının tam yargı davası olduğu düşünülse de vergi davalarının iptal davası olduğu yönündeki görüş egemendir.

Vergi davasının genellikle iptal davası niteliği taşıdığı, istisnaen tam yargı davası şekline de bürünebileceği kabul edilmelidir.

Vergi uyuşmazlıklarının iptal ve tam yargı davalarına benzer yönleri bulunmakla birlikte, kendine özgü ilkeleri ve bu dava türlerine benzemeyen taraflarının da olduğu unutulmamalıdır. Vergi uyuşmazlıklarında, mahkeme vergi idaresinin işlemini iptal etmekle yetinmeyip uyuşmazlığı çözüme kavuşturmaktadır. Vergi mahkemesinin uyuşmazlığı çözmek için verdiği kararın, idarenin yerine geçerek karar verme anlamına gelmediği kabul edilmektedir.

VERGİ DAVASINDA TARAF

TARAF KAVRAMI

Vergi davalarında bir davacı, diğeri davalı olmak üzere iki taraf vardır.

Dava, mahkemeden hukuki koruma talep etmek anlamına gelmektedir. Dava açarak mahkemeden hukuki koruma talep eden kişiye davacı, kendisine karşı hukuki koruma talep edilen kişiye ise, davalı denilmektedir.

TARAF EHLİYETİ

Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme; yargılama usulüne ilişkin hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin yargılama hukukunda büründüğü şeklidir.

Medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf (olabilme) ehliyetine de sahiptir.

Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulmaktadır. Kamu tüzel kişileri taraf ehliyetine sahiptir.

Kamu tüzel kişilerin başında Devlet yer almaktadır. Bakanlıkların Devlet tüzel kişiliğinden ayrı ve bağımsız bir tüzel kişilikleri bulunmamaktadır. Çünkü, bakanlıklar Devlet kamu tüzel kişiliğinin birer organıdır. Bakanlıklar, Devlet tüzel kişiliğinin bir organı oldukları için, davada taraf ehliyetine sahiptir.

İl özel idareleri, köyler ve belediyeler Kamu tüzel kişiliğine sahip olup, bu nedenle taraf ehliyetine de sahiptir.

Kamu iktisadi teşebbüsleri (yani, iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşları) ve bunlara bağlı müesseseler tüzel kişiliğe ve taraf ehliyetine sahiptir.

Davada tarafların tarafa ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığının mahkeme tarafından kendiliğinden incelenmesi; tarafların da davanın sonuna kadar bunu ileri sürmesi mümkündür.

DAVA EHLİYETİ

Dava ehliyeti, kişinin kendisinin bizzat veya yetkili kılacağı bir temsilci (vekil) aracılığı ile bir davayı, davacı veya davalı olarak takip etme ve usul işlemlerini yapabilme ehliyetidir.

Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler, dava ehliyetine de sahiptir. Reşit ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine ve dolayısıyla dava ehliyetine de sahiptir.

Tüzel kişiler fiil ehliyetine sahip olduklarından, dava ehliyetine de sahiptir; dava ehliyetini organları aracılığıyla kullanmaları gerekir.

Dava ehliyeti, taraflara ilişkin dava şartlarındandır. Ehliyet konusu, ilk inceleme konuları arasında yer almaktadır. Mahkemenin, tarafların dava ehliyetine sahip olup olmadığını kendiliğinden incelemesi/araştırması gerekir.

TARAF SIFATI (HUSUMET)

Sıfat, dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir.

Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler taraf ve dava ehliyetine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı ve davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez; davanın, sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilmesi gerekir.

Bir subjektif hakkı dava etme hakkı, kural olarak o hakkın sahibine aittir.

Taraf sıfatı dava şartı değildir. Çünkü, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorundur. Bir kimsenin hak sahibi olup olmadığı, davanın esasına girilerek tespit edilebilmektedir. Bu durumda ise dava, esastan kabul veya reddedilmektedir.


