VİZE İnkılap Tarihi 1 Dersi 4. Ünite Notları (Güncel)


AÖF Kurdu

Moderator
Avrupa ve Türkiye (1838-1918)
1838-1914 SÖMÜRGECİLİKTEN DÜNYA SAVAŞI’NA AVRUPA

Coğrafi keşifler, dünya ticaret yollarının değişmesi, Avrupa’daki sosyal ve ekonomik alanlar da meydana gelen gelişmeler, Osmanlı Devleti’nde yapısal değişikliklere yol açarken sömürgeciliğin hız kazanması ile de Osmanlı devletinin yıkılışı daha sistematik bir hal almıştır. Şimdi bu durumu 3 başlık altında inceleyelim:

1-Deniz Aşırı Sömürgecilik
*
Coğrafi keşiflerden sonra sömürgeciliğin ilk aşamada etkileri iktisadi alanda görülmüştür. Avrupa’nın ekonomik, kültürel, sosyal, din ve düşünce hayatında büyük değişikliklere neden olmuş. Avrupa’nın siyasi yapısını da değiştirip Rönesans ve Reformunda alt yapısına zemin olmuş. Keşfedilen bölgeler sayesinde toprağın yerini artık altın ve gümüş almıştır. Atlas
Burjuva: Ticaret yaparak bu değer-leri kazanan ve şe-hirlerde yaşayan tüccarlar.
zümresi
okyanusu kıyıları Akdeniz göre daha önem kazanmış buda Osmanlı devletinin bağımlı olmasını azaltmış. Avrupa değerli madenlerle daha da zengin olmuş ve güç sahibi olmuş ve bu dönemde burjuva sınıfının doğmasına yol açmıştır. Avrupa da ki bu ekonomik gelişmeler devletin siyasi güç yanında ekonomik güce de sahip olması gerektiğini ortaya çıkarmış ve yeni kaynak hammadde Pazar için yeni keşifler ortaya çıktı. Coğrafi keşifler bütün dünyada önemli siyasi, iktisadi, sosyal değişikliğe yol açmıştır. Keşiflerle beraber eniz yolları önem kazanmış Osmanlı hakimiyetindeki ticaret yolları önemini yitirmiş. Artık güçlü devletler bir yeri ele geçirmek için yağmalama değil koloni sistemiyle ele geçirip oranın kaynaklarına sahip olmuştur. 20. Yüzyıla doğru Osmanlı devleti Avrupalı devletler için önemli maden kaynaklarına sahip Pazar haline tekrar gelmiş. Bunun sebebi de yeni keşfedilen petrol ve kömür yatakları. Bu dönemde Avrupa’nın tersi ithalatı serbest bırakıp ihracatı kısıtlaması çöküşünü hızlandırmıştır. Ayrıca uzun süreden beri verilen kapitülasyonlardan dolayı da dış devletler Osmanlı topraklarında rahat hareket etmiştir.

2-Sanayi İnkılabı
18. yüzyıldan itibaren tekniğin, sınai üretimin ve ulaştırma imkânlarının gelişmesi ile çağdaş dünyada ortaya çıkan değişimi ifade eden kavram “Sanayi İnkılâbıdır. 19 ve 20. Yüzyılda gerçekleşmeye başlayan sanayi inkılabı teknik başta olmak üzere sosyal ve ekonomik alanda da etkili olmuş sonuçta paylaşım savaşı olan 1. Dünya Savaşı çıkmış. Sanayileşen ülkeler yeni Pazar ve kaynak için hızla zayıf ülkeler üzerinde hakim olmaya başladı. 19. Yüzyılın başlarında İngiltere, dünya ticaretinin % 50’sini elinde tutuyordu. Bu süreçte güçlenen devletlerin anavatan topraklarının büyük çoğunluğunu sömürgeleri oluşturuyordu. Örnek İngiltere’nin sömürgesi anavatan toprağının 94 katı kadar büyüktü.

3-EMPERYALİST REKABET VE KUVVETLER ÇATIŞMASI
İngiltere, Fransa, Rusya, Almanya gibi ülkeler Osmanlı üzerinde çıkarları için oyunlar oynamış bunun sonucu Osmanlı her yönden bu ülkelerin altında kalmış bunun yanında egemenliği altında ki topraklarda olan diğer ülkeler de emperyalist oyunlar sonucu isyan etmiştir.

OSMANLI DEVLETİ’NİN ÇÖKÜŞÜ: “I. DÜNYA SAVAŞI”
I. Dünya Savaşı’ndan önce Avrupa’nın büyük devletlerinin oluşturdukları ittifaklar genişlemiş, Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya Üçlü ittifakı; İngiltere, Fransa ve Rusya Üçlü itilafı oluşturmuşlardır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun veliahdı Sırplı bir öğrenci tarafından öldürülmesiyle 1. Dünya savaşı başlamış.