VERGİ DAVASININ TARAFLARI


Davacı

Vergi Usul Kanunu’nun 377. Maddesi, yükümlülerle adına ceza kesilen kişilerin vergi davası açabileceğini belirtilmektedir.

Vergi dairesi başkanlıkları ile vergi daireleri dava açılabileceği gibi, il özel İdareleri ve belediyeler de dava açabilmektedir. Vergi daireleri, tadilat ve takdir komisyonlarının belirledikleri matrahlara karşı dava açılabilmektedir. Vergi dairelerinin davacı olması, idari/vergi yargı(sın)da idarenin esas olarak davalı olması kuralının istisnasını oluşturmaktadır. Ayrıca, bazı kamu idareleri de takdir komisyonu kararlarına karşı dava açabilmektedir. Nitekim, takdir komisyonlarının emlak vergisi uygulamasında esas alınması gereken arsalara ve arazilere ait asgari ölçüde birim değer tespitlerine karşı belediye başkanlığı ile köy muhtarlıklarının dava açması mümkündür.

Bazı özel durumlarda belli kuruluşlara da dava açma hakkı tanınmaktadır. Emlak vergisiyle ilgili olarak belirlenen bina metrekare normal inşaat maliyet bedellerine karşı Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Türkiye Borsalar Birliği'nin dava açabilme yetkisi buna örnektir. Ayrıca, takdir komisyonlarının emlak vergisi uygulamasında esas alınması gereken arsalara ve arazilere ait asgari ölçüde birim değer tespitlerine karşı, arsalara ait olan kararların kendilerine tebliğ edildiği il ve ilçe merkezlerindeki ticaret odaları, ziraat odaları, ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ile belediye başkanlıkları; araziye ait olan kararların kendilerine tebliğ edildiği il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odaları ile belediye başkanlıklarında dava açması mümkündür.

Davalı

Genel olarak vergi davalarında, idare davalı durumundadır. Ayrıca, vergi yargılaması usulünde, takdir ve tadilat komisyonu kararları aleyhine vergi idaresinin dava açabilmesi de, idarenin istisnaen davacı olmasına bir başka örnek teşkil etmektedir.

Vergi davalarında davalının gösterilmesi şarttır. Ancak gösterilmediği veya yanlış gösterildiği takdirde mahkeme kendiliğinden doğru hasmı belirlemektedir. Vergi yargısında davalı mutlaka idaredir.

Davaya Vekalet

Vergi hukukunda vekil aracılığıyla temsil anlamında vekalet ile vergi yargılaması hukukunda vekalet birbirinden farklıdır. Vergi hukukunda vergi ödevlisini temsil etmek için hukukçu ve/ya avukat olmak gerekli değildir. Vekil olacak kişinin avukat olma şartı sadece ve yalnızca ilgilinin vergi yargısı organları önünde temsil edilmesi halinde aranmaktadır. Bu bağlamda, vergi ödevlisi adına tebligat kabul edilmesi, uzlaşmaya başvurulması, hataların düzeltilmesi, iade, mahsup ve takas başvurusunda bulunma, beyanname verme gibi yargı yoluna başvurma anlamına gelmeyen tüm idari/vergilendirme işlemlerin(in) yapılmasında vekil olmak için avukat olmak gerekmemektedir.

Vergi yargılaması hukukunda, avukat olmayan vekil tarafından dava açılması, ilk incelemede dikkate alınması gereken bir husustur. Davanın, dava açma ehliyeti olan kişinin

avukat olmayan vekili tarafından açılması halinde, 30 gün içinde bizzat veya avukat aracılığıyla dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekir.

ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN TARAFLARIN YANINDA YER ALMASI

Davanın konusunda ve taraflarında herhangi bir değişme olmaksızın, üçüncü kişilerin tarafların yanında yer alması imkanı vardır.

Davaya Katılma

Başkası tarafından açılmış bir davanın sonucundan etkilenecek olan bir kimsenin, davacı veya davalının yanında yer almasına davaya katılma ya da kısaca müdahale denilmektedir.

Davanın İhbarı

Davanın ihbarı, davanın üçüncü kişiye bildirilmesidir. Davanın ihbarı yolu ile üçüncü kişinin, ihbarı yapanın yanında yer alması, davaya katılması, ona yardımcı olması, hatta onun yerini alması istenmektedir.

VERGİ YARGILAMASI HUKUKUNDA GÖREV VE YETKİ

GÖREV

Görev, bir uyuşmazlığa hangi yargı koluna ait mahkemelerin ya da bir yargı kolunda yer alan mahkemelerden hangisinin bakması gerektiğini ifade etmek üzere kullanılan bir kavramdır. Vergi uyuşmazlıklarına genel idari yargı kolunda yer alan mahkemelerden vergi mahkemeleri bakmakla görevlidir. Ancak, Danıştay da bazı durumlarda ilk derece mahkemesi olarak vergi uyuşmazlıklarına bakabilmektedir.

Vergi Mahkemeleri;

Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzer mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları,
Yukarıda belirtilen konularda Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları,

Diğer kanunlarla verilen işleri çözümler.

Danıştay, ilk derece mahkemesi olarak;

Bakanlar Kurulu Kararlarına,

Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere,

Birden çok vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarını karara bağlamak görevlidir.

YETKİ

Yetki, bir uyuşmazlığa görevli mahkemelerden hangi yerdeki mahkemenin bakması gerektiğini ifade etmek için kullanılan bir kavramdır.

Vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme;


Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri tarh ve tahakkuk ettiren, zaman ve cezaları kesen;

Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yoluyla hata düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren;

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasında ödeme emrini düzenleyen;

Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan vergi dairesinin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.

Genel yetki kuralının iki istisnası vardır. Bunlardan birincisi, merci tayinidir. Merci tayini, bir mahkemenin fiili veya hukuki engel sebebiyle davaya bakamaması veya mahkemelerin yargı çevrelerinin tayininde tereddüt olması durumunda genel yetki kuralından ayrılarak davanın tayin edilecek başka yer mahkemesi tarafından görülmesidir.

Genel yetki kuralının ikinci istisnası, bağlantılı davalardır. Bağlantılı davalar, aynı maddi ve hukuki sebepten doğan ya da biri hakkında verilecek hüküm diğerini etkileyecek nitelikte olan davalardır.

DAVA DİLEKÇESİ Ünite 4

Vergi uyuşmazlıklarına ilişkin davalar Danıştay ya da vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

Vergi mahkemelerinde açılacak davalara ilişkin dilekçelerde yer alması gereken unsurlar İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinin 2. bendinde belirtmektedir.

Buna göre, dilekçelerde;

Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya ünvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasının,

Davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin,

Davaya konu olan idari işlemin, (örneğin, vergi ve ceza ihbarnamesi ya da ödeme emrinin) yazılı bildirim tarihinin,

Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda ve tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın,

Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarasının, gösterilmesi gerekir.

Ayrıca, dava konusu kararın ve belgelerin asıllarının veya örneklerinin dava dilekçesine eklenmesi; dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olması gerekmektedir.

Vergi davası, yetkili mahkemeye açılır. Yetkili mahkeme, dava konusu işlemi tesis eden vergi dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir.

DİLEKÇELERİN VERİLECEĞİ YERLER

Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak,


Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya

Bunlara gönderilmek üzere vergi veya idare mahkemesi başkanlıklarına,

Vergi veya idare mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya

Yabancı ülkelerde Türk Konsolosluklarına verilebilir.

Temyiz dilekçeleri, doğrudan Danıştay’a verilebileceği gibi Danıştay’a gönderilmek üzere, kararı veren mahkemeye de verilebilmektedir. Ayrıca, itiraz dilekçelerinin, doğrudan yetkili Bölge İdare Mahkemesine verilmesi yada yetkili Bölge İdare Mahkemesine gönderilmek üzere, kararı veren mahkemeye verilmesi demümkündür.

TEK DİLEKÇE İLE DAVA AÇILABİLECEK HALLER

Tek dilekçe ile dava açılabilecek haller, birden çok işleme karşı tek dilekçe ile dava açılması ve birlikte açılması şeklinde iki başlık halinde incelenmektedir.