Osmanlı Devleti’nin İttifak Arayışı ve Savaşa Girmesi
*Tarafsız olmak bu savaşta Osmanlı devletiyle beraber Türk halkının yok olması demekti. Bundan dolayı çareyi İngiltere veya Almanya yanında savaşa girmekte gördü Osmanlı. *İngiltere ve Rusya’nın yayılmacı emellerine karşı güçlü bir devlet ile ittifak kurmak Osmanlı devletinin tek kurtuluş çaresi idi. Almanya’nın savaşı kesin kazanacağına olan inancı da herkesten olunca en büyük aday Almanya idi Osmanlı için.
*İttihatçılar her ne kadar İngiltere ve Fransa’yı ittifak için düşünse de bu ittifak gerçekleşmedi. Çünkü bu iki devletin çıkarları ve geçmişte Ruslar ile sürekli ittifakları bunu imkansız kıldı.
*Talat Paşa, Kırımda Rus çarını ziyaret edip ittifak için teklif etse de İngiliz ve Fransızların vaatlerinden dolayı Almanlar bahane gösterilip kabul edilmedi.
*Enver Paşanın devreye girip Almanya ya ittifak teklifi götürmesi Almanya’nın da ret etmesiyle Osmanlı devletinin diplomatik yalnızlığa girmesi kesinleşmiş oldu.
*Almanya tüm olası ihtimalleri düşündükten sonra gizli bir toplantı ile Osmanlı ile ittifak kurmayı kabul etti.
*Yavuz ve Midilli gemilerinin Almanya yönetiminde 29 Ekim 1914 te Karadeniz’de İngiliz donanmalarına saldırması Osmanlı’nın resmen savaşa girdiği tarihtir.
*Buna karşılık itilaf devletleri de Osmanlı’ya harp ilan etmiş, 14 Kasım 1914’te Osmanlı devleti tüm İslam alemine cihad-ı ekber çağrısında bulundu.

I. DÜNYA SAVAŞI’NDA CEPHELER
Her iki blokta Boğazlar, Çanakkale, Musul-Kerkük ve Süveyş üzerine plan yapmıştır. İngilizler açısından boğazlara sahip olup müttefiki Ruslara yardımı götürmek, Musul da ki petrollere sahip olmak ve Hindistan yolunu güvene almak ilk hedefti. Ayrıca Mısır ve Süveyş’e sahip olmak hedefi de vardı.
Almanlar ise Fransa’yı saf dışı etmek, Rusya’nın doğu cephesiyle meşgul olmasını sağlamak hedefti.
Osmanlı ise kalan toprağı müdafaa ve kaybedilmesi muhtemel yerleri de korumak hedefindeydi.

Kafkas Cephesi
Rusların Doğu Beyazıt’a saldırısıyla açıldı. Bu cephede görevli olan Enver Paşa. Sarıkamış harekatı ile savaş kış şartlarının zorluğu ve kaynak yetersizliğinden dolayı kaybedildi. Büyük bir yıkım gerçekleşti ve kayıp oldu. Toplam kayıp 75000. Bu sırada Ermenilerin katli de cabası oldu. Rusların Doğu Anadolu da ilerleyişi devam etti. Atatürk Rusların işgalinden Muş ve Bitlisi kurtardı. Kazım Karabekir’de Erzurum ve Erzincan’ı kurtardı. Ayastefanos Antlaşması ile Rusların eline geçmiş olan Elviye-i Selase (Üç Vilâyet: Kars, Ardahan, Batum) kurtarıldığı gibi Ruslar, Doğu Anadolu’da işgal ettikleri topraklardan çekilmeyi de kabul etmişlerdir.
Kanal Cephesi / Filistin Suriye Cephesi
İngilizlerin Süveyş Kanalı’nda Akabe Limanı’na saldırmasıyla açılmıştır. Bu cephe başarısızlıkla sonuçlandı. Almanların savaş planlarına uygun olarak yapılan bu harekâttan da bir netice alınamaması Mısır’ın tamamen kaybedildiği anlamını taşıyordu.
Çanakkale Cephesi
Düvel-i Muazzama kuvvetlerinin 3 Kasım 1915’te Seddülbahir ve Kumkale istihkâmlarının bombalanması ile başlamıştır. Bu kuvvetler içinde İngiliz ve Fransız birlikleri ile birlikte Rum ve Yahudi gönüllüler, Anzaklar (Avustralyalı, Yeni Zelandalı askerler), Sihler, Gurkalar, Sudanlı zenciler, Senegalli, Faslı askerler de bulunuyorlardı. Çeşitli dil, din ve ırklardan oluşan bu insanlar, kendilerinin olmayan bir savaşta bir araya gelmişlerdi. Anlaşılan odur ki emperyalist devletler Mehmetçik’e karşı dünya savaşına yakışır bir biçimde (!) bütün akvam-ı beşeri Gelibolu’da toplamışlardı. Bu cephede savaş 8.5 ay sürmüştür. Kitre Muharebeleri, Zığındere Muharebesi, I. Anafartalar Zaferi kazanılmıştır. Conkbayırı Muharebelerinde Mustafa Kemal’in göğsüne bir şarapnel parçası isabet etmiş ancak göğsündeki saat onu korumuştur. 21 Ağustos’ta II. Anafartalar Zaferi kazanılmıştır. Burada başarılı olamayacağını anlayan düşman, 20 Aralık 1915’ten itibaren gizlice çekilmeye başlamış, 10 Ocak 1916’da tamamen Çanakkale’den çekip gitmiştir. Çanakkale’de 200.000-250.000 Türk şehit, yaralı ve kayıp vardır. Bu rakamlardan da anlaşılacağı gibi insanlık tarihînde hiç bir zafer bu kadar pahalıya mal olmamıştır.
Mustafa Kemal de bu muharebede Türk askerînin hâlet-i rûhiyesini de şöyle ifade eder: “Biz kişilerin kahramanlık sahneleriyle ilgilenmiyoruz. Yalnız size bomba sırtı hadisesini anlatmadan
geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasında mesafemiz 8 metre, yani ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler, hiç biri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor. İkinciler onların yerine geçiyor.
Fakat ne kadar gıptaya şayan bir soğukkanlılık ve tevekkül biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir korku ve endişe bile göstermiyor. Sarsılmak yok.
Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, Cennet’e girmeğe hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerîndeki ruh kudretini gösteren hayrete değer ve tebrike yaraşır bir misaldir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebesi’ni kazanan
bu yüksek ruhtur.”