Birden Çok İşleme Karşı Tek Dilekçe İle Dava Açılması


Aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılması mümkündür.

Aynı kişiyi ilgilendiren birden çok işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir:

Dava konusu olacak işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunması,
İşlemler hakkında açılacak davada aynı mahkemenin görevli olması,

İşlemlere karşı açılacak davada süre yönünden uygunluk bulunması,

Davalı yönünden uygunluk bulunmasıdır,

Birlikte Dava Açılması

Birden fazla kişinin müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan olay veya hukuki nedenlerin aynı olması gerekir.

Hak veya menfaatte iştirak bulunması, idari işlem veya eylemlerle ihlal edilen hak veya menfaatin, birden çok vergi ödevlisinin ortak hakkı veya menfaati olması demektir.

Müşterek dilekçenin, davacıların tamamı veya vekilleri tarafından imzalanması gerekir.

Davacılar, ortak dilekçe ile dava açabilmenin şartları bulunsa dahi, birlikte hareket etmek zorunda değildir. Her biri diğerinden ayrı dava açabilir.

Dilekçe Hakkında Uygulanacak İşlemler

Dava dilekçesi almaya yetkili makamlara verilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhal kayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bu kaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır.

Yetkili mahkeme dışında dilekçe kabul edebilen yerlere verilen dilekçeler, en geç 3 gün içinde Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilir.

Herhangi bir nedenle harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik verilerek dava açılmış olması halinde, otuz içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi veya tamamlanması davanın açıldığı mahkeme tarafından ilgiliye tebliğ edilir. Buna rağmen, gereği yerine getirilmediği takdirde, bildirim aynı şekilde bir kez daha tekrarlanır. Dava açmak isteyene yapılan iki bildirime rağmen, harç ve posta ücreti süresi içinde verilmez ya da tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına, davaya bakan mahkemece karar verilir ve bu karar davacıya tebliğ edilir.

Dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebliğ işlemlerinin yapılmasını engelleyecek şekilde azalma olması halinde, otuz gün içinde posta ücretinin tamamlanması daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliye tebliğ edilir. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği taktirde bildirim aynı şekilde bir kez daha tekrarlanır. Posta ücreti süresi içinde tamamlanmazsa dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Bu kararın tebliği tarihinden başlayarak üç ay içinde, noksan tamamlanmak suretiyle

yeniden işleme konulması istenmediği takdirde, davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ edilir.

DAVA AÇMA SÜRESİ

Kanunlarda aksine kural bulunmayan durumlarda dava açma süresi, Danıştay’da ve mahkemelerinde altmış gün ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

Süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden (itibaren) işlemeye başlar.

Tatil günleri süreye dahildir. Sürenin son gününü tatil gününe rastlaması durumunda, süre tatili izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

Sürelerin sona ermesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa süre ara vermenin bittiği günü izleyen tarihten itibaren (günden başlayarak) 7 gün uzamış sayılır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu’na göre, dava açma süresi yazılı bildirimin yapıldığı tarihini izleyen günden başlar.

İlanı gereken düzenleyici ve genel işlemlere karşı açılacak davalarda süre, ilan tarihini izleyen günden işlemeye başlamaktadir.

İdarenin Sükutu(Zımni Red)

İdareye yapılan başvurulara, idare en geç altmış gün içinde yazılı olarak cevap vermekle yükümlüdür. İdarenin bu süre içinde cevap vermemesi durumunda, olumsuz cevap verdiği; yani isteği reddettiği varsayılmaktadır. Böylece oluşan zımni red işlemi de idari davaya konu olabilmektedir.

İlgililer altmış günü bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.

Dava Açma Süresinin Durması

Dava açma süresi içinde, üst idari makama yapılan başvuru, dava açma süresini durdurur. İdarenin bu başvuru üzerine açık yada üstü kapalı bir biçimde ret kararı vermesi üzerine, durmuş olan dava açma süresi, kaldığı yerden işlemeye devam eder ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır. Üst makama yapılan başvurunun, bir işleme karşı ve işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması amacını taşıması gerekir. İdari makamlar dışındaki yerlere yapılan yada aynı hiyerarşi içinde yer almayan başka bir idari makama yapılan, örneğin, idari bir işleme karşı Meclise, Cumhurbaşkanı’na yapılan başvurular dava açma süresini durdurmamaktadır.

Mücbir Sebeplerin Dava Açma Süresine Etkisi

Danıştay’ın yerleşik içtihadı mücbir sebebin işlemekte olan dava açma süresini durdurmayacağı yönündedir.

Mali Tatilin Dava Açma Süresine Etkisi

5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanuna göre, her yılın Temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) mali tatil uygulanmaktadır. Buna göre, dava açma süresinin mali tatile rastlaması halinde, süre durmakta; mali tatilin sona ermesi ile birlikte duran dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam etmektedir.

Ek Süre Verilmesi

Ek süre verilmesi, davacıya davasını usulüne uygun olarak açabilmesini sağlamak amacıyla dava açma süresine uyması şartıyla ve dava açma süresi uzunluğuna bağlı olmaksızın ayrı bir süre verilmesidir.

Dava Açma Süresinin Sona Ermesinin Doğurduğu Sonuçlar

Vergi yargılaması hukukunda dava açma süresi, kamu düzenini ilgilendirdiğinden davanın ön şartlarındandır.

Vergi mahkemesi, süresinde açılan davalarda, kamu düzeni ile ilgili hususlar saklı kalmak üzere, ancak dava dilekçesinde ileri sürülen iddia ve talepleri dikkate alabilmektedir. Dava açma süresi geçtikten sonra davacı iddia ve talebini değiştirememektedir.

Dava açma süresi geçtikten sonra, vergilendirme işlemleri kural olarak dava konusu yapılamazlar.

DAVA AÇILMASININ SONUÇLARI

Dava açmanın hukuki sonuçlarını yürütmenin durdurulması, zaman aşımının kesilmesi, iddia ve savunmanın sınırlandırılması, derdestlik ve hüküm verme alt başlıkları altında ele almak mümkündür.

YÜRÜTMENİN DURDURULMSI

Kural olarak, Danıştay’da, idare veya vergi mahkemelerinde dava açılması, dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmamaktadır.

İdari/vergi yargısında yürütmenin yargı organları tarafından durdurulabilmesi, bazı şartların gerçekleşmesine bağlıdır.

Yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için;

İdari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve

İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması

Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaktadır. Bunun için davacının talebine yada mahkemenin karar vermesine gerek yoktur.


ZAMAN AŞIMI SÜRESİNİN KESİLMESİ


Vergi hukukunda, her ikisi de beş yıllık süreye bağlı olan biri tarh ve diğeri de tahsil zaman aşımı olmak üzere iki tür zaman aşımı bulunmaktadır. Dava açılmasının maddi hukuk yönünden doğurduğu en önemli sonuç, zaman aşımını kesmesidir.



DERDESTLİK



Davanın derdest olması, dava açılmakla birlikte davanın görüşülmeye başlanması anlamına gelmektedir. Bu bakımdan, davanın derdest hale gelmesiyle aynı konuda aynı nedenlere dayanarak ve aynı kişiler tarafından başa bir mahkemede dava açmak mümkün değildir.



İDDİA VE SAVUNMANIN SINIRLANDIRILMASI



Tarafların usule ve esasa ilişkin iddia ve savunma sebeplerini hep birlikte ileri sürmeleri gerekmektedir. Tarafların, bir kısım sebepleri dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde (layihasında) ileri sürmeleri halinde, ıslah hali dışında, artık bu sebeplere dayanmaları mümkün değildir.



HÜKÜM VERME



Her mahkeme, önüne gelen davaya bakmak ve uyuşmazlık hakkında karar vermekle yükümlüdür. Nitekim, ‘’Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz’’. Bu bakımdan, vergi davalarında da mahkeme, Anayasa hükmüne uymak ve uyuşmazlık
 
Üst