Irak Cephesi
İngiltere kuzeyden Rusya ile irtibat kurmak, Türk kuvvetlerinin Hindistan yolunu tehdit etmesini önlemek, Orta Doğunun petrol kaynaklarına sahip olmak için Basra körfezine asker çıkararak bu cephe savaşını başlatmıştır.
Kafkas cephesinde soğuktan kırılan Türk askerleri bu cephede ise kolera, açlık ve sıcaklıktan dolayı kırıldı.
Galiçya Cephesi
Romanya itilaf devletlerinin safına geçerek bu cephe savaşını başlattılar. Bu cephe savaşı Avusturya’ya karşı açıldı ve başarısız oldukları sırada Türk ve Alman askerleri yardım için bu cepheye geldiler. Büyük kayıp yaşayan Türk kuvvetleri ve alman desteğine rağmen Avusturya savaşta yenilmiş ve geri çekilmiş.

Hicaz Cephesi
Şeyhülislâm Mustafa Hayri Efendi’nin hazırladığı “Cihad-ı Mukaddes” fetvası ilan edilerek Kırım, Türkistan, Hindistan, Afganistan ve Afrika Müslümanlarını İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı savaşa davet edilmişti. Yalnız beklenen çağrı sonuçsuz kalmıştı. İngilizlerin Arap milleti Osmanlıya karşı bağımsız olmaya teşvik etme politikası ile Araplar Osmanlı karşıtı davranışta göstermiştir. İngiltere desteği üzerine Şerif Hüseyin önderliğinde Osmanlı devletine savaş ilan edildi. İngiliz propagandası da “dinsiz ittihatçı elindeki padişah-halifeyi kurtarmak idi”

Filistin Cephesi
İngilizlerin saldırısı ile Kudüs ele geçirildi. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından bir haçlı zaferi gibi kutlanıldı İngilizlerin bu başarısı. 7. Ordu komutanı Atatürk gerçek vatan olarak görülen yerleri İngilizlere karşı savunmuş.Osmanlı 1. Dünya savaşında sadece bu cephede savaşmamıştır.

Osmanlı Ermenilerinin Yeniden Yerleştirilmeleri

20. Yüzyıl başlarına kadar sadık millet şeklinde anılan Ermeniler Osmanlı idaresinde önemli görevlere de getirildiler. Yalnız Osmanlı 1. Dünya savaşına girerken cephe gerisinde düşman ile el birliği olmuş, halka büyük zulüm etmiş, savaşa giden ordunun boş bıraktığı yerlerde halka zulmedip insanlarımızı öldürmüş, savaşta Osmanlı devletini olumsuz etkilemişler. Esasen Ruslar ile işbirliği içindeydiler. 3. Ordu komutanı Mahmut Kamil Paşa Ermenilerin göçe zorlanılması gerektiğini teklif etmiş, bunu Ahmet İzzet Paşa’da mantıklı bulmuştur. Ermenileri göç etme yetkisi tamamen orduya devredilmiş. Kanun ile tescil edilmiştir. Bu göç sadece cephelere yakın orduyu olumsuz etkileyen bölgelerde olmuştur. Sadece isyan, katliam gibi olumsuz olaylara karışan Ermeniler göçe zorlanıldı. Körler, kimsesiz kadınlar göçe tabi olmamıştır. Giden Ermenilerin arkalarında bıraktığı tüm malvarlıkları hesaplanarak sonradan gerçek değeri karşılığında paraları verilmiş. Nakil sırasında görevini yanlış şekilde yerine getirip Ermenileri ezmeye çalışanlar mahkemede yargılanarak kimi idam edilmiş ve cezaları verilmiştir. Dış müdahale ile Ermenilerin katledildiği gibi asılsız haberler ortaya atılsa da hiçbir şekilde bu durum ispatlanmadı aksine Ermeni Rus işbirliği ile 1 milyondan fazla Türk halkı katledildi. Bu durum belgelerle sabittir.
 
Üst